Termik santrallerle Şule Çet davası arasındaki ilişki

05/12/2019 Perşembe
Termik santrallerle Şule Çet davası arasındaki ilişki

Soner Yalçın termik santrallere filtre takılmasını erteleyen düzenlemenin Erdoğan tarafından veto edilmesine “AKP’deki Derin Güç” başlıklı yazısında değinerek, AKP içinde ciddi gerilimler olduğunu, bu nedenle Erdoğan’ın vetosunu bir danışıklı dövüş olarak göstermenin yanlış olacağını vurgulamıştı. Duyduğum kadarıyla Sözcü’deki bu yazıya sosyal medyada tepki gösterenler olmuş. Sanıyorum epeyce kişi üzerine almış Yalçın’ın eleştirisini.

Konuyla ilgili benim de yazım yayınlandı iki gün önce. Erdoğan’ın vetosunun bir halkla ilişkiler çalışması olduğunu söylüyordum bu yazıda. Şimdi yazacaklarım ise ne bir şeyleri üstüme almamla ne de Soner Yalçın’ın yazısıyla ilgili. Yalnızca AKP ve Erdoğan’ı bugünlerde nasıl izlemek gerektiğini kendimce anlatmaya çalışacağım.

Önce dünkü mahkeme kararından başlayayım. Şule Çet’in öldürülmesi ile ilgili davada sanıklara verilen ceza genç kadını geri getiremez, giderek artan kadın cinayetlerini engelleyemez, insanların vicdanını rahatlatamaz. Ancak yine de ortada bir sonuç var hiç değilse. Benzer yargı süreçlerinde çok sık rastlanan tuhaflıklar bu son duruşmada yaşanmadı ve sanıklara ağır diyebileceğimiz cezalar verildi. Tuhaflıklar kendi kendine değil “müdahale” ile oluyordu. Bu örnekte belli ki “müdahale” edilmedi ya da “müdahale”ye izin verilmedi. Veya “müdahale” edildi ve bu sonuca ulaşıldı.

Hiç tereddüt etmeden söylüyorum, bu da bir halkla ilişkiler çalışmasıdır.

Şu anda AKP kurmayları ve hepsinden öte Erdoğan bütün olanaklarıyla AKP’deki erimeyi durdurmaya çalışıyor. Erimenin, ekonomik koşullar ağırlaşmışken, ortalığı sürekli gererek, milliyetçi söylemlerle durdurulamadığını gördüler. Dahası, Davutoğlu ve Babacan’ın kurulmak için artık gün saymakta olan partilerinin “makul AKP”yi oynayarak AKP tabanında gedikler açabileceğini de fark ettiler.

Hiçbir şey olmuyormuş gibi yapamazlar. Sorunların özünden tamamen uzaklaştırılmış toplumun nabzını özel duyarlılık noktalarına dokunarak tutmaya çalışacaklar. Termik santrallere filtre takılması, Şule Çet’in öldürülmesiyle ilgili dava tam da bu türden konular.

Devamı ve daha fazlası beklenmeli.

Erdoğan’ın siyaset üslubu ve ekonomik-siyasal sıkışma buna ne kadar izin verir ayrı konu. Ancak Erdoğan’ın imaj yenileme gereksinimini görecek kadar deney biriktirdiği unutulmamalı. Bu açıdan, CHP yönetiminden başlayarak oldukça geniş bir kesimin “Erdoğan’ı çevresi aldatıyor” diyor olması çok büyük avantaj Erdoğan için. Her gün kamuoyu anketi yaparak tutum belirlemek durumunda kalan birinin bu tür hesaplar yapacağını söylemek komploculuk olmasa gerek.

Evet, Şule Çet davası da bir halkla ilişkiler çalışmasıdır. İyi olmuştur. Tıpkı termik santrallerle ilgili karar gibi. Ancak “bakın kamuoyu baskısı sonuç veriyor” demek için hiç acele etmemek, hatta böyle bir sonuca hiç varmamak gerek.

Toplumsal duyarlılık, toplumsal örgütlülüğe dönüşmedikçe hiçbir kalıcı başarı elde edilemez. Şule Çet davası sonuçlandığı sırada kadınlar bıçaklanıyor, öldürülüyordu. Termik santrallere filtre Saray zihniyetinin çevre ve insan sağlığına verdiği zararın yanında hiçbir anlam ifade etmiyor.

Ve zaten örgütlülüğe dönüşmeyen duyarlılıklar popüler birkaç başlıkta yoğunlaşıyor, her tür rezillik, adaletsizlik, sömürü olanca ağırlığıyla sürüyor.

Peki “AKP’nin içinde gerilim yok mu”?

Olmaz olur mu?

AKP bir koalisyon ve 2012’den bu yana bu koalisyon fena çatırdıyor. Artık yama tutmaz. Bu bir…

İkincisi AKP aynı zamanda bir çıkar örgütlenmesi. Yöneticilerin çok büyük bölümü patron, siyasetteki konumlarını paraya tahvil etmeye çalışıyor. Burada zaman zaman kişisel çıkarlarını korumak için AKP’nin içinde dahi rahatsızlık yaratan düzenlemeler yapıldığı oluyor. Bazen de farklı çıkarlar çatışıyor. Bu da iki…

Üçüncüsü, gerilemekte olan her siyasi yapıda gerilim olur, başarısızlığın faturasını herkes bir ötekine kesmeye kalkar. AKP bu açıdan yaralı bir partidir.

Hem emperyalist ülkeler hem Türkiye’deki patronlar arasında AKP’ye ve onun politikalarına yaklaşıma dair bir karmaşa hüküm sürmektedir. Bu karmaşanın AKP’nin içine yansımaması mümkün değildir. Gerilimle ilgili söylenecek dördüncü nokta budur.

Bu gerilimlerden büyük sonuçlar çıkarıp ülkeyi AKP’li seçeneklere mahkum etmek yerine hayatı sadeleştirmek gerekir. O onu aldatmış, o ondan bilgi sakınmış, beyefendi de bazı şeylerden rahatsızmış…

Geçiniz. Bazen toptancılık iyidir. AKP’nin sağından-solundan önünden-arkasından memlekete fayda yoktur.

Halkla ilişkiler operasyonunun panzehiri ise halkın örgütlenmesidir.