Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...
Sinan Sönmez

Sinan Sönmez

İktisat politikalarında dönemeçler

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 01:05 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 01:05

İzmir’de toplanan 5.İktisat Kongresi’nin mevcut politikaların desteklenmesi doğrultusunda iktidarın propaganda aracı olarak düzenlendiği iki hafta önceki yazıda vurgulanmıştı.

5 Mayıs 2004’de toplanan 4. İktisat Kongre’si de benzer özellikler taıyan bir versiyondur. IMF ile imzalanan 18 stand-by düzenlemesinin ikinci yılında toplanan kongre IMF güdümündeki yapısal uyarlamaya ve bu bağlamda neoliberal reformların kararlılıkla sürdürülmesine odaklanmıştı. IMF, Dünya Bankası, OECD temsilcilerinin uyarıları ve önerilerde bulunduğu, yabancı şirket yöneticilerinin görüş ve istemlerini açıklamanın yanısıra piyasayı yokladığı bir ortamda, Büyük Ortadoğu Projesi ile AB’nin dolaylı ve dolaysız olarak önerdiği “ayrıcalıklı ortaklık” statüsü arasında sıkışmış bir ülkenin savrulduğu noktada çaresizliğin, teslimiyetin ve ufuksuzluğun damgasını vurduğu bir kongre düzenlenmişti. Katı neoliberal politikaları taçlandıran bu kongre çoktan unutulmuştur. Unutulmaya mahkum son kongre gibi...

Tarihsel önem taşıdığı savıyla düzenlenen bu toplantıların ötesine geçerek 1. İktisat Kongresi’ne odaklanmak kaçınılmaz oldu. Neden mi? Cumhuriyet yönetiminin benimsediği sistem ve uygulanacak iktisat politikaları açısından gerekli gözükmekte. İkinci bir neden ise 1923’ün kazanımlarına atışın serbestleştiği bir ortamda tarihsel gerçeklerin anımsatılmasında fayda var. 1920’lerde ülkedeki ve dışarıdaki ekonomik ve siyasi konjoktür ile güç dengelerinin tarihsel materyalizmin ışığında değerlendirilmesi, 1923 kazanımlarına dayanaksız ve gürültücü biçimde saldırının anlamsızlığını da ortaya koyacaktır.

Ancak bu kapsamda bir analiz bu köşenin çizdiği sınırları aşmaktadır. Bu nedenle ancak bazı değinmeler ve anımsatmalar yapmakla yetineceğim.

İzmir’de 17 Şubat-4 Mart 1923 tarihleri arasında toplanan İktisat Kongresi’nde kabul edilen ilkeler “milli ve bağımsız iktisat”a ulaşmanın anahtarının milli burjuva ve/veya girişimcilerde görüldüğünü ortaya koymaktadır. Cılız olan milli burjuvazinin güçlendirilmesiyle kalkınmanın olanaklı kılınacağı inancı hakimdir. Bu doğrultuda Cumhuriyet yönetimi Osmanlı’dan devralınan olumsuz ekonomik miras, ülkenin işgalinden kaynaklanan ağır maliyet ile Kurtuluş Savaşı’nın kaçınılmaz olarak yol açtığı iktisadi tıkanıklıklar ve Lozan Anlaşması’nın getirdiği bazı önemli kısıtlamalar altında, piyasa ekonomisini oluşturmak doğrultusunda ılımlı devlet düzenleyiciliği ve müdahaleciliği ilkesini benimsemiş ve uygulamaya koymuştur. Uygulanan iktisat politikasına ve kurumsal düzenlemelere, bu bağlamda bankacılık sektöründeki yapılanmalara ışık tutması açısından İzmir İktisat Kongresi bir dönemeci, hatta başlangıç çizgisini oluşturmaktadır.

Mustafa Kemal Kongre’nin açılış konuşmasında tam bağımsızlıktan söz edebilmek için ulusal egemenlik ile iktisadi egemenliğin birlikte düşünülmesi gerektiğini ve ülke yararına uygun ve uyumlu olmak koşuluyla yabancı sermayeye izin ve güvence verileceğini belirtmiştir. Ancak Mustafa Kemal yabancı sermayenin ülke ekonomisini bağımlı hale getirmesine izin vermeyeceklerini vurgulamıştır. İktisat Vekili Mahmut Esat’ın (Bozkurt) konuşmasındaki toplumda sınıf ayrımı bulunmadığı, yabancı sermayeye karşı olunmadığı ve sistem olarak”karma ekonomi”nin benimseneğine ilişkin vurguları önemlidir.

Mustafa Kemal’in dışında iktisat vekili tarafından verilen mesajlar Kongre’nin alacağı kararların yönünü işaret etmektedir:

- Kapitalist kalkınma yolu benimsenmiş, bu bağlamda piyasa çözümü kabul edilmekle birlikte gerektiğinde devlet müdahalesi ve işletmeciliğine gidilmesi uygun bulunmuştur.

- Tamamen korumacı bir dış ticaret rejiminin benimsenmeyeceği, selektif uygulamalara gidileceği bizzat iktisat vekili tarafından ana hatlarıyla açıklanmıştır. Lozan Anlaşması ve ek Ticaret Sözleşmesi’ne göre 1916 Osmanlı Gümrük tarifelerinin 5 yıl süreyle 1929 yılına dek uygulanması, bazı istisnalar dışında ithalat ve ihracat yasaklarının kaldırılması ve yeni yasakların konulmaması hükme bağlanmıştır.

- Sanayileşmeden uzak, sermaye birikimi çok yetersiz, savaştan henüz çıkmış ülkenin yabancı sermayeye sırt çevirmeyeceği, tam tersine yabancı sermayeyi kontrol ederek yatırıma yönlendireceğinin sinyalleri açıkça verilmiştir. Yabancı sermaye karşısında takınılan olumlu tavır, özellikle yerli sermaye ile ortaklık kuran yabancı sermayenin desteklenmesiyle somutlaşmıştır.

-Kongre’de tüccar grubunun gündeme getirdiği ticaret ana bankası ile sanayi grubunun ı önerdiği sanayi bankası kurulması kabul edilen ilkeler arasında yer almıştır.

İktisat Kongresi’nde alınan kararlar resmi olarak bağlayıcı değildir. Ancak Lozan Konferansı’na katılan Türk Heyetinin müzakerelerden çekilmesinden sonra toplanan Kongre sembolik olmanın ötesinde bir anlama sahiptir. Kongre’ye katılan grupların oluşumu, ağırlıkları ve beklenti ile istemlerinin yanısıra Kongre’de kabul edilen ilkeler, Cumhuriyet rejiminin kabul ettiği sistem, uygulanacak iktisat politikaları ve kurumsal yapılanmalara ışık tutmakta, özellikle de ilk on yıllık uygulama konusunda bir tür “kilometre taşı” veya “dönemeç” rolüne sahip gözükmektedir

İzmir İktisat Kongresi kapitalist sistemin parçası olmanın gayrı resmi ilanıdır. Ancak Kongre’de alınan kararlar ve Cumhuriyet rejiminin kabulü ülkeyi ve toplumu doğrudan ne emperyalizmin boyunduruğu altına sokmuş ne de kazanım yerine kayba sürüklemiştir. Aksi bir sav tarihsel gerçeklerle bağdaşmamakta ve tarihsel materyalizme dayalı analiz ile çelişmektedir. Bir başlangıcın doğrudan sonuca götürmediği bilinmektedir. Aksi halde diyalektik ve sınıfsal mücadele ne olacak? Aristocu mantıkla rafa mı kaldıracağız?

Sinan Sönmez 'ın Son Yazıları