Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...
Sinan Sönmez

Sinan Sönmez

AVM’leşen ekonomide hak ve özgürlük

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:52 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:52

Ekonomi hızla büyük bir alışveriş merkezine dönüşüyor. AVM’de “her keseye hitap etmeyen” türlü mal ve hizmet pazarlanıyor. Bu AVM’de kimileri için işler tıkırında, cıvıl cıvıl bir ortam ve alışveriş manzaraları görülüyor.

Önceleri imalat sanayindeki işletmelerin özelleştirilmesi ve tasfiye edilerek tarihin derinliğine gönderilmesinin ardından kamu hizmet alanının da ticarileştirilmesine karşı çıkan gruplar, meslek örgütleri, sendikalar ve sosyal katmanların AVM’nin inşasını engellemek için büyük uğraş verdiklerini not düşelim. Tüm mücadeleyi bir kalemde silmek haddimiz değil! Ancak karşı koyuş yeterli olamadı. Sanayi işletmelerinin ve diğer sektörlerdeki devlet kuruluşlarının özelleştirme/tasfiye sürecinde, doğrudan mağdur olanların dışındakiler genelde kayıtsız kaldılar.

Ormanlık alanları, kıyı şeritlerini, su havzalarını ve diğer alanları sermayeye açan düzenlemelere karşı çıkanların daha fazla destek görmesi beklenirdi. Belki de tumturaklı sözlerle ambalajlanan “sağlıkta dönüşüm” programı toplumdaki tüm bireyleri ilgilendirdiği için, gerek hekimlerden gerekse toplumdan daha farklı tepkiler gelebilirdi. 4+4+4 olarak bilinen, aslında zorunlu eğitimi dört yıla çekerek dinselleştiren anlayışa karşı daha etkin genel bir duruş sergilenebilirdi. AVM’leşen sağlık sistemine paralel olarak aynı doğrultuda hızla ilerleyen üniversitelerdeki dönüşüme akademisyenler çok daha fazla katılımla karşı çıkabilirdi!

AVM’leşen ekonomi ve buna tutsak olan toplumda ekonomik-sosyal hak ve özgürlüklerin geliştirilmesi bir yana, giderek kısıtlandığı, yeni koşulların toplumu yönlendirdiği yalın bir gerçek. Bırakınız uzak geçmişi, otuz yıl öncesine dönmek ve 12 Eylül 1980 tarihinden sonra zaman şeridini ileriye doğru sarmak ve günümüze getirmek yeterlidir. Bireysel hak ve özgürlüklerin ortadan kaldırıldığı bir ortamda çalışan kesimler, sosyal ve ekonomik haklarını ve özgürlüklerini giderek yitiriyor.

Önce silahların gölgesinde, daha sonra sivil otoriter rejim altında ve “normalleşme” ve “ileri demokrasi” (!) olarak nitelendirilen süreçte, yasal ve kurumsal düzenlemeler ile ekonomik-sosyal haklar kısıtlanırken, piyasalar giderek daha “özgür” kılınıyor. Piyasalar özgürleştikçe çalışan kesimlerin hakları ve özgürlükleri giderek kısıtlanıyor. Artık özgürlük piyasa boyutuyla yorumlandığı için yeni bir ideolojik içerik kazanıyor, özgürlük “serbest piyasa” anlamında kullanılmaya başlanıyor. Bu süreçte piyasalar serbestleştikçe çalışanlar piyasalara daha fazla tutsak kılınıyor. Özellikle iktisat politikaları açısından IMF’li veya IMF’siz, islamcı rotada yürüyen veya yürümeyen ancak neoliberal çizgiden şaşmayan ve sosyal yapıyı neoliberal normlara göre şekillendiren siyasal yönetimlere sahip ülkelerde sosyal ve ekonomik hakların tasfiyesi daha hızlı oluyor. Neoliberal ideolojinin ve çözümlerin damgasını vurduğu günümüz koşullarında ekonomik ve sosyal hakların gaspı, buna karşın büyük sermayenin olabildiğince serbestliğe sahip olması şaşırtıcı gözükmüyor.

Neoliberal anlayış emek karşıtıdır, çünkü neoliberal eksende oluşturulan yapısal uyum politikaları yalnızca ekonomik alanda değil sosyal alanda da “reform” başlığı altında piyasaya, yani büyük sermaye gruplarına ve spekülatörlere özgürlük/serbestlik tanıyor, emekçi özgürlüğünün içini boşaltıyor. Diğer bir deyişle ekonomik ve sosyal hakların küresel sermayenin ve yerel ortaklarının çıkarı doğrultusunda yapılandırılması söz konusu oluyor. Nitekim “reform” başlığı altında uygulanan politikaların kapsamına serbestleşme, deregülasyon (piyasanın kural koyuculuğu), özelleştirme, kamu hizmetlerinin ticarileştirilmesi ve özelleştirilmesi, sosyal güvenlik sisteminin piyasaya açılması ve özelleştirilmesi, emeklilik sisteminin piyasaya açılması, sağlık hizmetlerinin özelleştirilerek piyasaya açılması, çalışma hayatında esneklik gibi uygulamalar giriyor. Bunlardan çalışan kesimlerin lehine olanı var mıdır?

Her ne kadar ana akım medyada göz alıcı paket içinde sunulsa da, “yapısal reform” olarak sunulan sosyal ve kamusal alanı kapsayan piyasacı düzenlemeler ekonomik haklar ve özgürlükleri hızla ortadan kaldırıyor. Kısacası piyasa, çalışanların hak ve özgürlüklerini satın alıyor. Yaşamın her alanında tek seçenek olarak sunulan piyasacı çözümlere teslim olmamak yeni ve farklı bir başlangıç için gerekli oluyor.

Sinan Sönmez 'ın Son Yazıları