Paralel devlet kavramı neye hizmet ediyor?

10/01/2014 Cuma
Paralel devlet kavramı neye hizmet ediyor?

İnanmamızı istedikleri şudur: Bir AKP var, bir de cemaat. Bunların çıkarları 2000’lerin ortasında uzlaşıyor, birlikte iş çevirip devlet kurumlarında istedikleri tasfiyeyi gerçekleştiriyorlar. Sonra çıkar çatışmaları başlıyor, birbirlerini tırmalıyor, kazıklıyor ve nihayet bugünkü sert çatışmaya sürükleniyorlar.

Güzel, sade, açıklayıcı, işleri kolaylaştırıcı!

Ama doğru değil.

Doğru değil çünkü kurguda AKP denen koalisyonun oluşum süreci yok, sermaye sınıfının müdahaleleri yok, emperyalist merkezlerin tasarrufları yok, daha önemlisi Türkiye gericiliğinin yaslandığı ortak toplumsal doku yok.

Emperyalist baylar şimdi dalga geçiyordur mutlaka “şunların haline bak” diye. Ama onlar da buradaydı. Bütün ciddiyetleriyle. Bütün barbarlıklarıyla…

Sermaye sınıfı “yolsuzlukların üzerine gidilmeli” diyor yeşiliyle, gelenekseliyle… Çalan-çırpan bakan akrabalarına tiksinerek bakıyorlardır kuşkusuz. Oysa onlar da burada, tam da içindelerdi, mutlu ve mesut. 11 yıl…

Bütün cemaatler… En irisinden en ufağına… Hepsi bu koalisyonun parçasıydı, hep beraber yürüdüler bu yolu. Çekişme, rekabet, kızgınlıklar… Bunlar olacak, paranın olduğu her yerde olduğu gibi…

Bu büyük koalisyon Erdoğan’ın çekirdek Milli Görüşçü ekibinin de, Fethullah Gülen cemaatinin de çok ötesidir. Burası Türkiye’dir, şimdi yerinde ama acı bir benzetmeyle “hurma cumhuriyeti” dense de, kaynakları geniş, zenginlikleri şaşırtıcı, herkesin hesabı olan bir ülkedir. Erdoğancıların da cemaatin de boyu, ufku yetmezdi bu 11 yıla ve 11 yılın tarihsel dönüşümlerine, karşı devrimci darbelerine.

Şimdiki pespayelik cemaatle Erdoğan’ın “kalitesi”nden kaynaklanmamaktadır.

Tek bir sorumlu vardır: Türkiye’nin sömürücü sınıfı.

Erdoğan’ın karşısında secdeye durdular, çünkü bu enteresan adam onlar adına halka savaş açtı, memlekete savaş açtı.

Türkiye kapitalizminin bu ülkeye, topluma verebileceği ölçüsüz gericilikten başka ne vardı ki!

Ölçüsüz gericilikten cemaatler, diktatörler, delicesine yağmalayan hazımsız kadrolar çıkması neden şaşırtıcı?

Kanıksamayalım ama şaşırmayalım da.

Paralel devlet kodlaması, Erdoğan’ın Türkiye burjuvazisiyle, ülkenin orta sınıflarına “her şeyi bu yasadışı odağa yıkıp rahatlayalım” çağrısıdır.
Buna itiraz edilmelidir.

“Cemaat AKP koalisyonuna şu saatte dahil oldu, şu gün ayrıldı” gibi saptamalar gerçeği fazlasıyla zorlamakta, siyaseten büyük yanlışlara yol açmaktadır.

Paralel saptamasında katılabileceğimiz tek şey, doğrultu ortaklığıdır. Ancak paralel tanımı, doğrultu ortaklığı olan iki hattın arasına mesafe koyar.
Böyle bir mesafe yok. Cemaatle AKP’yi birbirinden ayıramazsınız. Bugünkü karmaşanın nedeni de budur. Bir noktadan sonra, kimin cemaatçi olup olmadığının saptanmasındaki zorluklar, Gülen konspirasisinin başarısının değil, bunların hep birlikte çok hızlı büyüme sürecine girmesinin, aynı mahallenin çocukları olmasının ve iç içeliğin ürünüdür. Ayrıştıramazsınız kolay kolay.

Paralel devlet filan yok. Gerici bir rejim var ve çözülüyor. Onun bileşenleri arasındaki kavga neden değil, sonuçtur. Bu gerçeği gizlemek için cemaat ve Milli Görüş uzmanı kesilen tüm liberaller de yaşanan rezilliğin suç ortağıdır.