Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...
Serdar Şahinkaya

Serdar Şahinkaya

Capri’de limon idi, Kos’ta zeytin

Bu defa günübirlik Kos Adası gezisine ilişkin birkaç gözlemimi paylaştığım eski bir yazımı memleket gündemine uygun düşeceği nedeniyle güncelleyerek sizlere yeniden takdim etmek istiyorum.

Yayın Tarihi: 23.06.2025 , 23:27 Güncelleme Tarihi: 24.06.2025 , 00:10

Bu kadim topraklarda zeytinin, zeytincinin çilesi yine gündemde. Vahşi madencilik şirketlerinin dümen suyundaki merkezi otorite doludizgin gidiyor. Umalım ki, yine duvara toslayıp komisyondan geçen kanun teklifi kadük olsun.

Efendim yaklaşık yirmi yıl önce bir İtalya seyahati dönüşünde “Limona Dayalı Bir Turizm Stratejisi: Capri” diye bir yazı yazmıştım. Oldukça ilgi çekmişti.1 Bu defa günübirlik Kos Adası gezisine ilişkin birkaç gözlemimi paylaştığım eski bir yazımı memleket gündemine uygun düşeceği nedeniyle güncelleyerek sizlere yeniden takdim etmek istiyorum. 

Kos Adası yani bizim İstanköy

Efendim sizler de bilirsiniz on iki ada hikâyesini. Aslında on iki, adaların sayısı anlamına gelmez. Sadece büyük adaların sayısı on dörttür. Büyüklü küçüklü topladığınızda yirmiyi geçiyorlar. Bu on iki ada mevzuu, Osmanlı döneminde gayrimüslim bölgelerde uygulanan kamu yönetimi modelinin adıdır. Yani on iki, ada sayısı değil, on iki üyeli meclislerle yönetilen bölgeye verilen isimdir. Eski adı ile İstanköy, yani günümüzdeki Kos da bu adalardan biridir. 

ss

Bodrum’un uç noktası Akyarlar bölgesinden uzaklığı sadece sekiz mildir. Ege’deki adalar içerisinde Anadolu topraklarına en yakın ve en büyüceklerinden biridir. Bodrum ve Turgutreis Limanlarından düzenli feribot seferleri ile sabah gidip, akşam dönebilirsiniz.

Adaya ilk olarak Karyalılar yerleşir. Çokça el değiştiren ada, 1525’te Osmanlı hâkimiyetine girer. Osmanlı İmparatorluğu, adayı 1912’de İtalyanlara devredene kadar 400 yıl yönetir. II. Dünya Savaşı sırasında ada 1945 yılına kadar Almanların elinde kalır. Savaşın sonunda Birleşik Krallığın korumasında iken 1947 yılında Yunanistan’a devredilir.

Suyun öte yanı Kos

Efendim gerçekten de suyun öte yanı Kos’a ayak bastığınızda Osmanlı döneminin izleriyle karşılaşıyorsunuz. Ciddi bir deniz trafiğinin olduğu Bodrum – Kos arasında temel fark, ilk bakışta dil ve bayrak gibi algılanabilir. Bodrum’da sualtı müzesi olarak kullanılan Aziz Peter kalesinin bir benzeri Kos limanında karşılıyor sizi ama bizimki çok daha bakımlı ve görülmeye değer. Umarım bu yazının yayınlandığı tarihte yine aynı bakımlılığını koruyordur. Kos’ta limana girdiğinizde çok sayıda Türk bandıralı tekne görüyorsunuz. Kos Town olarak geçen ve adanın en büyük yerleşim yeri olan bölümde camilerin minareleri gökyüzüne uzanıyor. 

Tarihin yaşanır kılındığı bölgeden içeriye doğru adımladığınızda tek farkın, dil ve bayrak olmadığını hemen anlıyorsunuz.

ss
Eşim Selcan ile Hipokrat Ağacı önünde

Zira meydanları ve sokakları son derece temiz ve mimari doku büyük ölçüde korunmuş. Ara sıra gözünüze çarpan yeni yapı elemanları da nerede ise eski ile bire bir uyumlu.

Kaleye sırtınızı verdiğinizde sol yanda plajlar uzanırken, arkasında da tarihi eserler bulunuyor. Loziya (Loggia) ve Defterdar camileri tüm zarafetleriyle meydanları süslüyorlar. Osmanlı valisi Hacı Hasan'ın 1792’de yaptırdığı Loziya camiinin şadırvanının arkasında adaya damgasını vurmuş olan Hipokrat'ın Ağacı var. Modern tıbbın babası sayılan ve tıbbiyelilerin ettiği yeminiyle de tanınan Hipokrat’ın bu ağacın altında 2400 yıl önce dersler verdiği söylencesi oldukça yaygın.

Bir turizm merkezi olarak Kos

Efendim, tarihi bölge içerisinde tipik Ege ve Akdenizin dar sokaklarındaki turistik eşya satan dükkânlar, lokantalar, barlar, tavernalar hepsi büyük bir titizlik, yaratıcı tasarımların ürünü. Pembeden – mora begonviller arasına yerleşmişler. Bu bitki örtüsünün tarihselliği, cüsseli gövdeleri ve dallarının güneşe gölge yapışlarından belli. Kimsenin aklına şunları yanından yöresinden kırpayım da iki masa, üç sandalyelik yer kazanayım diye bize özgü cinlikler gelmemiş. 

Turistik eşyalarda bizdeki gibi plastik Çin işlerine pek rastlanmıyor.  Her tezgâhın ürünleri nerede ise özel olarak Kos ve Yunanistan için tasarlanmış. Örneğin bizdeki gibi Afrika’dan ithal herhangi bir ögeye de rastlamıyorsunuz. Bu açıdan işi bildikleri ve on bini Türk olan toplam otuz bin nüfuslu adanın yılda bir milyonu aşkın turist çekmesini daha iyi anlayabiliyorsunuz.

Bütün dükkân ve tezgâhlar çok zevkli tasarlanmış. Nerede ise her dükkânın önünde dakikalarca kalıp inceleyebilirsiniz.

Öne çıkan öge zeytin

ss

Capri adasında limonun öne çıktığı gibi Kos’ta da zeytin esas aktör. Çok akıllıca çok. Zeytinin ağacından meyvesine, yaprağından yağına kadar nerede ise sıfır zayiat. 

Artık verimsiz hale gelen zeytin ağaçlarını kesip, o canım ahşabından muhteşem mutfak aparatları ve biblolar yapmışlar. Zeytinlerine nerede ise mücevher muamelesi yapıyorlar. Zeytinyağlarının asit düşüklüğü ile övünmekte haklılar, çok güzel cam şişelerde nerede ise parfüm gibi sunuyorlar ve başta sabun çeşitleri olmak üzere çok sayıda kozmetik ürüne dönüştürmüşler, çok ta ilgi çekiyor.

Kişisel olarak bu ürünleri çok yaratıcı bulduğumu ve başta Türkiye’nin ilk sakin şehri Seferihisar olmak üzere diğer sakin şehirlerimize esin kaynağı olabileceğini de düşünüyorum.

ss
ss
Tam 1000 yaşında zeytin ağacı

Ve bu arada

Evet, vazgeçmiyorlar bir türlü ve hepsi bizim diyorlar ne hikmetse; Baklava, kadayıf ve kurabiye. Ortak kültürü paylaştığımız, yüzyıllarca birlikte yaşadığımız, kardeşlik kurduğumuz dostlarımızı bu konuda oldukça inatçı ve sabit fikirli bulduğumu da paylaşmak isterim.

ss

Müskirat cenneti Kos

Ülkemizdeki alkol üzerinden sürdürülen yurttaşları gerici tıraşa yatırmaya dayalı kampanyaları ve yasakları yaşayıp Kos’a gelince insandan bir amanin durumları oluyor. 

ss

Hem çeşit bol, hem fiyatlar avroyu Türk lirasına çevirseniz de oldukça ucuz. Burada kimse yurttaşını müskirat üzerinden iki kere vergileyerek söğüşlemiyor.

Çok bilinen bir rakı markamız, adada büyük müskirat dükkânının girişini süslüyor.

Memleketteki gidişat, her şeye rağmen güzel günlerin habercisidir.

Motorları maviliklere süreceğimiz günler yakın. 

Dostluk ve dayanışma dileklerimle.

  • 1

    Bahse konu yazı, www.panoramadergisi.com isimli internet dergisinin Nisan 2005 tarihli 11. sayısında yayınlanmıştı. Dergi şu anda gayri faal. Meraklı okurlar e-posta adresime ([email protected]) yazarlarsa kendilerine yazıyı gönderebilirim.

Serdar Şahinkaya 'ın Son Yazıları