Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...
Sinan Sönmez

Sinan Sönmez

Bedel ödeme sırası 2000 kuşağına mı geldi?

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 01:11 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 01:11

soL’da Aralık 2012’den bu yana yazıyorum. Ama bu hafta ne olumsuz gelen makroekonomik veriler, ne de giderek kırılganlaşan ve çatırdayan ekonomi ilgimi çekiyor. Açıkçası yazı yazmakta ilk kez böylesine zorlanıyorum. Oysa enflasyon alıp başını gitmeye başlamış, işsizlik artmayı sürdürmüş, kayıt dışı kaynak girişi bir yana, net sermaye çıkışı kaydedilmiş ve buna karşın hükümet kanadından iyimser mesajlar yağmaya devam etmiş! Ekonomi Bakanı gene ekonominin taş gibi olduğunu yineleyip durmuş!

Ekonomi bir yana aslolan yaşamdır, yaşam hakkının korunmasıdır. 12 Eylül cuntası ve üniversitedeki muhbirlerin işbirliği ile utanmazca görevden alınanlar arasında yer alan, değerli aydın ve hocaların hocası Prof. Bahri Savcı’ya kulak verelim: “Bireysel kişilik hakkının ilk belirme alanı olan, bu “Beden Bütünlüğü Hakkı” bireyin-insanın biyolojik, fizik, özdeksel (maddi), somut bir varlık halinde düşünülmesinden gelen, bir “bütün”dür... Bu “bütün” içinde de, bireyin “yaşam” ve sağlığının sürmesi” bireyin o hukukça düşünülen varlığının temel öğesidir. İşte, bu bireysel kişilik temel hakkının gözüktüğü, belirdiği, fışkırdığı ilk alan da, “BEDEN BÜTÜNLÜĞÜ” dür..,.. Evet, yaşam hakkı, böylece temel haklardan olarak, onların da başına gelip oturur: Hem yasal sıralama olarak hem de niteliği-özü-önemi bakımından... Temel hakları korumaya yönelmiş düzenlemelerin başında yer alan yaşam hakkının bu önemi, o kadar açıktır ki, o kadar öncedir ki, -ve bu durum- o kadar temel bir durumdur ki, bir çok hak ve özgürlükler listesi, onu vurgulamaya bile gerek görmeyebilir..,..yaşam, ve yaşam hakkı, bireyle birlikte toplumun ve doğanın da anlamını oluşturmuştur. Yaşam olmazsa, toplum, bir “şey’ler” yığınıdır. Toplumun kendisi de bir başka yığından ibaret kalır. Yaşam, rastlantıya, keyfe, tiranların keyfine, yöneticilerin değerlendirmesine hatta yasalarla sınırlamalara bağlı kalınırsa, toplum, anlamını yitirir” (Yaşam Hakkı ve Boyutları, Ankara Üniv., SBF Yayını, 1980).

Yaşam hakkının anayasal güvence altına alınarak korunması ilkesel olarak devletin en önemli görevidir. Bu temel hakkın korunmasında Türkiye’de devlet yalnızca seyirci değil, geçmişten bugüne taraf olmuş, haksızlığa, sömürüye karşı çıkanlara ağır bedeller ödetmiştir ve ödetmektedir. Şimdi ne oluyor? Devlet aygıtına hakim olanlar kendi düzenleri ve çıkarlarını korumak doğrultusunda saldırıya geçiyor, devlet aygıtını sınırsız olarak kullanıyor, çekinmeden aşırı şiddet uyguluyor. Sorun “kamu düzeni”nin değil, güçlülerin düzeninin korunmasına dönüşmüştür.

Bedel gittikçe artarak ödeniyor. Henüz ondört yaşındaki BERKİN’i de kaybettik. Anımsayalım büyük tantanalarla adım atılan yeni yüzyılın, yeni milenyumun Türkiye’ye armağanı kara mizahın ötesinde yürek yakıcıdır. Yitirilen temel hak ve özgürlükler, artan baskı ve tehditler, yaptırımlar yeni milenyumun armağanı olmuştur! Ve yeni milenyumun başında gözlerini dünyaya açan çocuklar da artık en ağır bedeli can vererek ödemektedir.
Soruyorum: Artık sıra 2000’de doğan çocuklara mı geldi?

Bu sorunun yanıtının siyasi iktidar tarafından verilmesi gerekirken, Başbakan BERKİN’in ölümünden sonra yaşanan dalgalanmanın ardından döviz piyasasındaki hareketlenmenin durulduğunu, Mayıs ve Haziran ayında da aynı yönde istikrarın bozucu yönde girişimde bulunulduğunu ancak ekonomide zeminin sağlam olduğunu, falan filan açıklıyor. Deyim yerindeyse kanım donuyor!

Gözlerimin önünden BERKİN’in yaşam ve umut dolu güleç yüzü gitmiyor.

İktidar kanadı ve yandaşları eylemlerin ekonomide yol açtığı maliyetten söz ediyor. Hangi maliyet? Kardan zar edenlerin karşılaştıkları maliyet mi?
Uygulanan model ve politikanın, dayatılan ekonomik-siyasal düzenin topluma maliyeti ne oluyor? En ağır maliyet yitirilen canlardır, bunun ötesi de yoktur!

Şu çok sözünü ettikleri ekonomiye maliyeti de gelecek yazılarda ele alalım. Ama her defasında da sürekli şu soruyu soracağımızdan emin olsunlar:
Bedel ödeme sırası 2000 kuşağına mı geldi? Yitirdiğimiz gençlerin ve son olarak BERKİN’in katilleri nerede?

Sinan Sönmez 'ın Son Yazıları