Süha Alpaslan
Geldik Bugüne SÜHA ALPARSLAN (Bolu)
Yayın Tarihi: 07.05.2021 , 23:36 Güncelleme Tarihi: 07.05.2021 , 23:36
"ÖzelleştirmeYeni Dünya Düzeni (YDD) diye adlandırılan Globalleşme,Küreselleşme gibi sloganlarla formüle edilmeye çalışılan yeni ekonomi politikaların alt başlığıdır.
Özelleştirme tartışmaları ile pek çok kurum ve uygulamaları tartışmaya açılmış ve yeniden yapılandırılmaya çalışılmaktadır.
Bu yeni dönem tartışmaları ile 1980'lerden bu yana ileri Batı ülkelerinde ve ülkemizde Keynes'ci sosyal devlet politikası terk edilmeye başlanmıştır. Keynesci politikalar olarak kabul edilen Devletin para ve mal arzını kontrol etme isteği ekonominin tümüne hakim olma adına ve bu amaçla devletin iktisadi yapı içerisinde aktif rol oynama fonksiyonlarını asgariye indirme mücadelesi verilmekte ve bu mücadelenin gerek teorik gerekse de pratik uygulamalarının uygulanması içinde YDD savunucuları tarafından start verilmiştir.
Bu uzun cümleyi 15 Temmuz 1995 tarihli Bolu'da çıkan Sosyal Demokrat dergisinin 9. sayısında yayınlanan "Özelleştirme" başlıklı yazımdan aldım.
Dergiyi o vakitler CHP Merkez İlçe Yönetim Kurulu çıkarıyordu.
Şimdi düşünüyorum.
CHP o yıllarda içinde bazı meseleler daha kolay tartışılan bir partimi idi?
Yoksa ben, ne demek istediğim partinin ağır topları tarafından tam olarak anlaşılmasın diye mi "CHP'de cadı avı o zamanda vardı" yazıyı ağır ve cümleleri uzun,karmaşık tutmuşum tam olarak anımsayamıyorum.
Şaka bir yana artık bu kadar uzun cümleler kurmuyorum ve daha sade yazıyorum.
Ancak şurası bir gerçek ki, tarih bizi ve bizim gibi düşünenleri haklı çıkardı.
Bu ülkede kendini solda hissedenler, emekçi halktan yana düşünenler hep uyarmışlar, gerçekleri anlatmaya çalışmışlar.
Bir mütevazi çalışmada bundan tam 13 yıl evvel ben yapmışım.
Şimdi bakıyorum özelleştirilecek bir şey kalmadığı gibi sosyal devletten geriye nane ruhu bile kalmamış.
Ama bu yeni ekonomi politikalar diye dünya halklarına yutturulan kapitalizmin YDD versiyonu da kapitalizmin yapısal sorununu çözmeye yetmedi.
Oysa ki tekelci sermaye, çok uluslu şirketler ve finans oligarşisi için her şey ne de güzel başlamıştı.
Kapitalizmin SSCB'deki restorasyon süreci tamamlanmış.
Sosyalist sistem cumartesi-pazar karşı devrimleri neticesi dağıtılmış.
Duvarlar yıkılmış!!!
Evrenin 1/3 ü daha kapitalizmin vahşi sömürüsüne kapılarını açmıştı.
Bu arada emperyalistlerin elinde kapitalizmin yeni!! versiyonu da hazırdı.
Kontra güçler tarafından katledilen Sosyalist Allende sonrası Pinochet Şili'sinde,"kobay ülke" olarak kullanılan Pinochet Şili'sinde bu versiyon uygulanıyor, başarılı! sonuçlar alınıyordu.
Şikago okulu da denilen Friedman'cı yeni küresel sömürü mekanizmaları, emperyalizmin sömürgesi Şili'de açık faşizm koşullarında hayata geçiriliyordu.
Tıpkı 12 Eylül faşişt cuntasının ülkemizde hayata geçirdiği gibi. Keynes Out.
Friedman İn.....
Yankilerin yeni slogan bu idi.
Dünya küresel bir köy! haline gelecek, para serbest dolaşacak,tüm kamusal yatırımlar özelleşecek, bütün ülkelerde demokrasi özgürlük ve barış rüzgarları esecekti.
Rüzgarlar esti.
Hem de ne rüzgarlar.
Açlık rüzgarları.
İşgal edilen uluslar, parçalanan uluslar dünyanın bütün enerji
kaynaklarını ele geçirme savaşı.
İki kat, üç kat, beş kat, kat kat sömürü.
Ne oldu.
Çürüyen kapitalizme yapılan restorasyon,cila tuttu mu?
Keynesgil politikalar 1980'lerdeçöktü.
Friedman'cı politikalar ise 28 yıl dayanabildi.
Mortgage, finansal kriz diye adlandırdıkları kapitalizmin yapısal krizi bu kez kaptan köşkünde patladı.
Borsalar çöktü, bankalar battı, onların reel sektör dedikleri serbest pazar mekanizmaları ağır yara aldı.
Elbette onların yediği tokat, onların yönetimlerde olduğu ülkeler emekçi halklarında yumruk etkisi yaratır.
Bu gerçekten yola çıkarak şimdi kendini solda hisseden bütün yurttaşların, sosyalistlerin, dünya sosyalistlerinin bu krizden sola özgü bir "Prag Baharı" deneyimi çıkarmaları gerekmiyor mu?
Tarih bizi halkı çıkarmak için çaba gösteriyor.
Yankilerin Kabesi Wall Stret'de Amerikan yurttaşları Karl Marx'ın posterleri ile gösteri yapıyorlar.
O zaman Engels'in "Tarih'te Zorun Rolü" eserini bir kez daha okumanın zamanı gelmedi mi?