Rahmi Turan neyin duayeni?

28/11/2019 Perşembe
Rahmi Turan neyin duayeni?

Duayen gazeteci Rahmi Turan bu hatayı yapmamalıydı…” 

Son Muharrem İnce vakasından sonra böyle yazan çok oldu. Duayenlik diplomaside geçerli bir terim olsa da bir meslekte kıdem ve yaş olarak önde gelen kişiler için de kullanılıyor. Rahmi Turan bir açıdan gerçekten duayen bir gazeteci. Erken yaşta basın emekçisi olarak çalışmaya başlamış, başarılı olmuş, dikkat çekmiş, ardından Türkiye’nin en genç yayın yönetmenlerinden biri olarak görev yapmış.

O andan itibaren Rahmi Turan hep gazeteciliği tahrip eden, ona darbe vuran projelerde yer alıyor.

1968’de yayınlanmaya başlanan Günaydın Gazetesi, Türkiye’de basının nereye evrileceğinin habercisidir. Günaydın, okunmayan ama bakılan, habere değil sansasyona odaklanan gazetelerin önünü açmıştı. Günaydın’ın başarısı, Rahmi Turan’ın da başarısıydı.

Hakkını yememek gerek, sonraki örneklerle kıyaslandığında Günaydın bayağı masum kalıyor. 

1983’te Günaydın’a kardeş gelen Tan Gazetesi içinse aynısını söylemek olanaksız. 

12 Eylül faşizmi sendikaları, demokratik kitle örgütlerini kapatırken, bir süre sonra her köşe başında videocuların ve izbe birahanelerin açıldığı görüldü. Devrimci gençler içeride fiziken çürütülmeye çalışılırken dışarıda kalanların memleket meseleleriyle ilgilenmemesi için her tür pespayeliğin önü açılıyordu.

Tan Gazetesi’nin bu ihtiyaca denk düştüğünü kim inkar edebilir? Gazete özetle çıplak kadın fotoğrafı ve erotik çağrışımlarla yüklü uydurulmuş “haber”ler satıyordu. Faşist generaller örnek olsun Cumhuriyet Gazetesi’nin satır aralarında pertavsız ile yıkıcılık ararken, Tan’ı bütünüyle özgür bıraktılar. 

Cuntacı generaller, insan aklına saldırmak için her fırsatı değerlendiriyordu. Bir yandan da 30’lu yılların itibarlı Tan Gazetesi’nden intikam alıyorlardı akıllarınca.

Rahmi Turan bir ara milyonun üzerinde tiraja yükselen Tan’ın kurucusuydu. Bir süre sonra ayrılsa da, Tan’ın bu ülkenin basın tarihine girmesinde sorumluluğu vardır.

Hoş bana o dönem baştan aşağıya cıvık Tan mı “ciddi” Hürriyet mi daha büyük tahribat yapmıştı diye sorsanız yanıt vermekte zorlanırım. Evet Hürriyet o dönem de bir amiral gemisiydi ve 12 Eylül faşizminin halkla ilişkiler bülteni gibi çıkıyordu. Darbecilerin sesini beğenmiyorsanız, buyrun size Tan verelim!

Sonra yeni Tan’lar türedi, “ciddi” gazeteler Tan’a öykünen ilavelerle basılır oldu. Muhabirler tatil yörelerine gönderilir, plajda fotoğraf çeker, o fotoğraflara haber uydurmak gazetenin mutfağına düşerdi.  

Magazin deyip geçebilirdiniz bu tuhaflığa ama zaman içinde toplumsal olaylara, siyasi gelişmelere aynı tarzla yaklaşılmaya başlandı. Savunmasız insanlara çamur atılmasına, alakasız bir turist kadının fotoğraflarını çekip altına “Türk erkekleri gibisi yok” saçmalıklarını yaza yaza alıştırdılar.

Dediğim gibi Tan’da kimse haber aramıyordu, bu anlamda zararsız sayılabilirdi ama onunla değişen basın ikliminde toplum giderek bu tarz gazetelere bağımlı hale geldi.

Bu açıdan Rahmi Turan’ın kulağına fısıldanan bir iddiayı haberleştirmesine şaşırmamak gerekiyor. Kaç kişi, kaç siyasetçi bu şekilde itibarsızlaştırıldı, kaç yurttaş yargılanmadan suçlu yaftası yedi, kaç düzen karşıtı medya tekellerinin infazına kurban gitti?

Unutulmasın, Muharrem İnce meselesinin elde patlamasının bir nedeni muhataplardan birinin Erdoğan olmasıdır. Elde patlaması istenmiştir, istenmemiştir; skandalda Saray bağlantısı vardır ya da yoktur o ayrı… Önemli olan, medyanın desteksiz atarak yayıncılık yapma yetenek ve özgürlüğünü kazanmış olmasıdır.

Geçenlerde bu tarz yayıncılıktan uzak durmasını bekleyeceğimiz bir gazetede şöyle bir “haber” çıkmıştı:

Washington Üniversitesi tarafından yayınlanan ve 121 yıl önce çekilmiş fotoğraf İsveçli iklim aktivisti Greta Thunberg'i akıllara getirdi. 1898 yılında Kanada'nın Yukon bölgesinde çekildiği ifade edilen fotoğrafta yer alan kız çocuğunun Thunberg'e benzemesi sosyal medya üzerinde en çok konuşulan konular arasında yer aldı. Twitter üzerinden yorum yapan bazı kullanıcılar Greta'nın zaman yolcusu olduğunu ve 2019 yılına geldiği yorumunu yaptı.

Bence Muharrem İnce ucuz atlatmış…

Ne dersiniz?