Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Yurdakul Er

Onlar Dönüyorsa, Rüzgar Dönüyor Demektir

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:18 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:18

Bir dil yaratabilmiş ve herhalde bu nedenle pek sık taklit edilen bir yazar, Bekir Coşkun, dün, kendi meşrebince, büyük çözülüşümüzdeki öncülerin resmini verdi. "Dönek Döndü..." başlıklı yazısında, yakın çevresinin, yani liberal sokağın tuzu kuru sakinlerinin son günlerde pek bir tedirgin olduklarını öne sürdü:

"Şimdi uyandı dönek…

Tam sekiz yıl sonra…

Şu yukarıdaki büyük istila dönek sayesinde sağlandı aslında… Onun dünyanın ve toplumun gözüne tuttuğu örtü, gizli-saklı amaçlara sağladığı perde altında gerçekleştirildi…

En öne onu koydular, kervan yürüdü…"

Buradan, özellikle son cümleden hareketle söyleyeceklerimiz var.

Bir kere, demek ki, her gerici kervan, önüne daha önce mücadele ettiği cepheden birilerini alıp yerleştiriyor bu da, bugün, soldan devşirdikleri oluyor. Sağdan alınanlar ihmal edilebilir nicelik ve niteliktedir. Aslına bakılırsa niteliklerini hiç dikkate almak gerekmez. Çünkü, sağdan böyle işler için gerekli "insani" malzeme çıkmaz sağ, solun belki bir türlü kusamadığı ama solu üç kuruş için kusanları kullanarak bu kervanı toplayabilir. Sol, bu açıdan bitip tükenmek bilmeyen bir kaynaktır. Nitekim Türk ve Kürt gericiliği, son 30 yılda böyle devşirdiği kadroları ön saflara koyarak, bir azınlığı öne çıkararak yola düzüldü. "Başarılı" da oldu.

Son 30 yılın kısa bir özeti bu.

Peki, bunun ilerici mücadelede çok farklı bir çizgi izlediğini söyleyebilir miyiz? Bir açıdan pek farkı yoktur gerçekten de. Sonuçta ilericiler, kervanlarını ister istemez bazı önderlerin arkasında toplar ve yürütürler. Daha doğru bir ifadeyle, tarihin sıçrama noktalarında, devrim zamanı diyelim, gelip yığılan sorunların altından entelektüel kapasiteleriyle kalkabilen ve toplumu ileri taşıyan entelektüel donanımı yüklü bireyler ("aydın") önü çeker. Bu, içerik sorunsalı bir yana, ilericiliğin gericilikten pek de farklı olmadığı yandır: Öncüler var.

Farklı olduğu yan ise, bu öncü müfrezelerin sola sağdan gelmeyeceği, gelemeyeceğidir. Yani arada biri git-gel yok. Soldan sağa geçiş, gerici kervanların en önemli yakıtıdır. Solu etkisizleştirmenin, toplumsal rıza üretmenin yegane yoludur. Vazgeçilmez. Ama sağa geçen sola dönemez: Halk katmanlarından, sıradan insanların politik görüşlerinin değişmesinden söz etmiyoruz zihinsel kapasitesiyle, emekçi halkın üzerine gelen büyük entelektüel saldırıya "entelektüel bir şiddet" üreterek direnebilenlerden söz ediyoruz.

Sol, sağdan alamıyor, ama sağa vermeye mecbur kalıyor.

Bu mecburiyete fazla kızmayalım.

Bu mecburiyet, derinlerdeki bir büyük cepheleşmenin ve kapışmanın günlük yaşamdaki tezahürüdür.

Aydını zaman ve mekan boyutunun altını çizerek yeniden tanımlarsak, belki ne demek istediğimizi daha rahat anlatırı: Ekim Devrimi sonrasında aydın, piyasa düşmanı, yeni ve eşitlikçi bir toplum için bilgi üreten ve taşıyan insandır. Teknokrat, ise bu insan tipinin ölümcül düşmanıdır: Piyasa ve eşitsizlikçi bir toplum için bilgi üreten ve taşıyan insan.

"İnteligentsia"nın kaçkınları, refah karşılığı "teknokratsia"ya iltica edenlerdir.

Trajik olan, devrimci dönüşüm dönemlerinde, gerici kervanların, soldan devşirilen aydın kırıklarının, teknokratların yani, bir işe yaramadığını gözlemeye başlamasıdır. Teknokratlar ateşten kaçan vahşi hayvan sendromları göstermektedir.

Teknokrat, bu satılık sürü insanı, çöküş dönemlerinde, gerçek yüzüyle sırıtır.

Hasan Cemal’den Murat Yetkin’e, Nuray Mert-Ahmet Altan tipinden haber televizyonlarında refah şişkini yüzlerinden kan damlayarak komünistlik taslayan düşük teknokratlara kadar, her yerde, bu sırıtan çehrelerin tedirginliği ile karşı karşıya kalıyoruz. Bekir Coşkun, bu tedirginliği resmediyor.

Elbette eleştirdiğimiz, ama bir akrabalığımızın olduğunu da gizlemeyeceğimiz Bekir Coşkun ve benzeri namuslu adamların, komünistlere bir de bu gözle bakmalarında yarar yok mu? Bizim kustuklarımızı, daha doğrusu bizi kusanları yakından tanıyorlar ya bizi? Çöküşten biz mi yoksa bu döküntüler mi sorumlu?

Çağdaş dünyanın her yerinde insani direnişin önünü, gerek fizik gerekse entelektüel enerjileriyle hep komünistlerin çekiyor olması, bir tesadüf değildir. Bir öncü savaşı veriyorlar.

"Demokratların", bu öncüleri daha yakından tanımalarında yarar var.

Çünkü artık zaman yok.

Yurdakul Er 'ın Son Yazıları