Sinan Sönmez
Ekonomik model ve ‘porno lobisi’ (I)
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 01:09 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 01:09
Bir hafta önce Başbakan internet kullanımına sıkı kontrolü dayayan yasa ile internete sansür gelmediğini, insanların özel bilgilerinin fişlenmediğini, tam tersine internetin “daha güvenli ve özgür” hale getirildiğini vurgulayan bir açıklama yaptı. Hızını alamayanlar, bu arada Star gazetesi internet yasasına karşı çıkanların porno lobisi olduğunu ilan etti!
Bu söylemlerden kestirmeden iki sonuç çıkarabiliriz: İlki sıkı internet denetiminin özgürleşmeyi sağladığı, aksi durumda özgürlüğün kısıtlandığıdır! İkincisi internet denetimine karşı çıkanların pornocu olduğudur! Bu durumda kapitalizmin beşiği olan G-7 ülkelerinde pornografinin neden yaygın olduğu anlaşılmaktadır!
Ben de bir katkı yapayım geçtiğimiz hafta üyesi olduğum uluslararası mesleki bir kuruluştan Mayıs ayında Milano Katolik Üniversitesi’nde düzenlenecek iki günlük çalışma atölyesi çağrısı aldım. Tartışılacak konular ilgimi çekti. Ayrıntılı bilgi için belirtilen bağlantı sitesini tıkladım, hem de birkaç kez... Ama şaka gibi bir duyuruyla karşılaştım. Denizli 2. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 24.06.2009 tarih ve 2009/392 sayılı kararıyla TİB tarafından koruma tedbirinin uygulandığını öğrendim! Ayrıca Burdur Sulh Ceza Mahkemesi’nin de 17.11.2009 tarih ve 2009/629 sayılı kararıyla aynı koruma tedbirine başvurulduğunu da gözledim. Koruma Ttnet üzerinden erişimin engellenmesiyle somutlaştırılmıştı! Böylelikle uluslararası bilimsel etkinlik sakıncalı kategorisine sokuluyordu!
Şimdi soruyorum: Milano Katolik Üniversitesi ve Avrupa’nın farklı ülkelerinden gelecek katılımcılar pornocu mudur?
İnternet üzerindeki -gayri resmi uygulama bir yana- resmi denetimin boyutları ortadadır. Şimdi mengeneyi iyice sıkıştırarak nefes almayı olanaksız kılmak için bakalım daha ne tür traji-komik kılıflar hazırlanacak...
Madem Başbakana şirin görünme yarışında ipin ucunu kaçıranlar denetim karşıtlarına “porno lobisi” sıfatını uygun görmektedir, biz de uygulanan modelin pornografik boyutunu ele alalım. Acaba Türkiye’ye armağan edilen AVM ekonomisi hangi pornografik özelliklere sahip? “Porno lobisi”sini biraz deşelim! Ancak bu denemenin zaman alacağını, gelecek haftaya haftaya yayılacağını da vurgulayalım.
Önce kısa bir anımsatma: Her ne kadar pornografi doğrudan cinsellikle bağlantılı olsa da, özü ve kullandığı yöntemler açısından müstehcenlik, güç ve tahakküm, sömürü, aşağılama, mağduriyet, teslimiyetçilik, şiddet öğelerini içermekte ve mahremiyeti tümüyle ortadan kaldırmaktadır.
Pornografinin tanımlanmasında dikkate alınması gerekli öğelerin iktisat politikası bağlamındaki yorumu, pornografiyi iktisat politikaları alanına biraz da zorlayarak taşımamızı olanaklı kılıyor. Türkiye’de yaşananları ve skandala bulaşanların bocalama ve suskunluğun ardından bırakınız savunmayı, büyük pişkinlikle kendilerini aklamaları ve suçlamaya geçmeleri dikkate alındığında, konu itibariyle bu yazıda birazcık zorlamaya başvurmanın anlayışla karşılanacağını düşünüyorum.
Hemen vurgulayalım kapitalizmin tarihine “hard core” öğeler ve/veya olaylar damgasını vurmuştur. Kapitalizmin doğuş ve daha sonraki gelişme evresindeki, hızlı sermaye birikimi sürecinde çalışan kesimlerin ne denli yoğun sömürüyle karşılaştıkları, işsiz kalanların daha da olumsuz koşullarda sefalete ve ölüme, kadınların fuhuşa sürüklendikleri günümüzde iyi bilinen bir gerçektir.
Kısacası en kutsal ihtiyaç ve hak olan, özgürce yaşama hakkının ayaklar altına alındığı görülmektedir. Bu konuda yazılmış bir dizi kitaba, örneğin Marx ve Engels’in yapıtlarına ulaşmak son derece kolaydır. Kuşkusuz feodalizmin damgasını vurduğu dönemde benzer olgularla karşılaşılmaktadır. Ancak kapitalizmle birlikte sermaye birikiminin sömürüyle özdeşleşerek sistematik hale gelmesi, bir önceki döneme göre şiddet, tahakküm ve aşağılamayı farklı bir boyuta ve aşamaya taşımıştır. Bu özellikler kapitalizmin gelişmesine paralel biçimsel dönüşüm geçirmiş ve geçirmektedir.
Tahakküm kapitalizmin tohumlarının atıldığı evrelerden itibaren uluslararası platforma taşınmış, hızla sanayileşen ülkelerin karşısında azgelişmiş olarak nitelendirilen formasyonlar yer almıştır. Bu saptama azgelişmiş ülkelerdeki sınıfsal ayrışmanın bir kenara bırakıldığı anlamına gelmemelidir. Kuşkusuz merkez-çevre ilişkilerinde sınıfsal konumlar dikkate alınmak durumundadır. Ancak tahakküm, sömürgecilik ve yeni-sömürgecilik ve/veya neoliberal küreselleşmenin son evresine damgasını vurmuştur.
Konuyu dağıtmadan kapitalizmde ve son versiyon olan neoliberal damgalı finans kapitalizmindeki “pornografik öz”e geçelim. Bu düzende uygulanan iktisat politikaları gerek sosyal katmanlar, gerekse ülkeler arasında yek yönlü tahakküm yaratırken, şiddet ve sömürüyü en yüksek düzeye çıkarmakta ve mahremiyeti ortadan kaldırırken, teslimiyetçiliğe, aşağılanmaya, insanın kendi benliğine olan saygısını yitirmesine yol açmaktadır.
Genel çerçeve kısaca yukarıda çizildiği biçimiyle pornografinin kapitalist sistemdeki ekonomik model ve politikaların ayrılmaz parçası olduğunu işaret etmektedir. Ancak bu betimlemeler Türkiye’de olabildiğince belirginleşmektedir. Özellikle 2013’te sırrı hızla dökülmeye başlayan modelin, kamu politikası ve iktisat politikasının tüm özellikleri pornografik özü ortaya dökmektedir.
Haftaya konuya devam etmek dileğiyle.