Duvarın ardından

12/11/2014 Çarşamba
Duvarın ardından

Venezuela’da El Universal gazetesi büyük bir kül yutmazlıkla Küba basınında Berlin Duvarı’nın yıkılışının yıldönümü kutlamaları ile ilgili haber yapılmadığını yazdı. Küba’yı suçüstü yakalamışlardı. Adada yıllarca Duvarın yıkılışı yeni bir gericilik çağının başlangıcı olarak anlatılmıştı. Şimdi Almanların 25 yıl sonra balonlu kutlama yapıyor olmaları Küba’nın anlatısını boşa düşürüyor, onu yalancı çıkarıyordu. Demek ki yaşanan aslında düpedüz sevindirici bir şeydi. İşte bu büyük yalan ortaya çıkmasın diye Küba basını kutlamaları hiç yansıtmamayı seçmişti.*

El Universal’in de parçası olduğu anti-komünist zihniyet dünyası Küba’yı Duvarın çöküşünün ardından hala gerçekçi bir konuma yerleştirmeyi başaramadı. Küba sosyalizmine çoktan bitmiş olması gereken, açıklayamadıkları bir talihsizlik sonucu ayakta kalmış bir rejim olarak görme saplantısından kurtulamadıkları için Küba’ya ilişkin yine saldırgan ama daha gerçekçi bir yaklaşım ortaya koyamıyorlar. Bu nedenle de Küba karşıtı propagandaları Küba’nın hamlelerini etkisiz hale getirip dünyadaki Küba sempatisini ortadan kaldırmaya yetmiyor.

Kafalarındaki Küba bir masal adasından farksız. Baskıcı ve sansürcü rejim yıllardır halkını uyutuyor. Kübalılar dışarıda ne olup bittiğinden habersiz kendi küçük dünyalarında dans ederek, şarkı söyleyerek, sahte bir mutluluk içinde yaşıyorlar.

Küba halkına reva görülen bu kandırılan çocuk imajı ezilen halkları aşağı gören emperyalist alışkanlıkların ürünü. Böyle nesneleştirdiğiniz bir halkın uluslararası kuşatma altında sosyalizmi nasıl deneyimlediğini tahlil edemezsiniz. Edemeyince Küba’nın nasıl ayakta kaldığını anlamanız olanaksızlaşır.

Yani diyorum ki, söz konusu olan Küba olunca manipülasyonun ötesi var; saplantılı bir kafa ve bunun getirdiği bir körlük var.

İnsan deneyimini, insan bilincini yok sayma alışkanlığından ileri gelen bir körlük…

Küba’da sosyalizm Berlin Duvarı’nın ardından halka söylenen yalanlarla ayakta kalmadı. Eski sosyalist blok ülkeleri ile ilişkilerin bir günde bıçak gibi kesilmesi ve ABD’nin bunu fırsat bilerek ablukayı daha da sıkılaştırması ile Kübalılar için özel dönem başlamıştı. Dünyadaki kapitalist restorasyonun acısını her gün deneyimlediler. Deneyimlemenin ötesine geçerek olup biteni kavradılar, kavradıklarını tarih bilinçlerinin parçası haline getirdiler. Ve kendi ülkelerine restorasyon salgınının bulaşmaması için direnişe geçtiler. Gün geldi, yarı aç uyudular ama Küba’da sosyalizmin kazanımlarından ödün verilmedi. Tek bir işletme özelleştirilmedi, tek bir işçi işten atılmadı, tek bir çocuk eğitimden, tek bir hasta sağlık hizmetinden mahrum kalmadı. Kübalılar için uğursuzluğun nereden geldiği belliydi. Kübalıların Duvardan sonra dünyanın artık daha özgür bir yer olduğuna inanmalarının herhangi bir maddi zemini zaten yoktu. Ama onlar yeni özgür dünyayı vaaz eden yılışık propagandadan da kendilerini korudular.

Küba sürecin yarattığı kaçınılmaz tahribatla mücadele etmeyi göze aldı.

Kapitalist restorasyon yalnızca maddi yaşam koşullarını değil akılları da kötürümleştirerek ilerlerken Kübalılar, sosyalizme sahip çıkarak akıllarını korudular. Duvarın yıkılışını Alman devletinin Gorbili, Walesalı şenliğinde kutlayan kimileri gibi yaş tahtaya hiç basmadılar.

———————————————————————————————————————————

Küba’da çeşitli yayın organlarında yıldönümü vesilesiyle değerlendirme yazıları yer aldı. Bir tanesi “Marx Berlin Duvarı’nın yıkılışının 25. yılı hakkında konuşuyor” başlıklı idi.

ÖNCEKİ YAZILARI