28 Şubat yazısı

28/02/2013 Perşembe
28 Şubat yazısı

Kemal Okuyan'ın “28 Şubat yazısı” başlıklı yazısı 28 Şubat 2013 Perşembe tarihli soL Gazetesi'nde yayımlanmıştır.

28 Şubat gözaltı ve tutuklamaları hem devam edecek, hem de önem kazanacak, çünkü Ergenekon, Balyoz ve diğerlerinin tersine, 28 Şubat “gerçek” bir olgu diye yazmıştım birkaç ay önce. Devam ediyor…

Büyük ölçüde devre dışı kalmış bir kadroyu cezalandırmak, onlardan intikam almak için kararlılar. Çünkü 28 Şubat, laikliğin, kurulu düzenin vazgeçilmezleri arasında bulunduğu iddiasının sonucuydu… Amerikan projesiydi, kendi içinde çelişkiliydi, elitistti, şuydu, buydu, ama “laiklik tartışılamaz” iddiasını tartışıyordu.

Bugünkü kurulu düzenin sahipleri ise laikliği sözde, kağıt üzerinde dahi taşımaya tahammül etmiyor. Bu nedenle 28 Şubat’ı gayrımeşru ilan etmek, onunla sonuna kadar hesaplaşmak, onun aktörlerini cezalandırmak çok önemli.

Ergenekon ve diğer operasyonlar güncel bir kavganın ürünüydü. 28 Şubat operasyonu ise tarihsel!

Bu nedenle konuyu asker-sivil gerilimine ya da darbeciliğe karşı hükümetin önlem almasına bağlayanlara gülüp geçmek gerekiyor.

28 Şubat operasyonları, Türkiye’de sermaye egemenliğinde gerçekleşen yapısal değişikliğin ürünüdür. Bugünkü Anayasa yürürlükte olduğuna göre, 28 Şubat değil, 28 Şubat’la hesaplaşma “darbe” niteliği taşımaktadır!

Bunu devletin yeni sahiplerinin, kendi hukuklarını ilan etmeleri olarak da açıklayabiliriz.

Ergenekon ve diğerlerindeki sahte deliller, uyduruktan tanıklar, saçma sapan iddialar, eski hukukun kısıtlarından kurtulmak için de gerekliydi. 28 Şubat’la ise gerçek, açık bir siyasal hesaplaşma söz konusu. Bu nedenle, bu yargılama daha “gerçek”!

Ama daha az vahim değil. Burada hukuktan değil de, tamamen siyasetten söz ediyoruz. Hukuken, 28 Şubat, burjuva devletin kendi kurallarına uygun bir müdahaleydi. Buradan yobazlıkla mücadele adına bir şey çıkmayacağını zamanında söylemiştik, çıkmadı da, tersine bu umutsuz müdahale gericiliğin önünü açıverdi.

Nasıl açıverdi? Gericiliğe “kendine çeki düzen ver ver ki bu düzende belirleyici bir rol üstlenesin” dendi. Mesaj alındı…

28 Şubatçılar bilerek-bilmeyerek bu mesajın taşıyıcılığını yaptılar. Şimdi hesap verecekler. Türkiye’de mevcut sistemin sabitlerinden birinin “laiklik” olduğunu sanarak, bir işe kalkıştılar. Bunun bedelini onlara ödetecekler ki, mevcut sistemin envanterinde laiklik olmadığını herkes kafasına soksun.

Özellikle de 28 Şubat’a denk getirecekler ki bazı hamleleri, hafızalara kazınsın, kimse gericiliğe “şuraya kadar” diyerek sınır koymaya kalkmasın!

Halkın uyanışına karşı “gericiliği” ihtiyaç halinde sevk ve idare edilecek bir toplumsal rezerv olarak görenlere oh olsun demem, çünkü olan memlekete oldu. Kapak olsun demem, fazla lümpen kaçar. Ders olsun hiç demem, onlardan bir beklentim asla olmadı.

Benim sözüm, aydınlanmacılığı burjuvaziye ve paşalara emanet edenlere bir, aydınlanmacılığı burjuvaziye ve paşalara terk edenlere iki...

Akıllı olun biraz!