Yurdakul Er
Nabucco: Savaşın ve Parçalanmanın Kod Adı
Yayın Tarihi: 07.05.2021 , 23:57 Güncelleme Tarihi: 07.05.2021 , 23:57
Avrupa’nın enerji güvenliği için yine Anadolu’nun ortasından, ama bu kez doğudan batıya ve boydan boya bir hat geçirilecek. Peki, her yanı belirsiz, şımarık uluslararası uzmanların Viyana operalarından aparttığı adıyla bu Nabucco, Avrupa’nın enerji açığını giderebilecek durumda mı? Şu anda hiçbir şeyi giderecek durumda değil.
Üzerine zar atılan mesele de zaten enerji ve Nabucco değil.
Başka bir şey.
Yine burada, soL’un dört-beş yıl kadar önceki periyodik ürünlerinde de dikkat çekmiştik: Baku-Tiflis-Ceyhan hattı açıldığında, bu hattın Türkiye’nin parçalanmasını hızlandıracak bir “iç sınır” oluşturduğunu, yani bir iç savaş sınırı olarak hizmet vereceğini savunuyorduk. 2005 yılı pek bir hareketliydi. Baku-Tiflis-Ceyhan hattı (“BTC Boru Hattı”) açıldığında, korunmasıyla ilgili olarak Washington-Baku güzergahında heyecanlı ziyaretler yaşanmıştı. O kadar önemliydi ki bunlar, basına bir türlü tüm boyutlarıyla yansıtılmamıştı.
Bir şeyler oluyordu.
Hâlâ bilemediğimiz bir takım kartlar, kanlı zarlar o zaman atılmış olmalıdır hayatımız üzerine.
Sonunda Wall Street Journal, bugün bizzat kendisine değil de, kendisine yapılan göndermelere internet ortamında bol bol rastlayabileceğimiz bir haber yayımladı 11 Nisan 2005 tarihli sayısında. “Hazar Bekçisi” bir kurumlaşmadan söz ediliyordu: “Caspian Guard”. Yarım akıllı Bush ve uzmanları, Baku’dan yola çıkan bu hattın güvenliğini sağlamak üzere 100 milyon dolar harcayarak bir özel ordu kurmayı planlıyordu. Yani Türkiye’nin içindeki bir enerji hattının güvenliğinden, Amerika’nın finanse edip kuracağı özel bir silahlı birim, bir tür ordu sorumlu olacaktı. Bakû da galiba merkez karargahı olacaktı. Sonra oyunbozanlık etti muhtemelen.
Bu haber üzerine büyük kavga çıkmadı. Üzeri örtüldü, geçiştirildi. Bu anlamsız hattın güvenliği bugün TSK’da. Ancak, galiba o koruma konusunda da bazı “destekler” yaşanıyor.
Sözünü ettiğimiz haberi bulmak kolay değil. (Belki bir okurumuz ulaşır ve şimdilerde en fazla ikinci elden okuma fırsatı bulabildiğimiz bu tuhaf, çok tehlikeli haberin akıbetini bir kez daha gözden geçirme fırsatı buluruz.) İş, ciddiydi. Bu “haber” bu kadar saklandığına, hatta açıkça sumen altı edildiğine göre, Obama’nın ne yapacağını bilemiyoruz tabii, işin içyüzünü yeniden gözden geçirmekte yarar var.
Ancak cehalet ve ihanette gözünü dolar-avro bürümüş bir çevrenin, önceki gün gazetesinin manşeti üzerinden ortalığa salıverdiği bir haber, WSJ haberini gölgede bıraktı. “Star” gazetesi, “Nabucco’ya Özel Ordu” haberiyle baklayı ağzından çıkarmış oldu. Yalanlanmadı.
Nabucco’nun, yani bu ne taşıyacağı hâlâ belli olmayan, kimin gazını kime vereceği de açıklık kazanmayan, ama çok iddialı bir enerji köprüsü olarak lanse edilen hattın, ilk etapta ne işe yaradığını böylece öğrenmiş olduk.
Şu anda Türkiye’de ikinci bir iç sınırın inşa edildiğini ileri sürebilecek durumdayız. Nabucco, AB’ye militarizmini parlatma fırsatı ve bahanesi verecek.
ABD ise Bakû-Ceyhan hattını ilerleyen zaman içinde özel korumasına alabileceğini düşünüyor olmalı. Buna da hakkı olduğunu söylemek zorundayız. ABD-İsrail, Güneydoğu Anadolu’yu bundan böyle Türkiye’ye “yedirmeyeceklerini” zaten ilan etmişlerdi.
Şimdi de Avrupa, Türkiye içindeki ikinci ve asıl büyük, üstelik batı bölgelerini kapsayan, ki buralara “İstanbul’un Hinterland’ı” demek daha doğrudur, bir koruma alanı yaratmış bulunuyor. Demek, Türkiye’yi boydan boya geçen bir enerji hattını Türkiye koruyacak durumda değil. Ordusu da koruyamayacak halde. Türkiye, AB’nin gözünde Macaristan, Bulgaristan, Romanya gibi mafya devletlerine dönmüştür. Anlaşma böyle öngörüyor. İçinden geçeceği ülkelerin meclislerinde de onaylanması gerekecek Nabucco anlaşmasıyla, hattın güvenliği açıkça AB’nin askeri uhdesine bırakılıyor. Star’ın duyurduğu, bu. Bilmeden “merd-i kıpti” tuzağı yani... Neyse...
BTC Boru Hattı için Amerikan girişimi henüz sonuç vermemişti ve o girişimin Bush döneminde gerçekleşeceğini düşünmek de doğru değildi. Ama Obama’nın BTC Boru Hattı bahanesiyle ve İsrail’i kanatlandırmak için bölgeye bir giriş yapacağı kesin. İran için de gerekiyor. Kaldı ki, Nabucco’nun İran doğalgazı dışında ekonomik bir şansı olduğunu söyleyen de yok.
Nabucco, asıl büyük kanıttır. Türkiye’nin nerede ve nasıl bitirileceğinin de ilanı kabul edebiliriz.
Nabucco, kemalist kuruluşu hatırlatan tüm kurumların yerle bir edildiği bir dönemde, hiç korkmadan, utanmadan Türkiye topraklarının boydan boya bir emperyalist kurumun silahlı korumasına bırakılacağının ilanıdır. Bundan ötesi var mı?
Kabul edelim ki, Star, herhalde istemeden Cumhuriyet’in gediğini kapatıyor. Elbette tersinden. (Cumhuriyet gazetesinin Washington’da bütün bu işlerin anlamını çözecek bir gazetecisi olmadığı biliniyor. İmza yok değil. Yasemin Çongar’ın yeni versiyonlarıyla imza açığı kapatılıyor anlaşıldığı kadarıyla. Yoksa?...) Ama bu iş, gerçekten çok ciddi. Cengiz Çandar, belki de işlerin bu denli açık oynanmasından ötürü Sevr Sendromu’nun defnedildiği müjdesini verme ihtiyacı duymuştur. Amacı tersinden okunmalıdır: Sevr artık Nabucco adı altında, ondan çok daha etkili ve somut bir anlaşmadır.
Sevr’i imzalayanların sonunu biliyoruz!
Bu yeni Sevr’e imza atanların sonu ne olacak bakalım?
Nabucco Sendromu’nun ne kadar seslendirsek azdır. Böyle telaşlı bir gizleme sendromuna, Türkiye’nin kendi kolluk güçlerinin de sokulmayacağı alanlar yaratıldığına tanık oluyoruz. Türkiye, AB’nin gözünde, Avrupa’ya yönelik 2000 kilometrelik bir doğalgaz hattını koruyabilecek durumda bile değildir. Anlaşma maddesi olduğuna göre, bu, böyle. Yeni dev hattın içinden hangi gazın geçeceğini bilmiyoruz, orası açık, ama kimin koruyacağını biliyoruz. Bu bir AB özel hattıdır ve geçtiği ülkenin bütünlükten falan söz etmesi kadar alçakça bir yalan az bulunur. Cengiz Çandar, Star ve bu hattı alkışlayan herkes aynı korkunç yalanın, Sevr’i yakında kat kat geride bırakacak bir intikam duygusunun uşağıdır. “Yeni Osmanlı”, bu uşaklığın ta kendisidir.
İçinden geçen enerji hatlarını koruyamayan bir Türkiye için Sevr bile fazladır. Ankara, bugün çok daha beter bir duruma düşürülmüş değil midir?
Cengiz Çandar’ın, Referans ve Radikal gibi “Şerefsiz Osmanlı’ya dönüş” politikalarının propagandacısı yayın organlarında yayımlanan seviyesiz makalesi, bir gerçeği altüst etmeyi hedefliyordu. Bu kadar cahil bir solun karşısına, böyle bir küstahlıkla çıkmayacak da sermaye, neyle çıkacak?
Nabucco’nun ne olduğu anlaşıldı mı?
Nabucco, Türkiye’nin Avrupa tarafından tasfiyesi demek. ABD’nin BTC ile beceremediğini, becermek demek.
Yeni bir silahlı güç, açıkça ordu demek. Belki de “Fetocu polise” müttefik yaratılıyordur.
Türkiye’de eğer hâlâ üniformalı veya cüppeli kemalist kaldıysa, bütün bu olup biteni bir kez daha düşünmesinde yarar var. Sadece “Fetocu polisler” yetmiyor, bizzat AB’nin silahlı birlikleri de yakında Erzurum’dan Meriç’e kadar yayılmış olacak. Dedik ya, Nabucco’dan doğalgaz geçip geçmeyeceğini, bu gazın kime ait olacağını kimse bilmiyor, ama 8 milyar avroluk hattı kimin koruyacağını ilan ettiler bile.
AB, Nabucco’da kapıyı açınca da BTC Boru Hattı’nın bir başka ve Amerikan damgalı ve herhalde İsrail destekli bir “Caspian Guard”a bırakılması hızlanmaz mı? Azeriler şimdilik o işi bozmuş gibi görünüyor. Fakat bizim için önemli olan bir başka nokta var: Yugoslavya’yı 10 yıl önce ABD uçakları bombaladı, tamam, ama ondan önce iş bitirilmişti Avrupa Almanyası tarafından, hatırlayan var mı? Türkiye’yi de, ABD değil, AB bitirecek. Bunu gördükleri için ve bitirilmesini istedikleri için, Çandar ve bütün Türk medyası, “Bu hat bütünlüğümüzü garantiliyor” yalanını yaymaya çalışıyor işte. Ne bu telaş?
Bu ülkeyi kimlerin sattığı şimdi daha iyi anlaşılıyor.
2 bin kilometrelik bir hattı hangi boyutlarda bir silahlı güç korur? Anadolu’nun ortasında böyle bir ordu, yönetimi Türkiye dışındaki bir AB ordusu, neden Türkiye’yi bir de ekstra bölme zahmetine katlansın ki? Zaten iş bitmiş demektir... Değil midir?
Biz, bu hattın anlamı ve “felsefesi” üzerinde ne kadar düşünsek azdır.
Solun, iktidara gelmezse bu ülkenin ortadan kalkacağını anlamış insanlardan söz ediyoruz, bir araya gelerek bu korkunç gidişe dur deme zamanı gelmiştir. Demezsek, ittifaklardan kaçarsak, üzerimize yıkılan bu enkazın altından hiç kalkamayız.
Sol bir iktidar için, AkP-AsP büyük koalisyonuna ve onun CHP’den MHP’ye kadar uzanan geniş bir alandaki yardakçılarına karşı çıkmak için, derhal harekete geçmek zorundayız.
Nabucco, bizim işimize şu sırada en fazla böyle yarar.
Bahanemiz olur.