Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...
Sinan Sönmez

Sinan Sönmez

Ekonomide Polyannacılık devri kapandı

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 01:11 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 01:11

Yandaş olmayan gazetelerin özellikle ekonomiye ayrılan sayfalarında kötü gidişat haberleri geçen yılın Haziran ayından itibaren birbirini izlemeye başladı. Sonbahardan itibaren yoğunlaştı ve hızlandı. CHP’nin “Hasar Tespit Raporu”nda AKP döneminin ekonomik sonuçları rakamlara dökülmekte ve “bu nasıl istikrar” sorusu sorulmaktadır. Forbes dergisinde “Türkiye’nin balon ekonomisi için en kötü senaryo halen önümüzde” değerlendirmesi yapılmaktadır. Çok uzatmadan son bir göndermede bulunayım. Prof. Dani Rodrik “bir yandan olumlu dış konjonktür, diğer yandan Türkiye’nin yabancı ülkelerde iyi pazarlanması sayesinde Türkiye’nin ekonomisine dair bir efsane yaratıldı” (Cumhuriyet, 15 Mart 2014) vurgusunu yaparken artık efsanede son gelindiğini de belirtmektedir.

Hemen belirtmek gerekiyor aslında ekonomik efsane veya mucize sözcükleri Türkiye’nin semtine dahi uğramadı. Kapitalist blokta 2. Dünya Savaşı sonrasında, savaşta fiziki ve ekonomik olarak yıkıma uğramış Federal Almanya ve Japonya’nın mucize olarak nitelendirilebilecek hızlı kalkınmayı başardıkları iktisat tarihi kitaplarında yer alır. Bu satırların yazarı da üniversitenin ilk yılında bu iki ülke deneyimini ders olarak okudu. Türkiye’nin “tarihsel başarısı” ise olsa olsa yabancı sermaye çekerek tüketimi borçla finanse etmesi, üretime, teknolojiye ve inovasyona sırtını dönmesi, kamu varlıklarını ve sınır tanımaksızın kentsel alanları rant kaynağına dönüştürmesi, kayıtdışı ekonominin boyutlarını genişletmesi, işsizliği yerleşik hale getirmesi ve sonuçta bir borç ekonomisi yaratmasıdır. Bu tür bir ekonomide rüşvet ve yolsuzluğun kök salması şaşırtıcı değildir. Böyle bir ekonomik tablonun başarı olarak pazarlanması ise toplum açısından dramatiktir.

Temel hak ve özgürlüklerin hızla ortadan kaldırıldığı bir düzeni “ileri demokrasi” sloganı ile bağdaştıranlar rant, vurgun ve AVM ekonomisini de uzun süre dünya ve Türkiye kamuoyuna ekonomik başarı olarak sunabildiler. Nereye kadar? Nasıl ki, ileri demokrasi masalı salt Türkiye’de değil, uluslararası kamuoyunda çökmüştür, ekonomik başarı söylemi de artık geçmişte kalan, gerçek dışı bir masaldır.

İşler tıkırında giderken durum neydi? Türkiye, spekülatörler için gözde bir kazanç kapısı oldu. Dışarıda ve ülke içinde yerleşik olan spekülatörler sıcak paradan yüksek getiri elde ettiler. Spekülatif sermaye kategorisi dışında sınıflandırılan doğrudan yatırımlar da finans (banka) ve finans dışı (reel sektör) alanlarda mevcut kuruluş ve işletmeleri satın alarak veya ortaklığa giderek, ekonomiye üretim v kur istihdam yönünden katkıda bulunmadan yüksek kazanca ulaştılar. Kazanılan para, edinilen serveti Türkçedeki “bir koyup üç almak” deyimini yaya bırakacak miktarlara ulaşmıştır. Hangi gruplar, katmanlar ve kişiler için ekonomik efsaneden söz edilebileceği ortadadır! Kimler için işlerin tıkırında olduğu aşikardır.

Efsane sözcüğü kullanılmasa da Türkiye’nin de yer aldığı bir grup ülkenin ekonomik olarak gelecek vadeden bir konumda olduğunu vurgulayan kimi yabancı iktisatçılar, politikacılar ve gazetecilerin uzun bir süre aynı tonda koro halinde bir söylem geliştirdiklerinin da tanığıyız. Nitekim Endonezya, Meksika ve Nijerya ile birlikte Türkiye’nin ekonomik başarım açısından parlak geleceği olanlar kulübünün olası yeni üyeleri olarak sayılması şaşırtıcı gözükmemektedir. Bu ülkelerin parlak geleceğini sorgulayan John Weeks ise geçtiğimiz Ocak ayının üçüncü haftasında yayımladığı bir değerlendirmede (www.social-europe.eu./author/john-weeks/) bu savın en naif Polyannacılığa bile meydan okumak olduğunu belirtiyor.

Diğer ülkeleri bir kenara bırakarak Türkiye’ye ilişkin değerlendirmeye göz atalım. John Weeks ülkemizde2013’de patlak veren kitlesel protesto ve direniş ve eylemlerin şiddetle bastırılması, hükümetin karıştığı giderek yayılan yolsuzluk ve başbakanın artan otoriter yönetme eğiliminin umut kesilen bir gelecek tablosu çizdiğini belirtiyor. Türkiye ekonomisinin yaklaşık on yıllık bir dönem boyunca, kısmen 1990’ların sonlarında yaşanan ekonomik daralma/kriz ve yüksel enflasyon ortamında oluşmuş atıl kapasitenin değerlendirilmesi sonucunda hızlı büyüme kaydettiğini belirten Weeks, 2012’deki Yüzde 2,2 ve 2013’teki yüzde 3,7’lik büyümenin ardından yıl sonunda hedeflenen yüzde 4’e ulaşmanın da gerçekle bağdaşmadığını belirtiyor.

John Weeks’in yaklaşımı özgün değil ve eksik ancak Gezi direnişi ve polisin başvurduğu aşırı şiddeti, giderek otoriterleşen yönetim biçimini ve yolsuzluğu ekonomik analize katması açısından gerçekçidir. Giderek şişen ve dengesini yitirerek sağa sola yalpalayan ekonomik balonun sosyal-siyasi çalkantılar ve tepkiler ile hızla hava kaçırdığı açık seçik gözlenmektedir. Polyannacılık dönemi çoktan sona erdi. Ancak bunu hala görmemekte direnenler var!

Geçen hafta belirttiğim üzere gene aynı soruyu sorarak yazıyı bağlıyorum: Bedel ödeme sırası 2000 kuşağına mı geldi? Yitirdiğimiz tüm gençlerin ve daha bir çocuk olan BERKİN’in katilleri nerede?

Sinan Sönmez 'ın Son Yazıları