Ender Helvacıoğlu
Kim meşru, kim gayrı-meşru?
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 01:06 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 01:06
Taraf gazetesinin 2004 tarihli bir MGK toplantısında alınan kararı manşet yapmasıyla başlayan ve günlerdir süren çekişmeyi ibretle izliyoruz.
Fethullah Gülen cemaatinin faaliyetlerinin soruşturulmasına ilişkin kararın altında Başbakan Erdoğan, o zamanlar Dışişleri Bakanı olan Abdullah Gül ve beş ayrı bakanın da imzası bulunuyormuş. Bu karar ve altındaki imzalar, büyük bir açığın ortaya dökülmesi gibi değerlendirilip, şantaj malzemesi olarak kullanılıyor.
Hükümet ne diyor: Bu karar o günün koşullarında alındı, baskı altındaydık, vallahi de billahi de bu kararı uygulamadık, yok hükmündedir…
Cemaat tatmin olmuyor ve bastırmaya devam ediyor. Hükümet yetkilileri bakın kendilerini nasıl savunuyorlar: Bir dediğinizi iki mi ettik? Eğitim ve adalet mekanizmalarında etkin olmanıza göz yummadık mı?
Nedir Gülen Cemaati? Siyasi parti midir? Dernek midir? Meslek örgütü müdür? Gülen Cemaati, devlet içine sızmış sızmayı bırak, iktidarı paylaştığı bizzat hükümet tarafından itiraf edilen illegal bir yapılanmadır.
Hükümetin özrü kabahatinden büyük! Suçun ve itirafın çapını görüyor musunuz? Devletin en önemli unsurlarından birkaçı illegal bir örgüte teslim edilmiş. Eğitimde, yargıda at oynatmış bu illegal yapılanmalar.
AKP iktidarı, devleti bir illegal yapılanmayla işbirliği yaparak yönettiğini itiraf etmektedir.
Bunların hepsi yakın gelecekte yazılacak olan iddianamelerin içeriğini oluşturacaktır. Eski deyimle “ipe götürecek” suçlardır bunlar!
İktidar partisi AKP ve Erdoğan Hükümeti, itiraf ettikleri bütün bu uygulamalarından dolayı yargılanacaktır! Gülen Cemaati ve benzeri yapılanmalar ise bu toplumdan sökülüp atılacaktır!
***
Hangi tarikat/cemaat hangi partiyi destekleyecek türünden haberler moda oldu. Nurcular şu partiyi destekleyecekmiş, Menzilciler ise bu partiyi… Süleymancılar şu partiye oy verecekmiş, Kadiriler ise bu partiye… İskenderpaşa cemaati şu partiye sempati duyuyormuş, İsmailağa grubu ise bu partiye…
Kimdir/nedir bu Nurcular, Menzilciler, Süleymancılar, bilmem ne paşa cemaatleri, bilmem ne ağa grupları?
Siyasi parti midirler? Dernek midirler? Demokratik kitle örgütü müdürler? Şirket midirler? Hangi yasaya tabidirler? Hangi yasalara göre denetlenmektedirler? Nasıl üye olunmaktadır bunlara? Bütçelerine hangi devlet kurumu bakmaktadır?
Bunların hepsi illegal örgüttürler! Şu çürümüş, yozlaşmış, ahı gitmiş vahı kalmış cumhuriyetin yasalarına göre bile illegaldirler!
Eski cumhuriyetin yapamadığını yapacağız, yepyeni bir cumhuriyet kuracağız, biçeceğiz bunları! Geri döndürülememecesine söküp atacağız bu örümcek ağlarını…
***
Ya “solcu” geçinen Kılıçdaroğlu, Sarıgül gibilerine ne demeli? Bu illegal ortaçağ kurumlarının temsilcileriyle görüşüp oy dilenen “solcu”lara…
Bu kadar alçaldıktan sonra, hangi yüzle çıkıp ülkenin aydınlık yüzünü oluşturan tabanınızdan oy isteyeceksiniz?
Bu ülkenin güzelim halkı/gençliği, siz tarikatlardan oy dilenesiniz diye mi Haziran’da meydanları doldurdu, barikatlara çıktı, canını verdi?
Tıpkı anti-emperyalizm gibi aydınlanma da en kalın çizgidir bugün. Toplumsal meşruluğun da kalın çizgisidir. Ya buradasın ya da karşı tarafta! Ya devrimcisin ya da dilenci!
***
Devleti illegal tarikatlarla, cemaatlerle koalisyon halinde yönetmek mi meşrudur? Komşu bir ülkenin içinde terörist grupları örgütleyip iç savaş çıkartmak mı meşrudur? Yoksa bütün bunları yapan iktidardan kurtulmak için milyonlar halinde sokağa dökülmek mi?
Bugün, bu çürümüş düzene göre AKP Hükümeti ve tarikatlar, cemaatler meşru ayağa kalkan halk ise gayrı-meşru. Açılan onlarca “Gezi Davası”nı görüyorsunuz.
Ama yarın? Yakında anlaşılacaktır: kim meşru, kim gayrı-meşru.
Sol Cephe, toplumsal meşruluğu siyaset arenasına dayatmak için geliyor! Turnusol kâğıdı olacaktır Sol Cephe. Bu ülkenin tek meşru örgütünü kurmaya girişiyoruz. Devrimin meşruluğudur bu.
Vatan satıcılığına karşı bağımsızlığın, karanlığa karşı aydınlığın, bölünmeye karşı eşitlik temelinde birliğin, kulluğa karşı özgür bireyin, sömürüye karşı emeğin, onursuzluğa karşı erdemin bayrağını yükseltmek için geliyoruz…
NOT: Bilim ve Ütopya ile Bilim ve Gelecek dergilerinin kurucularından, “ütopya kanadımızın” temsilcisi, değerli dostumuz Savaş Emek, İzmir 9 Eylül Üniversitesi Hastanesi’nde kanser tanısıyla yatıyor. Henüz tetkikler sürüyor tabii mücadele de sürüyor. Çarşamba günü onunla birlikteydik. Savaş, eskisi gibi yine espriler yapıyor, morali yerinde. Sol Cephe’den söz ettim ona. “Ender kardeşim, ben Milli Cephe’ciyim” dedi. Sen ne eylersen güzel eylersin sevgili Savaş. Sol Cephe ile Milli Cephe’yi çakıştırdığımız zaman zaten başarı yakın demektir. Tıpkı “bilim” ile “ütopya” gibi, “bilim” ile “gelecek” gibi… İyi şanslar değerli dostum. En kısa zamanda kalkacaksın ayağa. Daha Samsun’a çıkacağız! Şubat’tan Ekim’e yürüyeceğiz! Uzun yürüyüş başlatacağız!