Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Yurdakul Er

Yıkıcıları Beklerken...

Yayın Tarihi: 07.05.2021 , 23:36 Güncelleme Tarihi: 07.05.2021 , 23:36

Şanı büyük Immanuel Wallerstein (hadi Paşa'yı da ekleyelim), "marksist sosyolog", kısa bir süre önce Madrid'de sevenleriyle bir araya geldi, konferanslar verdi ve kapitalizmin de en fazla 30 yıllık bir ömrü kaldığını müjdeledi.

Wallerstein'e göre, insanlık, ekonomik çöküşün yanı sıra "siyasal bir kaos dönemi"nin de arifesinde bulunuyor.

Peki.

Oldu.

Baştan hatırlatalım biz, bir şeyi iyi biliyoruz: "Bunlar", bizi hiç sevmez. Nedense, biz de bunları değil okumak, resmen hatmederiz ve haklarını yememek için özel bir çaba gösteririz. Fakat "onlar", bu nevzuhur "üstadlar", bunu çok doğal karşılarlar.

Sosyalizmi kurmak için inanılmaz yüklerin, insanlık dışı yüklerin altına girmiş devrimci kuşakları, kadroları, halkları ve devletleri görmezlikten gelmek, bunların karakteridir. Ekim Devrimi, sosyalist iktidarlar falan bu "marksistler" için hiç önemli değildir. Metropollerde, şu ya da bu şekilde, iyi bir yerleri de vardır ve azgelişmiş ülkelerdeki sosyalistler, belki bir de bu yüzden, bu Wallerstein ve arkadaşlarında hep çok büyük değerler olduğunu düşünürler. Hatta onların içerideki onursuz acentelerini solda nereye yerleştireceğini bile bilemez, onlara layık bir yer bulamazlar, falan filan.

Bir değerleri olduğu doğrudur. Tamam, haklarını yemeyelim ve yakından izlemeyi sürdürelim, ama entelektüel zenginliği sadece bu âlemde aramanın da bir aşağılık kompleksiyle bağlantısı yok mudur?

Neyse, işte bu âlemden bir şanlı isim, Wallerstein, açıkça "kapitalizm denizi bitti, 30 yıl sonra bir şey kalmayacak" diyor.

Üstada sosyalist deneyimleri bir türlü sevdirememiştik. Kapitalizmin son krizlerini yaşadığı iddiasındaki Wallerstein, bugün de zaten bu yıkımdan ilerici bir alternatif çıkacağı iddiasında değildir. Daha kötüsü de olabilirmiş! Söylediği bu. Demek, bir barbarlığa doludizgin gittiğimiz konusunda üstadla akıllı devrimciler arasında artık bir ayrılık bulunmuyor.

Ama Türkiye ne olacak?

Üstad böyle küçük işlerle uğraşacak adam değil, tamam da, bizim aklımıza takılıyor işte: Bu ülke ne olacak?

Üç aşağı beş yukarı, 30 yıllık bir sürede kapitalizm eğer tarihe karışacaksa, Türkiye neye karışacak? Türkiye ne olacak?

Sorunca ulusalcı mı oluyoruz?

"Modern dünya sistemi" (The Modern World-System) gibi büyük anlatılarla haşır neşir bir adam için, Türkiye öyle bir küçük nokta ki...

Batı'nın "büyük muhalifleri" bizimle ilgilenmeyebilir, ama bizim başka işimiz yok: En büyük ve ilk derdimiz bu yoksul ülke...

Gelen felaketi anlamaya çalışıyor ve bir çıkış yolu arıyoruz.

Bir çıkış yolu yaratmak için çabalıyoruz.

Örnek mi?

Enflasyonun emekçi sınıflar için bir felaket olduğunu, onların zaten kısıtlı varlıklarını tamamen erittiğini biliyorduk, ama deflasyonla kimse ilgilenmemişti. Şimdilerde deflasyonun çok daha (ve hatta asıl) büyük dert olduğunu öğrenmeye başlıyoruz. Neoliberal şike, 20'nci yüzyılın ilk yarısındaki büyük krizin de deflasyon merkezli bir kaos olduğunu unutturmuştu.

Enflasyon bir tsunami ise, deflasyon onu aratacak bir başka tsunami. Bir sıcak, bir soğuk: Cehennem sıcağından Sibirya soğuğuna.. Türkiye bu tsunamiler cehenneminin tam ortasında korunmasız.

Hiçbir kaçarı yok.

Bu gidişle Türkiye, çöken kapitalizmden önce sahneden kovulacak ve yerine "Haysiyetsiz Osmanlı" çıkacak. "Ufarak Osmanlı" yani...

Wallerstein üstad sayesinde hatırlamış olduk, boşuna değildi takılmamız: Sağda solda bu büyük karanlığa "Türkiye adıyla", kapaklanmayacağımızı düşünüp sevinen kemalistler bile var. Hani, "yıkılsın öyleyse Roma" diye bağrışan bir sürü Sezar karikatürü... Artık kaç kişiyseler...

Barbarlığa çıkacak yolu, bizim buralarda Osmanlı taşlarıyla örüyorlar.

Ama enflasyon kadar savaş da şart, bu yol için.

Karşılıksız trilyonlarca dolar değerindeki kağıtları imha edecek, sadece onları değil insanlığın nüfusunu da tırpanlayacak, böylece yeni bir denge kuracak olan savaşların, halkların çıkarına olduğunu kim iddia edebilir? Sonuçta, sermaye sınıfının orta ve uzun vadeli çıkarları için savaşın en uygun ilaç olduğunu tarih yeterince kanıtlamadı mı?

Sermayenin, tüm sektörleriyle (finans, sanayi, ticaret vs) hele siyasal kadrolarının bu kadar bayağılaştığı bir zaman parçasında (neoliberal travma) vahşi hayvanlar gibi kendi kısa-orta vadeli çıkarları için zıvanadan çıkmaya hazır olduğunu biliyoruz Faşizmler, özellikle de nazizm, böyle bir sermaye çılgınlığına örnektir: Bunlar, sermayenin nasıl gözü dönüp en insanlık dışı eğilimleri destekleyerek feraha çıkmayı deneyeceğine kanıttır hep.

Aslında 1930 New York doğumlu Immanuel Wallerstein, herkesin herkesin boğazına sarılacağı bir dünyaya doğru gidildiğini, geçen yılın ekim ayında da Le Monde'a söylemişti: "Kapitalizmden daha iyisi de daha kötüsü de mümkün" diyordu hazret. Emek sermaye çelişkisini ön planda görmeyip, merkez ile çevre arasındaki çelişkinin arkasına çekilmiş sayan Wallerstein, malum, hep tek bir dünya sisteminde yaşadığımızı ileri sürmüştür.

Geleceğimiz yer orası: Bu dünya sistemi epeydir bir deflasyon tehdidi altında.

Kendisini sosyalist sayan, ama reel sosyalizm deneyimi karşısında bizdeki Murat Belgeler, Baskın Oranlar, Ufuk Uraslardan daha az acımasız olmayan bu Amerikalı araştırmacıya göre, çöken, başlangıcı 1970'lere yaslanmış bir spekülasyonlar dönemidir. Wallerstein, kaos diyerek, aslında bu spekülatif tsunamileri zikrediyor.

Haksız değil.

Ortada trilyonlarca dolar "değersizliğinde" kağıtlar var. Dünya devlerinde, üstelik sadece kredi kurumlarında değil reel ekonomide de, bu kara deliklerden biri batıyor diğeri çıkıyor. Para, reel ekonomiye dönemiyor. Birikiyor. Çöplüklerdeki metan gazı gibi...

Karşılıksız kağıtların bir biçimde imhası gerekmeyecek mi?

Öyledir.

Enflasyon ve savaş gibi iki acil önlem, ciddi ciddi masaların üzerindedir artık. Deflasyonla vurulacak bir dünya sistemini kurtarmak için, sermaye, enflasyon ve savaşa mahkum.

Farkında mıyız?

Türkiye, bu yıkımı görmeden önce bitirilebilir. Türkiye bu yıkımı göremeyebilir.

AkP-AsP koalisyonunun, bu büyük koalisyonun, imamlarla uniformalı ve üniformasız her türden bürokratın, yeşil sermayeyle monşer sermayesinin, bir uğursuz koalisyon olarak, Türkiye'nin boğazına sarıldığını görmemek için solumuz epey direndi.

Sonucu almak için az bir vakit kaldı.

Sosyalist yönelişli bir hükümet dışında hiçbir şey, bu kaderi değiştiremez.

Yurdakul Er 'ın Son Yazıları