Ender Helvacıoğlu
Gol yollarında…
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 01:10 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 01:10
Cemaat bir siyasi parti değil. Dolayısıyla direkt olarak bir iktidar alternatifi değil. Cemaat, Amerikan devletinin beşinci kolu görevini yürüten, her türlü yöntemle Türkiye siyaset arenasını tasarımlamak için kullanılan, Amerikan gizli servis elemanlarının da içinde yuvalandığı illegal bir örgüt. Kısacası bir tür Gladyo.
Tabii ki, Cemaat’in dinci ideolojisine aldanmış (veya gönül vermiş), genellikle küçük mali çıkarlar uğruna bu yapı içine girmiş sıradan insanları kastetmiyorum. Kastettiğim bu geniş havuz içinde konuşlanmış yukarıda belirttiğim odaklar.
AKP ve Cemaat 12 yıldır ittifak halinde bu ülkeyi yönetiyor. Cemaat içindeki Gladyo, 12 yıldır AKP’nin (veya Tayyip-Gül kliğinin diyelim) derin devleti idi. AKP bu Gladyo eliyle iktidara taşındı, Türkiye’nin rejimini değiştirmeye yönelik uygulamalar bu Gladyo’nun operasyonlarıyla yürütüldü.
Şimdi yeni bir toplum mühendisliği operasyonu yapılmaktadır ve belli ki yeni tasarımlamada Tayyip kliği feda edilmektedir. Yani Gladyo yeniden iş başındadır.
Bu gerçeği hiçbir biçimde unutmayalım. Ortalığa saçılan ve haklı olarak nefret ettiğimiz Tayyip kliğini kepaze eden kaset ve videolarla sevindirik olmayalım.
Tayyip bitmiş bir kişiliktir, artık bu ülkenin geleceğinde bir rol sahibi olamaz. Tayyip ve yakın çevresi bir suç şebekesidir. İktidara yapışmışlar ve her türlü yöntemle tutunmaya çalışmaktadırlar. İktidardan düştükleri an girecek hiçbir delik bulamayacaklarının farkındadırlar. Sonları da yakındır.
Ama artık esas mesele bu değil. Mesele, Tayyip’lerin değil ülkenin geleceğinin ne olacağıdır. Ülkenin geleceğinde emekçi halkın ne kadar söz sahibi olacağıdır.
Emekçi halk satranç tahtasındaki bir taş mı olacaktır, yoksa devrimci öncüleri aracılığıyla satranç tahtasının başına mı oturacaktır, bizim sorunumuz budur.
Bizim de kozlarımız var. Mevcut iktidardan bunalmış halkı, Türkiye’yi yeniden tasarımlamaya çalışan odakların yedeğine düşmekten kurtarabilecek kozlara sahibiz.
Güçsüz değiliz. Türkiye’de aklı başında, bağımsız emekçi politikası izleme ve uygulama potansiyeline sahip sosyalist ve devrimci-yurtsever örgütler var. Büyük bir aydınlanmış kitle var.
Yanlış politikanın ve akılsız eylem tarzının her türlü melanetin oyuncağı olabileceği, ama doğru siyasal önderliğin ve eylem tarzının çığ gibi büyüyebileceği ve etkin olabileceği bir noktadayız. Kriz böyle bir şey: Hem tehlike hem de fırsat.
Haziran’daki muazzam kitle eylemini bir “turuncu devrime” çeviremediler. Denediler, ama beceremediler. Becerememelerinin nedeni, hem Türkiye’nin -bir Ukrayna’ya, Mısır’a, Libya’ya göre- sahip olduğu tarihsel birikimler ve kazanımlar, hem de yukarıda vurguladığım devrimci politik odaklardır.
Haziran’ın bir turuncu devrim olmasını engelledik. Çok önemli bir iş başardık.
Bakın, korkuyorlar. Tasarımlama çabalarını -Ukrayna’da olduğu gibi- halkı sokağa dökerek yürürlüğe sokmaktan korkuyorlar. Çünkü Türkiye halkı bir sürü, bir güruh değil çünkü Türkiye’de iş sokağa dökülürse inisiyatifi kaçırabileceklerini biliyorlar. Bu nedenle kaset-video yöntemine sarmış durumdalar.
Başarımızı bilelim, gözbebeğimiz gibi koruyalım ama yetmez. İyi savunma yetmez kazanmak için gol de atmamız gerekiyor!
Bu krize emekçiler adına müdahale edecek ve sonuca gitme kararlılığına sahip bir örgütlenmeyi ve hareketi yaratmak zorundayız.
Türkiye karanlık bir girdaba da sürüklenebilir, sadece kendisini değil bütün bölgeyi aydınlatan güçlü bir ışık kaynağına da dönüşebilir.
Bize bağlı…