Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...
Sinan Sönmez

Sinan Sönmez

Kapitalizmin rantı ve rantın ekonomisi

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:55 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:55

Nail Satlıgan’ı 28 Nisan’da kaybettik. Adının Marx ve Kapital’i çağrıştırması doğaldır. Çünkü Marksist kurama hakim olduğu kadar önemli katkılarda bulunmuş, sosyalist yaşam felsefesini özümsemiş bilge kişi, değerli bir iktisatçı ve akademisyendi Nail Satlıgan. Yaşam öyküsü, benimsediği felsefe ve ideolojiden ödün vermeyen kişiliğini yansıtmaktadır. Sungur Savran ve Ahmet Tonak ile birlikte kaleme aldıkları “Kapital’in İzinde” başlıklı kitap (2012) ile ülkemizdeki Marksist yazına önemli katkıda bulunmuştur. Nail Satlıgan’ı saygıyla anıyorum.

Marx dev eseri Kapital’de kapitalizmin kapsamlı ve derinlemesine analizini ve eleştirisini yapmıştır. Başyapıt olan Kapital kadar kapsamlı ve analitik başka bir yapıt yayımlanmamış ancak Marksist yazar ve politikacılar büyük filozofun çizgisinde verdikleri değerli yapıtlarla Marksist külliyatı genişletmişlerdir. Yirminci yüzyılda dünya siyasi tarihine damga vuran değişiklikler ve büyük dönüşümlerin ardında yer alan büyük filozofların ön sırasında Marx’ın yer alması şaşırtıcı değildir. Kapital, yayımlandığı tarihten sonra kapitalizmi savunan yazarlar, akademisyenler ve politikacılar tarafından çok eleştirildi. Kapital’deki analiz çürütülmeye çalışıldı. Boşuna! Kapitalizmin geçmişi ve bugünü, Marx’ı sürekli doğruladı. Nitekim 2008’de patlak veren ve bir türlü özellikle Avrupa’da aşılamayan küresel finans krizi, Marx’ın kriz kuramının geçerliliğini bir kez daha kanıtladı.

ABD odaklı dünya kapitalist ekonomisinde ortalama kâr oranında 1970’li yıllardan itibaren somutlaşan düşme eğilimi Marx’ın “Azalan Kâr Oranı Yasası”nı birebir doğrulamaktadır. Reel (üretken) sektörde gözlenen bu eğilim, finans sektörünün yapay olarak aşırı genişletilmesiyle dengelenmeye çalışılmıştır. Neden mi? Çünkü finans sektörü tam anlamıyla vurgunların yaşandığı, fahiş kâr ve rantın elde edildiği bir alandır.

Özellikle ABD’de 1980’lerde filizlenen ve giderek genişleyerek küresel boyuta ulaşan “yeni finansal yapı” bütünleşik dev bankalar ile yatırım bankaları, “akbaba fonları” denilen vurgun peşindeki kısa vadeli oynak fonlar ve bankaların yarattığı özel yatırım araçlarından oluşan “gölge bankacılık sistemi”nden oluşmaktadır.
Son küresel finans krizi bir yana, 1980’lerin başından 21. yüzyıla uzanan yirmi yılda sistemin tümünü etkileyen 117 bankacılık krizinin patlak verdiği bizzat Dünya Bankası tarafından belirtilmektedir (Crotty, 2008).

Yaşanan krizlere karşın kapitalist birikim şemasına uygun olarak yüksek kâr ve rant arayışı doğrultusunda finans sektörünün genişlemesi ve derinlik kazanması durmamış, tersine giderek hızlanmıştır. Şöyle ki, 2008 küresel finans krizinin eşiğinde finansal piyasaların mutlak ve göreli büyüklüğü dramatik bir hızla artmıştır. Birkaç göstergeye başvuralım:

2007 yılında ABD kredi piyasasındaki toplam borç tutarı GSYH’nin (gayrisafi milli hasıla) yüzde 350’sine eşitlenmiştir. Aynı yıl mali varlıklar GSYH’nin on katına ulaşmıştır. Tüm türev finansal araçların (değeri başka bir finansal varlığın veya malın değerine doğrudan bağlı olan finansal araçlar) sanal değerinin tüm ülkelerin GSYH toplamının on bir katına ulaştığı gözlenmektedir. 2004 yılı sonunda temerrüt riski taşıyan takasa tabi türevlerin 6 trilyon dolar dolayındaki toplam sanal değeri, üç yıl sonra 62 trilyon dolara fırlamıştır. ABD’de toplam şirket kârlarında finansal getirilerin payı 1980’lerin başında yüzde 10 dolaylarındayken, 2006’da yüzde 40’a yükselmiştir (The Economist, 19 Mart 2006).

Dünyanın en büyük beş ABD’li -finansal- yatırım bankası olan Morgan Stanley, Goldman Sachs, Merrill Lynch, Lehman Brothers ve Bear Stearns’den son ikisinin finansal krizle birlikte kapılarını kapattığını, diğerlerinin ayakta kalmakta zorlandığını öncelikle anımsayarak, kapitalizmin oluşturduğu rant ekonomisinde nimetlerin dağıtımına ilişkin birkaç rakam verelim:

Yukarıda belirtilen beş kuruluş, 2007’de, arslan payı üst düzey yönetimine gitmek üzere 40 milyar dolar ikramiye dağıtmıştır. Tek başına Goldman Sachs’ın dağıttığı ikramiye 16 milyar doları bulmuştur. Kriz ortamında ödenen ikramiye artarak 2007’de kuruluşların net gelirinin yüzde 70’ine ulaşmıştır. Yatırım bankalarının karaya çıktığı 2007 yılının ikinci yarısında New York borsasında getirinin yüzde 46 düşmesine karşın ikramiyede ortalama düşüş yüzde 4,7 ile sınırlı kalmıştır (Financial Times, 4 Ağustos 2008).

Sözün özü: Kapitalizm finansallaşarak kârın aşağı düşmesini engellerken, en başta ABD olmak üzere dünya çapında bir rant ekonomisi yaratmıştır. Böylesine büyük vurgunların yaşandığı sanal bir ekonomi kaçınılmaz olarak krize sürüklenmiştir. Kriz sürecinde bile vurguna ortak olanlar ranttan paylarını almayı sürdürürken, kriz emekçiler ve vurgundan pay almamış sosyal katmanlar tarafından ödenmektedir. Bir başka deyişle kâr ve rant özelleşirken, krizin maliyeti ise toplumsallaşmaktadır.

Kriz ile birlikte Marx geri dönmedi, kendisini unutturmaya çalışanlara -bir kez daha- “ben buradayım” dedi!

Sinan Sönmez 'ın Son Yazıları