Fethullahçıların Çalışma İlkeleri

20/03/2009 Cuma
Fethullahçıların Çalışma İlkeleri

Türkiye'de ve Dünya'da bir hayalet dolaşıyor. Fethullahçılık hayaleti. Devlet içinde devlet, AKP içinde AKP, ama aslında devletin ve partilerin üstünde, farklı boyutlarda giderek devleşen bir heyula.

Bu cemaat nasıl bu hale geldi?

Doksanlı yıllarda bir ara Hoca Efendi'nin vaazlarına sarmıştım. Televizyonda hiçbirini kaçırmıyordum. Yakınlarım dalga geçmeye başlamıştı, sen de mi mürit oldun diye. Müthiş ilgi çekici söylevlerdi bunlar. Gericilik her zaman cezbeder insanı. Gülen'in hitabet yeteneği de üstündür ya sadece konuşmakla hiçbir yere varılamaz. Örgütlenme ve çalışma. Kararlılığına ve sabrına borçlu cemaat büyük gelişmesini.

Burada aslında herkesin az çok bildiği noktaları irdelemeye çalışacağız.

Düzgün görünümlü ve çalışkan insanlar üstünden örgütleniyorlar. Düzgün derken kastettiğim, kılık kıyafet, konuşma, tavır, fiziksel görünümden, çevrede düzgün ve doğru bir insan olarak tanınmaya kadar tüm özellikler... Önemli saydıkları insanları (ister medyada, edebiyatta, ister mahallede, köyde) kazanmak için ellerindeki her türlü olanağı kullanıyorlar. Maddi manevi destek, ilerleme imkanları. Amaç, kazanılamasalar bile bu kişilerin etkisizleştirilmesi. Fakat özellikle örgütlenmeye, kadrolaşmaya engel çıkaran unsurlara karşı baskı ve yıldırmadan, bel altı vurmalara karşı her türlü radikal önlem alınabiliyor. Şimdilik fiziksel şiddet dışında. Ticaret, sanayi çevreleri, medya ve akademi dünyası özel yoğunlaşma alanları. Polis, bürokrasi, yargı ve ordu keza.

Şekillere ve kavramlara takılmıyorlar. Örneğin başı açık, gayet "çağdaş" görünümlü kadın fethullahçılar biliyoruz. Atatürkçülük de onlar için sorun teşkil etmiyor. Atatürkçülüğün herkese uyabilen pek çok çeşidi bulunuyor bilindiği gibi. Artık Atatürkçü fethullahçılarla karşılaşmak bizleri şaşırtmıyor. Sessiz kal, işini iyi yap, güçlenene dek ilerle.

Tam da bu özellikleriyle bir dinde reform hareketi gibi fethullahçılık. Zaten üç büyük dini bünyesinde birleştirmek gibi büyük gizli iddialar da taşıyor. Bu, tam da aradığımız şey değil mi? Ah, iki ufak ayrıntı mide bulandırmasa! Biri fethullahçılığın amerikancılığı, öteki piyasacılığı.

Amerikancılık üstüne tutumları ilginç. Çok sıkı bir amerikancı hareket oldukları halde cemaattekilerin çoğunluğu amerikan karşıtı söylemleri gayet iyi yutuyor. Sözde İsrail'e de karşılar, ama açık ve gizli yakın ilişki içindeler. Tabana bunun geçici bir ittifak olduğu mesajı veriliyor alttan. Dünyadaki tartışmasız en büyük güç Amerika'ysa, köprüyü geçene dek ona dayı diyeceğiz! Irak ve Afganistan'da Müslüman soykırımına devam eden süper devlete karşı ya korkunç bir pragmatizm veya kan donduran bir uşaklık duygusu. Amerikanın örgütlediği kimi dinci hareketler sonradan ona karşı dönmüşlerse, fethullahçılar için de böyle bir olasılık küçük de olsa mevcut.

Cemaate her türlü insan katılıyor. Elbette kişisel çıkar peşinde koşanlar da. Buradaki ilke kimseyi dışlamamak. Ama katılan herkes cemaat için, toplum için çalışmayı ön plana almalı. Kişi eğer hırsızsa bırakın yesin, fakat üç hizmet etsin, bir yesin. Solda, özellikle sosyal demokrat ve liberal solda tam tersini görürüz. Üç yesin bir hizmet etsin. Solun cemaat karşısında tutunamamasının önemli nedenlerinden biri bu.

Fethullahçılar bire bir ilişkiler konusunda çalışkanlar. Halkın sıradan küçük ihtiyaçlarını karşılama, dayanışma duygusu yaratma doğrultusunda uzmanlar. Parasal güçleri büyük.

Fethullahçılar pozitif ütopya sahibiler. İdeal diyelim, motivasyon diyelim, manevi güçleri yüksek. 21. yüzyılın İslam'ını yaratacaklarına ve yaşayacaklarına inanıyorlar. Söyledikleriyle yaşamları örtüşüyor, tutarlılık gösteriyor. Disiplinli, en azından görünümde niteliğe önem verici çalışma tarzları var. Genel ahlaksal düzeyleri ve iş sorumluluk anlayışları solun ortalama düzeyinden eksik değil fazla. Solda ütopya zayıfladı, idealist insanlar azaldı. Bizim ütopyalarımız daha çok negatif ütopya artık. Bir şeyleri kurtarmaya çalışıyoruz yeni bir şey yaratmaktan çok. Cemaatleşmeyi kim durduracak? Kuvvayi Milliyeci Kemalizm kuşkusuz ilerici bir güç, ama nasıl bir ütopya sağlıyor halka, ne kadar idealist motivasyon yaratıyor? Solcuların büyük bölümü söyledikleri gibi yaşamayan bencil insanlar. Böyle bir dönemde bile çıkar kaygıları toplumsal kaygılarının önünde. Cemaatleşmeyi durduracak tek güç yeni bir sol coşku olabilir. İnsanlığı ve doğayı bitiren kapitalizme karşı sosyalizm!

Zayıf noktaları yok mu? Var. Birçok. ABD'ye çok bağımlılar. Onun strateji değişikliği başlarına dert açabilir. Sonuçta, "anayasal düzeni ortadan kaldırmayı" hedefleyen gizli bir örgütlenme bu. Şu Mustafa Baybal'ı içeri attırdıkları maddeyi on yıllardır kendileri çiğniyorlar.

AKP ile ilişki. Erdoğan'la araları iyi görünüyor. Ama öteki cemaatler pek memnun değiller bu büyük gücün her şeyi yiyip yutmasından. Erdoğan'la tatlı geçinmeleri patronlarının aynı oluşundan kaynaklanıyor. Dedik ya, patronun tavırları siyasetin cilvelerine göre değişebilir.

Fethullahçılığın başka bir zayıf yanıysa, en vahşi yönleriyle kapitalizmi, en azgın yönleriyle piyasacılığı savunması. Bu tutum yoksul halk açısından şimdiye dek sorun çıkarmadı. Çünkü krize de girse kapitalizm hala çok güçlü, halk bu düzenden hala umutlu. Fakat kapitalizmin insanlığın günlük huzur ve refahını acı bir biçimde bozacağı günler uzak değil. Öyle günlerde fethullahçıların zenginden ve hızlı zenginleşmeden yana tutumu daha zor anlatılabilecek. Zaten asalaklık ve lüks karşısındaki tutumları İslam'ın özüyle (en azından çıkış dönemindeki ruhuyla) ciddi biçimde çelişiyor. Yine de her kirliliği bir şekilde mazur göstermede çok yetenekli olan cemaat kültürü onun da üstesinden gelebilir.

Elbette şunu unutmamak gerek: Sol daima akıntıya karşı kürek çeker, gericilerse akıntıdan yararlanır. Problem, zoru seçenlerin her zaman buna uygun motivasyon ve donanımda bulunmaması.