Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Yavuz Alogan

Bu gördüğünüz, 
ekonomi politiktir!

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 01:06 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 01:06

Neoliberalizm çağında kapitalizmin çarkları rüşvetle döner. Sistemin karar vericileri rüşvet alırlar, onların yerine geçip yönetmek isteyenler her türlü yolsuzluğu şantaj aracı olarak kullanırlar. Şantaj-rüşvet ilişkilerinin tıkandığı noktada seks kasetleri, teknik takip görüntüleri, para dolu bavullar ortalığa saçılır. Günümüzün iktisadını sevgili Sadun Aren’in Ekonomi El Kitabı’ndan öğrenemezsiniz ilk gençliğimizin gözde kitabı, Nikitin’in Ekonomi Politik’i de size bir şey anlatmaz. Para/banka/firma/devlet işlerinin nasıl yürüdüğünü anlamanız için ekonomiye yön verenlerin para kasalarına ve yatak odalarına bakmanız lazım. Gördükleriniz sizi hayrete düşürebilir fakat neoliberalizm çağında bağımlı ülke kapitalizmi hakkında çok sağlam fikirler edinmiş olursunuz. Sakın unutmayın! Gördükleriniz, bugünün ekonomi politiğidir. Sosyalizm kurulana kadar ekonomi de politika da böyle kalacaktır.

Şimdi AKP ve Fethullah çetesi madara oldu diye büyük bir keyif duyuyoruz (ben duyuyorum şahsen!). Orta vadede muhtemelen yorgun boksörler gibi birbirine sarılarak kapitalist rezilliğin bataklığında, arkalarında yoksulluk ve kargaşa bırakarak boğulup gidecekler. Fakat toplumun her yanına sirayet eden o muazzam gericilik ve cehalet olduğu gibi kalacak. Devlet denilen amansız baskı aygıtının başına öncekileri mumla aratan yeni aktörler geçecek.

Bülent Arınç, “devletin içinde örgütlenmiş gizli odak”tan söz etti. Aslında bugünkü devletin kendisi halkın içinde örgütlenmiş bir gizli odak... Her dört yılda bir en büyük parayı en uçuk demagojiyle en iyi birleştiren, emperyalizmin desteğini arkasına alan aktörler o gizli odağın başına geçip halktan haraç toplayarak, rüşvet trafiğini işleterek ülkeyi yönetiyorlar.

Devrim gerçekleşmedikçe, Jakoben (incorruptible/ yozlaştırılamaz) yöntemlerle bir kültür devrimi olmadıkça, bu değirmen bu şekilde dönmeye devam eder. Başına altından bir taç ya da iktidar kavuğu geçirecek bir soytarı buldukları anda, onu halkın sırtına bindirip iktidara taşırlar. Bulamıyorlarsa imal ederler, yaratırlar…

Şimdi her türlü komplo teorisi havalarda uçuşuyor. İmam’ın gazabı iktidarı sarsıyor. Hepimiz sırların, esrarengiz olayların peşindeyiz… İran’la ambargoyu deldiği için dış güçler Diktatör’ün hesabını görüyorlarmış o İranlı tuhaf çocuk aslında Savama (İran istihbaratı) ajanıymış fakat CIA’e de çalışıyormuş MOSSAD her şeyi inceden planlamış mesela İçişleri Bakanı telefonda nasıl oluyor da oğluna “Yavrum, dikkat et seni dinliyorlar” diyebiliyormuş yakında bütün televizyon kanallarında siyasetçilerin rol aldığı pornografik filmleri doyasıya seyredebilecekmişiz 24 Ocak 1980 kararlarından bu yana uygulanan iktisadi siyasetin sonucuymuş bütün bunlar (ne derin bir sol analiz!) fakat filmin sonunda Kemal Derviş gelip ekonomiyi bir kere daha “düzeltecek”miş Kılıçdaroğlu, münasebetler daha kolay olsun diye yatağını ABD Büyükelçiliği’ne taşımış, görevini Sarıgül’e devrettikten sonra elçiliğin muhasebe işlerine bakacakmış. Yaşanan cümbüşün yanında Federico Fellini’nin Satyricon’u (1969) sönük kalır.

Siyaset kurumu iflas etmiştir. Sağcısı solcusu, Cemaatçisi çetecisi, şeriatçısı sosyal demokratı birbirine karışmıştır. AKP’liler Zaman gazetesini, CHP’liler sağcı ve cemaatçi adaylar yüzünden genel merkezlerini protesto ediyorlar. İlhan Cihaner’in şu sözleri aslında bütün milletvekilleri için geçerlidir: “Şimdi elinizdeki mazbataları yavaşça yere bırakıp Meclis’i terk edin.”

Halkın Kurucu Meclisi için, dini siyaset alanından ebediyen kovacak aydınlanmacı bir yeni Anayasa için şu kış günlerinde büyük şehirlerin en büyük meydanlarını Haziran’a çeviremezsek, bu haramiler kılık değiştirip yollarına devam edecekler. İsyanın bütün yolları açıktır, bütün imkanları mevcuttur.

Yavuz Alogan 'ın Son Yazıları