Özgür Aydın
Ka paranoyası
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 01:06 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 01:06
Recep Tayyip Erdoğan, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin kısaltmasını “AKP” biçiminde kullananlarla ilgili olarak yıllar önce şöyle konuşmuştu: “Bizim Yargıtay Başsavcılığı’nda olan kısaltılmış adımız AK Parti'dir. Herkes bunu böyle yazmaya mecburdur. Böyle yazmıyorsa bu edebe, adaba sığmaz. Benim yasal olarak kısaltılmış adım neyse onu söylemeye mecbursun.” Rivayete göre, Erdoğan bu konuda pek hassasmış, partisinde yanlışlıkla “AKePe” diyenleri azarlıyormuş, “AKaPe” diyenleri ise kazığa oturttuğu söyleniyor.
“AK Parti” kısaltmasını kullanmak mecburiyetinde miyiz gerçekten? Bu tür birimlerin oluşumunu sağlayan kısaltma, kırpma gibi yollar sözcük yapım yollarıdır. Sözcük yapımı da yasal yollarla belirlenmez, başbakanlar hiç belirlemez. Sözcüğü halk yapar.
Bir sözcük yapım süreci olarak kısaltma ve kırpma, çok seslemli sözcükleri, daha az sesleme indirgeme sürecidir. Diğer sözcük yapım süreçlerinin (ekleme, birleşme, yineleme vb.) tersine, bu iki sözcük yapım sürecinde, tabanın yapısı genişlemez, tam tersine daralır. Kısaltmalarda sözcüklerin sadece ilk sesleri alınarak kısaltma oluşturulabileceği gibi (örneğin, ABD), sözcüğün seslemleri de kısaltma içinde yer alabilir (örneğin, Mali Suçları Araştırma Kurulu için MASAK). Kırpma ise sözcüğün belirli bir parçasının atılma sürecidir (örneğin, “Fethullah” yerine “Feto”). Yani “AK Parti” biriminin “AK” bölümü, “ABD” örneğindeki gibi kısaltma “Parti” bölümü ise “Feto” örneğindeki gibi kırpma örneği sunuyor gibidir. Yine de “parti” sözcüğünün “partisi” sözcüğünden kırpma yoluyla oluşturulması sorunludur. Zira kırpma örneklerine bakıldığında, kırpmanın genellikle stilistik bir amaçla sözcüklerin “gayriresmi” biçimlerini oluşturma süreci olduğu görülür.
***
Peki AKP’liler, “AKaPe” diyenlere neden bu kadar kızıyor? “Akabe” sözcüğünün Hançerlioğlu'nun "İslam İnançları Sözlüğü’ndeki tanımıyla (s. 17) ‘şeytanın oturduğuna inanılan tepe’ anlamına mı gelmesi? Muhtemelen bu değil. Mesele ka paranoyası.
Bir örgüt kısaltmasında “k” harfini “ke” değil de “ka” olarak sesletiyorsanız, bu örgüte karşı çok kötü düşüncelere sahipsiniz demektir. Abartılı kuşku, güvensizlik gibi duyguların yoğun olduğu bir rahatsızlık olan paranoya durumundan başka bir şey değildir aslında bu durum. Kısaltmayı AK Parti biçiminde değil de AKP olarak kullanıyorsanız, hele bir de “AKaPe” olarak sesletiyorsanız “edep dışı” hareket etmekle itham edilirsiniz. Ka paranoyası sadece AKP’ye özgü de değil, söz gelimi PKK kısaltmasını “PeKeKe” olarak sesletenlerle “PeKaKa” olarak sesletenler arasında örgüte bakış açısından ayrım yapılıyor. “Ka” diyenler örgüte karşı kötü, “ke” diyenler ise iyi niyetli! Bu paranoyak kuruntular tüm siyasi oluşumlar için geçerli değil elbette. Söz gelimi, Türkiye Komünist Partisi’nin kısaltmasının (TKP), “TeKePe” olması gerektiğini ileri süren paranoyak kuruntular yok bu partide.
Gerçekten de Türkçede kısaltmalarda “ka” sesletimi çok yaygın. Fikir Kulüpleri Federasyonu’nun kısaltması (FKF), “FeKaFe” Katma Değer Vergisi’nin kısaltması (KDV), “KaDeVe” Kamu Personel Seçme Sınavı’nın kısaltması (KPSS), “KaPeSeSe” biçiminde sesletiliyor. Türk Dil Kurumu bile kısaltmasını (TDK), “TeDeKa” olarak sesletiyor. Kısacası, Türkçede kısaltmalardaki “k” harfinin sadece “ke” olarak sesletileceğine ilişkin ciddi bir bulgu yok.
Geçtiğimiz haftaki gelişmelerden sonra hâlâ “Herkes AK Parti kısaltmasını kullanmaya mecbur” diye buyuruyor mu Erdoğan? “Ak mı kara mı önüne düşünce görürsün” derler ya, halkın önüne öylece düştü bile.