Kolombiya barışı

27/08/2013 Salı
Kolombiya barışı

Amerikalı yazar James Petras, Kolombiya hükümeti ile FARC gerillaları arasında Havana’da devam eden barış görüşmelerine ilişkin karamsarlığını, en başından beri, yazılarında ifade ediyor. Geçenlerde bu karamsarlığını El Salvador deneyimi ile ilişkilendiren bir yazı yazdı. El Salvador’da sol gerilla örgütü FMLN 1992’de devletle barış imzalamış, bu barış neoliberal azgınlığın önündeki son engeli kaldıran, El Salvador özelinde de tarihin sonunu ilan eden bir araca dönüşmüştü. Petras El Salvador deneyiminden hareketle FARC’ı uyarıyor: Sosyalist devrim için onca insanın hayatını feda ettiği bir ülkede barışın tek kazanımı bir avuç örgüt yöneticisini parlamenter sisteme dahil etmekten ibaret olmamalı.

El Salvador’un FMLN deneyimi ile Kolombiya’nın FARC’ı arasında fark var. FMLN, sosyalizmden 1992’de devletle masaya oturduğunda vazgeçmedi. Bundan on yıl önce ulusal burjuvazi ile ittifak ve “demokratik devrim” stratejisi benimsenmişti. FARC böylesi bir ideolojik dönüşüm yaşamadı.

Yine de Petras’ın karamsarlığını büsbütün haksız sayamayız. En başta ortada Kolombiya hükümetinin niyetleri var. Dünya genelinde olduğu gibi Kolombiya’da da özelleştirme soygununun sonuna gelinmiş, doğanın geniş ölçekli talanına yönelik yeni sömürü stratejisi ağırlık kazanmıştı. Kolombiya Santos’un iktidarı ile birlikte enerji ve tarım sektörlerini yabancı talana açma çabalarını “iktisadi kalkınma” adı altında bütünlüklü bir plana oturttu. Ülkedeki yarım asırlık iç savaşa nokta koyma fikri bir de bu planın parçası olarak gündeme geldi.

Gerillalarla savaş sırasında devletin Amerikan destekli paramiliter güçleri tarafından katledilen ve topraklarından sürülen dört buçuk milyona yakın köylü, gerisinde devasa topraklar bırakmıştı. Geniş ölçekli endüstriyel tarıma ya da dev enerji projelerine uygun alanlardı bunlar. Şimdi gerillaların kontrolünde kalan bölgeleri büsbütün temizleyip insansızlaştırmak, talan projelerini riske atacak muhalefeti tasfiye etmek gerekiyordu.

Barış görüşmeleri neredeyse bir yılını dolduracak. İnişli çıkışlı bir süreç yaşandı. Sürecin en fazla öne çıkan iki başlığı toprak reformu ile gerillanın yasal siyasete entegre edilmesi oldu.

Toprak reformunun kapsamını topraklarından sürülen köylünün işlenmeyen tarım arazilerine yeniden yerleştirilmesi, köylünün tarımsal üretimini kolaylaştıracak devlet desteğinin sağlanması, bu yeni yerleşimlere temiz su, elektrik, eğitim ve sağlık gibi hizmetlerin götürülmesi oluşturuyor. Ancak bu reform, büyük toprak sahiplerinin ve yabancı tekellerin zor yoluyla el koyduğu verimli tarım arazilerinin yeniden dağıtımını kesinlikle öngörmüyor.

Devlet, barış görüşmeleri boyunca silahları susturmayı reddetti, gerillayla düşük yoğunluklu bir savaş hali devam ederken ülke içindeki sıkıyönetim hali ve muhalefet üzerindeki baskı da artarak sürdü. Devlet içindeki paramiliter yapılanmanın tasfiye edileceğine ilişkin hiçbir vaatte bulunulmadı.

İktidarı kontrol eden yerli ve yabancı sermaye gruplarının çıkarlarına hiçbir şekilde dokunmayan, devlet içindeki katil sürüsünü tasfiye etmeyi öngörmeyen bir barışın, yakın gelecekte FARC’ın topyekün tasfiyesi gibi bir sonuç doğurması ve köylülere de rahat yüzü göstermemesi gibi bir risk gerçekten var.

FARC’ın pazarlık masasına otururken tüm bunların farkında olmadığını kim iddia edebilir? FARC kimlerle masaya oturduğunu bilmiyor mu? Tabii ki biliyor. Ancak ne dünya, ne Latin Amerika ne de Kolombiya 1990’ların başındaki gibi değil. Sınıf mücadelelerinin belki de kapitalizmin sonunu getirecek bir doğrultu kazanacağının işaretleri Kolombiya’da da görülüyor.

FARC’ın devletle pazarlık masasında yalnız olmaması, Santos’un göstermelik biçimde ortaya attığı barış sürecine toplumsal örgütleri entegre etme planının ülkede canlı bir tartışmayı tetiklemesi önemli bir gösterge oldu.

Geçen hafta tüm ülkeye yayılan kitlesel çiftçi grevi de bütün dağınıklığına rağmen Kolombiyalıların olan bitenin farkında olduğunu, Kolombiya sermayesinin “yeni kalkınma stratejisinin” elinde patlayabileceğini gösterdi.

Kolombiya barışının geleceğini de bu yeni hareketlenmenin kazanacağı karakter belirleyecek.

ÖNCEKİ YAZILARI