Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Özgür Müftüoğlu

Sıra Geldi Kıdem Tazminatına

Yayın Tarihi: 07.05.2021 , 23:35 Güncelleme Tarihi: 07.05.2021 , 23:35

Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası (SSGSS), İstihdam Paketi derken sıra geldi kıdem tazminatına. Hükümet daha önce de pek çok kez gündeme getirdiği kıdem tazminatını ortadan kaldırılma planını uygulamaya koymak için hazırlıklara başladı. Aslında, emekçilerin en temel haklarını ortadan kaldıran SSGSS ve İstihdam Paketi olarak tanınan kanunun "sorunsuz" biçimde yasalaşmasının ardından kıdem tazminatının da gündeme gelmesi bekleniyordu. Zira hükümetin, muhalefet partilerinin, sendikaların, meslek örgütlerinin böylesine etkisiz olduğu bir ortamı bulmuşken sermayenin isteği olan tüm düzenlemeleri yasalaştırma fırsatını kaçırmaması son derece olağandır.

Kıdem tazminatının çalışanlar için son derece önemli bir hak olmasının ötesinde Türkiye işçi sınıfı için ayrı bir önemi vardır. Her şeyden kıdem tazminatı, 1936 yılında çıkartılan 3008 sayılı ilk iş yasasında yer almıştır ve o zamandan beri uygulanmaktadır. Öte yandan kıdem tazminatı, Türkiye işçi sınıfının mücadelesiyle geliştirilmiş bir haktır. Bu bağlamda, 1936'da hak kazanmak için 5 yıl çalışma koşulu aranan ve 15 gün üzerinden hesaplanan kıdem tazminatı, işçi sınıfının mücadelesi sonucunda 1975 yılında 1 yıl çalışmayla hak edilmeye ve 30 gün üzerinden hesaplanmaya başlanmıştır. Türkiye işçi sınıfı mücadelesinin önemli bir kazanımı olan kıdem tazminatı, bugünkü uygulamasıyla pek çok gelişmiş ülkeden daha ileri düzeyde bir haktır.

Mevcut kıdem tazminatı uygulamasının bir yıldan az çalışmış olan işçileri kapsamaması gibi bazı olumsuzluklarını bir tarafa bırakırsak, işçiler için bir çok yönden olumlu sonuçlar ortaya çıkartmaktadır. İşveren için önemli bir maliyet unsuru olan kıdem tazminatı işçi çıkartması, özellikle de toplu işçi çıkartmasını caydırıcı bir etkendir. Kıdem tazminatının, işçi çıkartması konusundaki caydırıcı etkisi, işçi için fiili olarak iş güvencesinin gerçekleşmesi anlamına da gelmektedir. Ayrıca kıdem tazminatı, işsiz kalan işçinin yeni iş bulana kadar geçecek sürede yaşamını sürdürebileceği bir güvence olmaktadır. Bu özelliği ile de kıdem tazminatı, bir ölçüde de olsa işsizlik sigortası işlevi görmektedir. Öte yandan, emekli olan işçinin kıdem tazminatı ile eline geçen toplu para, emeklilik ikramiyesi niteliği taşımaktadır.

Hükümet, çalışma yaşamının yeni liberal politikalar doğrultusunda yeniden düzenlenmesi kapsamında gündeme getirdiği Kıdem Tazminatı Fonu Yasa Tasarısı ile Türkiye emekçilerinin 33 yıllık bu kazanımını da ortadan kaldırmak istemektedir. Getirilmek istenen düzenlemeye göre, mevcut sistemde işveren tarafından İş Kanunu'na uygun olarak oluşturulan kıdem tazminatı, Çalışma Bakanlığı'na bağlı olarak kurulacak, Kıdem Tazminatı Fonu'nda toplanacaktır. İşçi, ancak, yaşlılık, emeklilik, malullük, ölüm ve toptan ödeme ile 15 yıl prim ödeme koşulunu yerine getirdiği taktirde kıdem tazminatına hak kazanabilecektir.

Çalışma yaşamına ilişkin diğer yasal düzenlemelerde olduğu gibi Kıdem Tazminatı Fonu uygulamasının da temel gerekçesi, ILO ve AB normlarına "uyum"dur ve diğer "uyum" yasaları gibi sermayenin çıkarlarına uygun düzenlenmeler getirmektedir. Buna göre işverenler, yeni düzenlemeyle bireysel yükümlülükten kurtulacak ve İş Kanunda da yer alan esneklik düzenlemelerine uygun olarak, kolaylıkla işçi çıkartabileceklerdir. Öte yandan, işçilere geri dönüşü uzun zamana yayılmış olan fondaki birikimler, borsa, mevduat vs. yöntemlerle kredi olarak sermayeye aktarılacaktır.

Kıdem Tazminatı Fonu, sermayeye önemli ölçüde çıkar sağlarken, mevcut kıdem tazminatı uygulamasının, işçiler için son derece önemli olan iş güvencesi ve işsizlik sigortası işlevlerini de ortadan kaldırmaktadır. Sermaye kesimi, Mart 2002'de uygulamaya giren işsizlik sigortası ve Mart 2003'de uygulamaya giren iş güvencesini gerekçe göstererek, kıdem tazminatının bu işlevlerinin ortadan kaldırılmasına haklılık zemini aramaktadır. Ancak, gerek işsizlik sigortası, gerekse, iş güvencesine ilişkin yasal düzenlemeler, tamamen göstermeliktir ve kıdem tazminatının bu konulardaki işlevini yerine getirmesi mümkün değildir.

Kıdem tazminatının bir "fon"da toplanmasının diğer önemli bir sakıncası da, emekçilerin, tasarrufu teşvik, konut fonu ve en son İşsizlik Sigortası Fonu gibi örneklerden çok iyi bildiği "fon" uygulamalarının yönetimi ve sonuçlarına ilişkindir......

Mevcut kıdem tazminatı uygulaması, Türkiye işçi sınıfının elde ettiği, önemli bir haktır. Çalışma yaşamına ilişkin diğer kazanımlar gibi Türkiye işçisinin bu kazanılmış hakkı da sermayenin temsilciliğini üstlenmiş olan hükümet tarafından geri alınmak istenmektedir. Bunu engellemek üzere işçi sınıfının yapması gereken, örgütlü bir biçimde mücadele etmektir. Örgütlü mücadelenin yürütüleceği ne önemli yer kuşkusuz sendikalardır. Ancak sendikalar, bugüne kadar gerçekleşen saldırılar karşısında "basiretsiz" bir tavır sergilemiştir ve bu nedenle işçi sınıfı, önemli kayıplara uğramıştır. Aynı sonucun tekrarlanmaması için işçilerin, sendika(cı)ların bu konudaki tutumlarını izlemeleri ve sendika(cı)lara basiretli davranmaları yönünde baskı yapmaları gerekmektedir.

Özgür Müftüoğlu 'ın Son Yazıları