Patlayan yalanlarınızdır

12/02/2013 Salı
Patlayan yalanlarınızdır

Kemal Okuyan'ın “Patlayan yalanlarınızdır” başlıklı yazısı 12 Şubat 2013 Salı tarihli soL Gazetesi'nde yayımlanmıştır.

Reyhanlı’dan patlama haberi geldi. Ne olduğunu öğremeye çalışıyoruz. Bölgedeki muhabirlerimize ulaşıyoruz, yerli ve yabancı medyayı tarıyoruz.

İnanılmaz bir hızla yalan söylüyorlar.

Önce “basın bülteni” hazırlamakla görevli üfürükçü memurlar, basındaki bir kısım istihbaratçının yardımıyla “havan topu” bilgisini geçtiler. Tutmadı. Tutmadı ama bu bilgiyi uyduranlarla, patlamanın sorumluluğunu Suriye’ye atmak için saniyesinde yalan üretenlerden kimse hesap sormuyor.

Sonra hava saldırısı, sürücüsüz Türkiye tarafına yollanana araç, intihar saldırısı gibi balonlar uçuruverdiler.

Yine tutmadı.

Devam edeceklerdi yalana, denediler de üstelik, ama yine tutmadı. Görgü tanıkları vardı, patlayan aracın yeri belliydi, her şey apaçık ortadaydı.

ÖSO araçları patlıyor, bomba imal edilen evler, depolar patlıyor, yalan balonları patlıyor!

Mutlaka yeni yalanlarla çıkacaklar karşımıza… Ne ki zorlanacaklar.

Çünkü… Bomba yüklü araç, Suriye’ye gönderilmek için hazırlandıysa bu zaten büyük suç. Bu suçun aylardır işlendiğini yazıyoruz, herkes de biliyor. Neymiş insani yardımmış. Tamam öyleyse, battaniyelerin içindeki gaz sıkıştı, patladı, kaderin cilvesi!

Yok, araç Suriye tarafından giriş yaptıysa daha büyük suç. Bu, sınır kapısının tamamen yol geçen hanına döndüğünün yeni bir kanıtıdır. Bu da hep yazıldı, çizildi. Zaman zaman Suriye ordusunun operasyonlarından kaçan teröristlerin hızlı bir biçimde sınırdan Türkiye tarafına geçtiği ileri sürülüyordu. İleri sürülüyor kibar oldu, biliniyordu.

Türkiye Cumhuriyeti devleti, istediği zaman sınır kapılarında araçları saatlerce bekletir, köpeklere koklatır, röntgen cihazından geçirir, hatta parçalara ayırıp kontrol eder. Suriye sınırında ise bilerek “başıbozukluk” yaratılmıştır.

Bu başıbozukluğun ürünü olarak Antep’te, Hatay’da sivil yerleşimlerde “kaza”lar olmakta, patlamalar gerçekleşmektedir.

Dün patlayansa, Erdoğan-Davutoğlu ikilisinin “kirli savaşı”dır.

Hemen söyleyeyim, patlayan araca, büyük olasılıkla Suriye tarafına geçirilmek üzere cephane yüklenmişti. Bunu kamufle etmek için önce sürücüsü olmayan “intihar saldırısı” dediler, sonra da “Suriye tarafından giriş yapar yapmaz patladı” diye haber uçurdular.

Dediğim gibi, hiçbir durumda sorumluluktan kurtulamazlar. Davutoğlu “sınırları kaldıracağız” demişti, işte kanıtı!

Yaşamın her alanında beceriksizliği, cehaleti ve adaletsizliği “ustalık” diye pazarlayan bir siyasi iktidarın düştüğü hazin durumdur bu. Suriye politikası toparlanması imkansız ölçüde dağılmıştır artık. Geçenlerde “yeni kirli savaş” demiştim, kir hızla irine dönüşmekte, iktidarın paçalarından akmakta...

Onca ölü, onca yaralı… Üzücü, çok üzücü.

Lakin, ülkenin durumu daha üzücü.

“ÖSO’cularını da al git!” Söylenecek budur.