Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Yurdakul Er

Krizin Tetikleyeceği Parselasyonlar YURDAKUL ER

Yayın Tarihi: 07.05.2021 , 23:36 Güncelleme Tarihi: 07.05.2021 , 23:36

Her gün yaşıyoruz. Türkçe ve Türkiye'de ise hâlâ kısmen gizlenebiliyor. Ama bugün yarın o da biter. Bitmek zorunda. Ekonomik sistem, neoliberalizm veya çağdaş kapitalizm, gerçekten çatırdıyor.

Sadece, çağdaş kapitalizmin bu ağır krizinden geriye nasıl bir enkaz kalacağı bilinmiyor.

Her nasılsa, şu ya da bu şekilde, mevcut sistemin uzun süredir bayağı iş görmüş, başarılı olmuş tüm meşruiyet kanalları ve göstergelerinin, örneğin dev katedrallerinin (bankalar) teker teker düştüğüne tanık oluyoruz. Sistem, kendini ve taşıyıcı aktörlerini haklı gösterebilecek herhangi bir gerekçesi kalmadığını resmen kabul etmek üzeredir. Halka anlatacak pek bir şeyleri yok.

Refah kapitalizminde bile bu, böyle.

Bizim gibi kenardakilerin durumu herhalde çok daha berbat olacaktır.

Gerçekten de, bu sürecin Türkiye açısından ilave bir önemi var. Ekonomik iflasın, bu ülkeyi bir bütün halinde tutmayı olanaksızlaştıracağı kesin. Başka yerlerde ne yaşandıysa onun yaşanacağını söyleyebiliriz. Devletler, ekonomik açıdan iflas edince, coğrafi-siyasi bütünlüklerini koruyamaz hale geliyorlar.

Kadim tarihte böyleydi.

Yakın tarihte de böyle oldu.

Ülkelerdeki yönetici siyasi iradenin ekonomideki iflas nedeniyle kendi kendisini sürdüremez hale gelmesi, "bölücü" etki yaratıyor.

Ama tersi, o kadar değil.

Bu, ne demek?

Bu, şu demek: Ekonomik açıdan kendini sürdürebilen ülkeler, devletler, sınırları içindeki ayrılıkçı iradeleri etkisizleştirebiliyor. Ama ekonomideki gerileme ve iflas, mutlaka ayrılıkçı iradenin işini kolaylaştırıyor.

İşte Batı demokrasileri de denilen merkezlerle Türkiye gibi bağımlı (kenar) ülkeler arasında böyle bir fark var.

O noktaya geldik.

Türkiye, ekonomik iflasın (felaketin) eşiğinde, hatta bazı açılardan tam içindedir. O halde, ayrılıkçı politikaların, yani emperyalist siyasetin açık birer uzantısı olan güç odaklarının parselasyon hesapları, "başarı" şansı yüksek maddi bir güce dönüşmektedir.

Gerçi Batı dünyasında da finans krizinin ağır bir iflasa dönüşmek üzere yayıldığını görüyoruz. Dolayısıyla sadece İspanya, Fransa, Belçika, Yunanistan, İtalya vs gibi etnik dertleri olan ülkelerin değil, ABD'nin bile bir bölünme sarasına kapılacağını düşünmek, çok da abes değildir. Fakat bu krizi kenardakilerin sırtına yıkabildiği sürece, sistem, merkezdeki yıkıcı sonuçları erteleyebilir.

Bağımlı ülkelerde, yeni sömürgecilik koşullarında, küreselleşmenin emperyalist aktörleri, ağır darbeler alacak ve parçalanmayı yaşayacaktır. Bu da merkez ülkelerdeki son finansal krizin, kenardan ve nasıl finanse edileceğine bir işaret olarak değerlendirilebilir.

Ne mi oluyor?

Gerileme, çöküş, iflas vs, artık adı her ne ise, ekonomideki son düşüş, sadece Türkiye gibi ülkelerdeki ayrılıkçılar için değil, merkezdeki, demokrasinin göbeğindeki ayrılıkçılar için de bir "kaynak" halini alıyor.

Durum, kötüye gidiyor.

Çünkü "büyücünün çırakları", bu uğursuz kaynakların nasıl sonuçlara yol açacağını hiç bilemiyorlar.

Ateşle oynuyorlar.

Yurdakul Er 'ın Son Yazıları