Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Galip Munzam

Obama, Obama… Zor Geliyor O Bana!

Yayın Tarihi: 07.05.2021 , 23:36 Güncelleme Tarihi: 07.05.2021 , 23:36

DÜNYA SOLA DÖNÜYOR - ABD yazıları

Obama tüm dünyanın dört gözle beklediği devir-teslim konuşmasını birkaç dakika öncesinde yaptı. Konuşmayı -10 dereceye yaklaşan soğukta 1.4 milyon insan heyecan, gözyaşları, çığlıklarla izledi.

Televizyon ekranlarında genç bir siyah işçi arkadaşları arasında para toplayarak bu tarihsel ana tanıklık için ülkenin diğer yanından, Oregon'dan, kendisini temsilci olarak yolladıklarını anlattı. İzleyiciler arasından söz alanların hemen hepsi sözlerine "tarih" diye başladı, "yeni Amerika'nın inşası" ile devam etti ve sözleri "büyük umutlar" ile son buldu. Siyahlar, yoksullar akın etti Washington D.C.'deki Kongre Binası'nın Batı yakasına...

George W. Bush'un her iki devir teslim törenindekine benzer görüntüler yaşanmadı: Protestolar, polisin biber gazı ile savaş karşıtlarına saldırması, izleyicilerin Başkan'ın arabasına domates atmak konusunda yarışması...

Bunlar yoktu!

Baba Bush'un bize Kenan Evren'i andırır biçimde konuşmasının arasında kendisini izleyen kalabalığa dua ettirmesine de rastlamadık.

Reagan'ın konuşmasından kopya çeken "devrik lider" oğul Bush oradaydı ama onun eski havası yoktu.

Kennedy'in konuşması esnasındaki şüphe bulutu yoktu Obama'nın etrafında...

Başkanlık yeminini ederken diğer başkanlara sirayet eden "profesyonellik"ten de eser yoktu Obama'da. Konuşmalarında bülbül gibi şakıyan, bir gazetemizin haberine göre Japonların İngilizce derslerinde örnek olarak gösterdiği Obama, iki kez tekledi yemin ederken.

Aralarda gösterilen sopalar vardı (Sizi yeneceğiz dayılanmaları.) ama "ben ki Sultan-i salâtin-i zaman burhân-i havakın-i avân tâc-bahs-i husrevân-i cihan zillullâhi'l-meliki'l-mennân" bir duruş da yoktu Obama'da...

Pekiyi ne vardı bu konuşmada?

Siz bu satırları okurken muhtemelen konuşma çoktan boyalı basınımızın stratejistleri tarafından didik didik edilmiş, bununla da kalmayıp her şeye rağmen Obama umutlarını koruyanlar iki damla gözyaşı iliştirdikleri "God Bless America" (Tanrı Amerika'yı korusun) yazılarını da yazmış olacaklar.

Bu bize bir hareket serbestliği sağlıyor... Bizim söyleyeceklerimiz açısından önemli kısımlarını öne çıkarma imkânımız var.

Başlayalım o zaman... Ama sondan.

Obama diyor ki "çocuklarımızın çocukları 'sınandığımızda duraksamadığımız gibi bu yolculuğun bitmesine de müsaade etmedik' diyebilsin..." Obama, "yolculuğun bitmesi" tehlikesinden bahsediyor. Konuşmanın pek çok yerinde de benzer bir vurguya rastlıyoruz: ABD'nin kurucu ilkeleri ile çelişmeyeceğini beyan ederken "dünya değişti, ayak uyduramadık, ayak uydurmamız lazım" diyor Obama. Dahası baştan sona yeniden inşa edilmesi gereken bir ABD'den bahsediyor.

Bu konuşmadan ortaya çıkan en önemli gerçeklik şudur: ABD, aynı programla yola devam etmeyecektir. Bir "ABD restorasyonu" yolda... Bu dünyanın tamamı için bir yeni dönem anlamına gelecektir. Hele ki Obama içeride sözlerine sadık kaldığı takdirde (piyasaya sıkı denetim, sağlık ve eğitim reformu, işsizlikle mücadele).

Neden "içerisi" önemli?

İlki şu: ABD'nin bugün kendi boyunu da aştığı aşikâr olan jeopolitik planlarını bugünden yarına değiştirmesi içte atacağı adımlardan daha zor olacaktır. Bunun aşağıda ele alacağımız kimi nedenlerle gerçekleşmesi mümkün de değildir. Irak'tan çekilmek artık sembolik bir durumdur, büyük bir dönüşüm anlamına gelmiyor. İkincisi, ABD'nin günümüzün küresel dünyasında bunları mutlak biçimde içe kapanarak yapması gibi bir olasılık bulunmuyor.

Dolayısıyla diyebiliriz ki, ABD, bu "iç" hedefleri dünya ekonomisinde belli taşları yerinden oynatmadan yapamaz.

Sessiz ve derinden etki edecek iki dinamiğe özellikle dikkat edilmelidir.

Mealen söyleyecek olursak, "bu piyasa iyi güzel de dizginlemezsek de ortalığı böyle batırıyor" diyen Obama'nın bu piyasa işinde ne denli ileri gideceği önemlidir. Bu noktada ABD, zücaciye dükkânındaki fil gibidir. Atacağı her adım, son finansal krizin de ortaya çıkardığı üzere her biri birbirine kırılganlık üreten bağlarla bağlı ekonomilerden oluşan dünya kapitalist sisteminde önemli etkilere neden olacaktır.

İkincisi, genelde yanlış kurulan bir denkleme bakmak gerekir. "Krizin üstesinden gelmek için bir savaş" olasılığından bahsediliyordu. Bu denklem, hem tarihsel hem de iktisadi olarak yanlıştır... Bir emperyalist savaş olasılığı vardır ancak bu "krizi tedavi etmek için" değil, krizin ortaya çıkardığı gerilimler nedeniyle olabilir. Avrupa'nın, Rusya'nın ve Çin'in konumları bu olasılık söz konusu olunca, daha büyük önem kazanmaktadır. Savaş bir olasılıktır ama kesin olan ABD hegemonyasının bu merkezlerden gelen güçlü bir rekabet ile sarsılacağıdır.

ABD, uzun süredir muaf hissettiği rekabetle yeni adımlar atmaya çalışırken kuvvetli biçimde karşılaştığında nasıl tepki verecek?

Sanırız ki, tepkilerinden ilki ve en önemlisi kimi köşeleri sağlama almak olacaktır. Emperyalizmin "köşeleri sağlama alma" yolu, işgal değilse, güdümlü-otoriter yönetimlerdir. Dünyayı olası bir emperyalist savaş öncesinde böyle bir felaketin beklediğini söylemek mümkündür... Obama'nın "İslam alemi"ne yapmış olduğu yumruklarınızı çözün çağrısını bir de bu şekilde okumak mümkündür.

Cennetten bir köşe olan ülkemiz böyle bir "köşe" midir önümüzdeki günlerde göreceğiz. Ancak Türkiye'de olan bitenler böyle bir çerçevede daha anlaşılır biçimde okunabilir.

Buradan bizi ilgilendiren bir diğer nokta da Küba ve Venezuela'nın sıkı durması gerektiğidir. Latin Amerika'da bu kalelerden en az biri düşmeden ABD için "köşe tutmak" zorlaşmıştır.

Konuşma ve gidişat bir ABD restorasyonuna işaret ediyor etmesine ama bu restorasyonun başarısı sorulduğunda o kadar aceleci olmamak gerekir. ABD'nin tükenen nefesinin buna yetmemesi büyük olasılıktır.

Ancak "sistemik değişim", ABD'nin başarısından bağımsız bir noktadadır. ABD'nin atacağı ve atamayacağı adımlara göre ihtimaller değişse de ufukta görünen değişimin kendisi değişmemekte...

ABD gücünün yeniden tesisi mi?

İşte o bize zor görünmekte...

[email protected]

Galip Munzam 'ın Son Yazıları