Süha Alpaslan
Bolu'da Bir Cinayet SÜHA ALPARSLAN
Yayın Tarihi: 07.05.2021 , 23:36 Güncelleme Tarihi: 07.05.2021 , 23:36
Ve düşündürdükleri.
Küçük bir kent olan Bolu bu tip olaylara hiç alışık değildi.
Şaşırdık, üzüldük.
Yasa boğulduk.
Siz de haberlerde takip etmişsinizdir.
Bolu İl Genel Meclis'inin CHP'li tek üyesi Fahrettin Tanyar öldürüldü.
Evinde, uyurken, hunharca.
Cinayet failleri kısa sürede yakalandı.
Geriye kalan yetimler ve Bolu'da yaşanan şok.
İnternet sitelerine ilk haberler düştüğü vakit şaşkınlığımız daha da artmaya başlamıştı.
Neler demiyorlardı ki sitelere yorum yapan yurttaşlar!
"Bu iş F tipi örgütlenmenin eseriymiş!"
"Bu işin altından Ergenekon çıkacakmış!"
"Bu CHP'lilere son zamanlarda nelerde oluyormuş!"
"Adam karısına sahip olamamış"
"Kadının sırtından sopayı karnından sıpayı eksik etmeyeceksin"
Bütün haber kanalları ve haber portalları da ilk haberleri bu görüşleri (!) tetikleyecek şekilde veriyorlardı.
Bir yandan olayın şokuyla acımız doruğa tırmanıyor öte yandan bilgi kirliliği yaratan haberler manasız yorumlar bizi, Fahrettin Tanyar'ın arkadaşlarını, sinirlendiriyordu.
Ancak bizim atladığımız bir konu vardı: ülkemizde habercilik anlayışı öteden beri erozyona uğramış, asparagas, olayları magazinleştirme, insanların kişilik haklarını hiçe sayma, basın ahlak ve kurallarını hiç ama hiç önemsememe genel kabul görür hale gelmişti.
Bu yakıcı yöntemleri insan demek ki kendi başına gelince daha iyi anlayabiliyordu.
Buna tanık olduk.
Oysa ki Fahrettin Tanyar ne bu şekilde ölümü ne de bu ölümün arkasından gelen anlayışı hak etmişti.
Fahrettin Tanyar ortalama yurdum insanının standartlarını çoktan aşmış.
12 Eylül öncesi sol saflarda edindiği bilgiyi ve deneyimi, 40'lı yaşlarında daha da pekiştirmiş kolektivist anlayışı hayatın diğer alanlarında da yaşamaya gayret eden mütevazi bir kimlikti.
12 Eylül sonrası Açık Faşizm koşullarında cezaevinden çıkan arkadaşları ile dayanışmayı hayat felsefesi olarak kabul etmiş yaptığı ticari organizasyonlarla arkadaşlarının toplumda azami yaşam koşullarına ulaşması için çaba sarfetmişti.
Cezaevinden çıkan kimileri belediyelerde iş, ihale kovalayıp enine genişlemeyi hedeflerken o bunun aksini tercih etmeyi uygun görmüştü.
Demokrasinin hayatın her alanında yaşanması gereken bir felsefe olduğunun bilincinde olan Tanyar evinde de maço erkek rollerine soyunmayı reddetmişti.
İşte eşinin teknolojik dünyanın, dünya insanlığının hizmetine sunduğu "Chat" teknolojisini akla zarar uygulama sevdası ve anlık gafletleri yüzünden bu korkunç son yaşanmıştı.
Her insan gibi o da elbette düzgün olağan bir son beklerdi.
Ama olmadı.
Onu kaybettik.
Biz dostumuzu, CHP'liler parti arkadaşlarını, Bolu değerli bir evladını kaybetti.
Ama yitip gidenin sadece bir can değil, bu örnekten hareketle kaybettiğimiz başka değerlerin de "halktan yana habercilik anlayışı, halkın bir haberi doğru ve zamanında öğrenme özgürlüğü, kadınlara kendisi ile eş değer veren maço erkek tiplemesini reddeden kültürleri, işyerinde evde hayatın her alanında demokrasiyi yaşamayı hedefleyen felsefeleri..." bizatihi bunların da kaybolduğunu göstermedi mi?