Galip Munzam
Erge“neo-con”
Yayın Tarihi: 07.05.2021 , 23:36 Güncelleme Tarihi: 07.05.2021 , 23:36
DÜNYA SOLA DÖNÜYOR - ABD yazıları
"Neo-con" malumunuz, ABD'deki yeni muhafazakârların kısaltması. Ortalıkta dolaşan popüler ABD analizlerinin ortaklaştığı nokta da burası: Dünyanın başında ne kadar musibet varsa neo-conların suçu.
Özellikle Sovyet-sonrası dönemde ABD yönetimine şekil veren ve II. Bush yönetimi ile en gelişkin biçimine kavuşan bu "neo-con" tanımlaması sol cenahtan da oldukça rağbet gördü. ABD hegemonyasının içinde apayrı bir aşamaya tekabül ettiği yönünde tezler, kimi entelektüel akımların çarpan etkisi yapması (imparatorluk vb.) ile iyiden iyiye yerleşiklik kazandı.
Obama'nın göreve başlaması için sayılı günler kalmışken ve görevi devralırken yapacağı konuşma heyecan ile beklenirken "neo-con"lar ile ilgili literatür kabarmaya devam ediyor. "Neo-con" vakıası üzerine yazılmaya bundan sonra da devam edecektir. Hele de Filistin'deki son gelişmelerin ardından BOP'un iyiden iyiye sarpa sardığı meydana çıkmışken... (*)
Yazanlar yalnızca ABD yönetimine mesafeli yaklaşan akademisyenler değil.
Geçtiğimiz günlerde Beyaz Saray'ın internet sitesinden "Bush Yönetiminin Sicili Konusunda Amerikalıların Bilmiyor Olabilecekleri 100 Şey" (100 Things Americans May Not Know About the Bush Administration Record) isimli bir belge ile bunun süslenmiş ve baskıya hazırlanmış biçimi olan "2001-2009 Başkan George W. Bush Yönetiminin Başarıları ve Neticelerinden Akılda Kalanlar" (Highlights of Accomplishments and Results of the Administration of George W. Bush 2001-2009) isimli bir kitapçık kamuoyunun dikkatine sunuldu. (**)
Belgelerin en ilginç noktası Bush yönetiminin nereden çıktığı sorusuna verdiği yanıt. Özet olarak her iki belge de, kendi sözcüklerimizle ifade edecek olursak, Bush yönetiminin 1947'de artık resmen ilan edilmiş olan ABD hegemonyası içinde bir sürekliliğe tekabül ettiğini söylerken ancak bu hegemonyanın devamı için gerekli adımları atabilme kabiliyetine sahip olmakla yakın geçmişte kendinden önceki yönetimlerden ayrıldığını ima ediyor. Bu esnada o denli insanlık dışı olmadığını da eğitim programları, gıda yardımları, Afgan ekonomisinin başarılarına ilişkin istatistiki verilerle ispata çalışıyor.
Açıkça söylemek gerekirse Bush yönetimi kendisini bu konuda yazılıp çizilen envai çeşit akademik tezden çok daha "sağlıklı" biçimde değerlendirmektedir. Kendisini tarihsel süreklilik içinde bir yerde konumlandırma uğraşının ardında politik hesaplar da olsa, ya da başka bir deyişle "Bush yönetimi kendi tarihsel itibarlarını korumaya çalışıyor" da olsa bunun önemi bir yere kadar. (***)
Şu son günlerinde altını çizmek gerekiyor: Bush yönetimi ABD emperyalizminin bir uğrağıdır. Onları ortaya çıkaran dinamikler, emperyalist-kapitalist sistemin dinamikleri tarafından ortaya çıkarılmış, bu yönetim sistemin ihtiyaçları çerçevesinde şekillendirilmiştir. Bu boyutun atlanması meselenin sistemik yanının görmezden gelinmesi, sonuçta emperyalizmin gözden kaçırılması anlamına gelecektir.
Bush yönetimi emperyalist sistemin içinde bulunduğu meşruiyet krizi neticesinde ortaya çıkmıştır. Soğuk Savaş sonrası dönemde emperyalizmin vaatlerinin hızlı bir biçimde boşa çıkması sistemin unsuru olan devletlerin tamamını "merkez"in zafiyetinden dolayı olumsuz biçimde etkilenmiş, merkez içinde yeni bir sıralamayı ortaya çıkaramayan güç denge(sizlik)leri kapitalist devletin meşruiyet krizi ile neticelenmiştir. Bu noktada hegemonik gücü nesnel olarak zayıflayan ABD'de, hem mevcut güç dengesinin/dengesizliğinin altını çizmek hem de bu meşruiyet krizine çok özel bir yanıt üretmek üzere neo-conlar sahaya çıkmıştır.
Meşruiyet krizine yanıt, meşruiyet arayışının tamamen ortadan kalkmasıdır. İki kutuplu dünyada ortaya çıkmış ve Sovyet-sonrası dönemde neredeyse göstermelik hale gelmiş kimi uluslararası teamül ve kurumların ABD tarafından üzerlerinin çizilmesi bu döneme denk düşmektedir.
Bu yöntem son 8 yılı belirlemiş olsa da daha fazla ileri gidemeyeceği ortaya çıkmış görünmektedir. ABD, özellikle Obama ile içeride daha fazla "ikna"ya dayalı bir yaklaşım geliştireceğe benzemektedir. Bu durumda da "neo-con"ların bir süre daha eleştirilmemesi ve harcanmaması olasılığı görünmemektedir.
Pekiyi bu durumda Bush ne yapmalıdır?
Sorumuz garip karşılanmasın. Son Ergenekon dalgasının neticesinde bir kez daha görüldüğü üzere sol adına oraya buraya akıl hocalığı yapmak maharet sayılıyor ya bu da bizim Bush'a tavsiyemiz olsun. Bush, kendini kurtarmak istiyorsa, bize göre son günlerinde şu listeye göz atmalı ve hızlıca seferberlik ilan etmelidir:
1-Sürekli gündemde olan olası terör saldırılarından biri bahane edilerek bakan yardımcılığı, savunma bakanlığı gibi bir dizi görevde bulunmalarından bağımsız olarak "neo-con"ların bir terör örgütü olarak devletin içinde yuvalandıklarını beyan eden afili bir konuşma yap.
2-Sözcükleri unutmamaya özen göster.
3-Pek meşhur olan Dr. Mehmet Öz'ü konuyu soruşturması için süper-savcı olarak ata. Doktor olmasının bir önemi yok. Soyadının çok makbul olduğu görülecektir.
4-Örgütün ismini Erge"neo-con" olarak açıkla. İsmin çok makbul olduğu görülecektir.
5-Önce seçimlerde diğer tarafa meyleden Powell'ı gözaltına aldır. Irak Savaşı'nın generalleri gözaltına alındı diye sana sempati duymaya başlayanlar çıkacaktır.
6-Ortalığı söylentiler ile bulandır. (Bunu nasıl yapacağını biliyorsundur.)
7-"Bir numara" söylentisini çıkar. Bir numaranın "siyah" olduğunun altını çiz.
8-Yeni gözaltıları dene. İçlerinde kafa karıştıracak isimler olsun: Al Pacino olabilir.
9-Bu esnada Oprah Winfrey'i de gözaltına aldırmayı unutma.
10-Rice'ı gözaltına aldır.
11-Bir numaranın Rice olmadığını açıkla.
12-Gözaltına alınanlardan bir kısmını serbest bırak ve "özgür yargı" izlenimi yarat.
13-Yıllar yılı sürecek bir yargı süreci tarif et. İddianame kimsenin tamamını okumayacağı kadar uzun olsun.
14-Yargılamalar başlasın.
15-Söylentilere devam. Söylentiler içinde Fox'un sahibi Rupert Murdoch'un adı da sık sık örgüt üyesi olarak geçsin.
16-Dick Cheney ile Noam Chomsky ya da Immanuel Wallerstein'i birlikte gözaltına aldır.
17-Cheney'in evinden çıkan kroki üzerinde işaretli yerleri kazdır. Petrol çıkmazsa silah çıkacaktır.
18-Krokinin işaret ettiği noktalardan silah çıkarsa Saddam'ın silahları olduğunu açıkla. Sana olan sempati daha da artacaktır.
19-"Bir numara"ya yaklaştıkça bu kişinin Obama olduğunu ima et.
20-Ömür boyu başkanlık talep et.
21-Babana dokunma.
22-Muhalifler hapiste kalsın, diğerlerini serbest bırak.
UNUTMA! Bu planın hayata geçmesi için herkesin senden zekiymiş gibi görünmesinin bir önemi yoktur. Bazen de senden zeki görünenler aslında o kadar zeki değildir.
(*) BOP'un en fazla dillendirilen hedeflerinden bir tanesi Ortadoğu'da "demokratik rejimlere" geçişin sağlanması idi. Filistin'de Hamas'ı yönetime taşıyan seçimler BOP'un ilanı sonrasında Ortadoğu'daki ilk "demokratik seçim" idi.
(**) Söz konusu belgelere http://www.whitehouse.gov/infocus/bushrecord/ adresindeki "documents" (belgeler) sütunundan erişilebilmektedir.
(***) Sheryl Gay Stolberg imzası ile The New York Times'ta çıkan ve bu belgeler üzerine çeşitli yorumları içeren "Bush ve Kadrosu için "Sonlar" Mevsimi" isimli makalede tarihçi Robert Dallek'in ABD başkanlarının genelde son günlerinde anılarını yazmaya başladığını Bush yönetiminin tarihsel itibarları için "sıkı çalıştığını" yönündeki yorumuna da yer veriliyor. http://www.nytimes.com/2009/01/11/washington/11bush.html?_r=1&hp
NOT: Geçtiğimiz hafta yazımızda Şaron'un ölümünden bahsetmiştik. Şaron'un "teknik" olarak ölmediğini söylememiz gerekiyor.