Ender Helvacıoğlu
Acil ihtiyaç: Kurmay!
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 01:04 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 01:04
Öncelikle durum ne?
Haziran-Temmuz aylarında ülke sathında 10 milyonu aşkın bir kitle AKP Hükümetine karşı eylemli olarak harekete geçti. Tencere-tava çalanları da eklersek bu sayı ikiye katlanabilir.
Yakın tarihimizin bu en büyük halk hareketi bir saman alevi değildi. Ülkemizin yüz yıllık köklü çelişkilerinden kaynaklanıyordu. Dolayısıyla yeni dalgaların gelmesi kaçınılmaz. Ve 29 Ekim’de meydanları dolduranlar, yeni bir dalganın işaretini de veriyorlar.
Türkiye çok derin bir kırılmaya, bir devrime gidiyor. Kitleler 1923 ile elde ettikleri kazanımların ellerinden alınmakta olduğunun farkındalar, vermemekte direniyorlar ve giderek bunun ancak yeni ufuklar edinerek sağlanabileceğini de kavrıyorlar. Tabii ki eldeki kazanımlarla ve onların simgeleriyle yola çıkacaklar bundan daha doğal bir şey olamaz. Fakat ayağa kalkan gençlik kitlelerinin bununla yetineceklerini sananlar çok yanılırlar. Hem yakın tarihimizin sosyolojik gerçeklerini, hem günümüzün farklı ihtiyaçlarını, hem de içinde yaşadığımız süreci ıskalamış olurlar.
1923 gerimizde değil, önümüzde artık. Yeni bir 1923’e ihtiyaç var bugün. Ve bu yeni cumhuriyet geriye değil ileriye bakarak kazanılabilir ancak. Çünkü önümüzde bir karşıdevrim yok o oldu zaten. Önümüzde bir devrim olanağı var ve biz de devrimciyiz. Yani artık savunma değil, saldırı pozisyonundayız.
Türkiye bir devrime gidiyor dedik. Sosyalizme yönelme, bu yolu açma potansiyeli oldukça güçlü bir halk devrimi. Son on yılda gördük ki, yozlaşmış cumhuriyetin eski iktidar sahipleri, cumhuriyet yıkıcılarına çok çabuk teslim oldular, tek bir kurşun bile atamadan. Direnen halktır ve bu halk hareketinin omurgasını/beynini emekçi sınıflar ve öncüleri oluşturuyor. 90 yıl öncesine göre fark yaratan toplumsal olgu bu.
Genel durum böyle. Peki, acil ihtiyaç ne?
Kurmay, kurmay, kurmay!
Halk hareketinin şu andaki en büyük zaafı, dolayısıyla en acil ihtiyacı, bu hareketi yönlendirebilecek niteliklere sahip bir kurmaylık. Halk da bunu talep ediyor zaten.
Kim ne derse desin, henüz halk hareketinin kurmayı olma iddiası taşıyabilecek yapıların hiçbiri tek başına bu kurmaylık mevkiini doldurabilecek nitelikte değil. Ne CHP, ne İP, ne benim de üyesi bulunduğum TKP, ne de herhangi bir sosyalist-devrimci-halkçı-vb. örgüt…
HDP-BDP’yi saymıyorum bile. Çünkü onlar, son kongrelerinden de anlaşılacağı üzere “isyan devrimciliği” yerine “müzakere devrimciliği”ni yeğlediler. Halk hareketinin hedef aldığı AKP ile müzakere içindeler. Başbakanı kongrelerine çağırıp, mesajını okuyorlar. “Türkiye halkı ve devrimi” diye bir dertleri yok. Kürt siyasal hareketi ve BDP zaten öteden beri bu çizgideydi ve Haziran Ayaklanmasından rahatsız olmuş, soğuk yaklaşmıştı. HDP adı altında bu çizginin kuyruğuna takılan “sosyalist”ler ise hangi konuma sürüklendiklerini umarım sorgularlar.
Gelelim İşçi Partisi’ne… İP, kurmay sorununun aşıldığını düşünmekte kurmay kendisi. İkinci aşamaya geçiyor, büyük cepheyi oluşturmaya çalışıyor ve iktidar formülü olarak “CHP-MHP-İP ittifakı”nı öneriyor.
Neresinden bakarsanız bakın, gerçeklere dayanmayan hayali bir politika bu. Ne İP bu çaptaki bir halk hareketinin tek başına kurmayı konumunda, ne de CHP ve MHP yönetimleri böyle bir ittifak ile ilgili. Anket yüzdelerini toplayıp çıkararak yapılan hesapların “çarşıya uymayacağı” görülmeli.
Ayrıntılı tartışmalar da yapabiliriz, ama şimdilik kalsın. Sadece şunu belirterek İP-TGB içindeki özellikle genç devrimcileri uyarmak isterim: “CHP-MHP-İP ittifakı” önerisinin Haziran Ayaklanmasında bir karşılığı yok. Bu partilerin (özellikle CHP’nin) tabanını oluşturan, oy veren kitleler tabii ki halkın bir parçası olarak hareket içinde yer aldılar. Ama yönetimler göz önüne alındığında tablo şu: MHP karşıt konumda olduğunu defalarca açıkladı, CHP ise uzaktan seyretti.
Neyse, her zamanki gibi denenecek ve görülecek. Pratik en büyük düzeltici.
Peki, ne yapmalı?
Ne yazık ki, halk hareketinin kurmayını oluşturmak için bile bir cepheye ihtiyacımız var. Türkiye’nin gerçeğidir bu. Kurmay, bir “ön-cephe” ile oluşturulmak zorunda. Bu noktadaki esin kaynağımız da Haziran Ayaklanması. Harekette öne çıkan, halkın benimsediği, hareketin ortak niteliklerini içselleştirmiş örgütlü yapıların temsilcilerinden oluşan ve ülkenin temel sorunlarının çözümü konusunda kalın çizgilerde anlaşmış bir kurmay heyetinin oluşturulması en gerçekçi “ilk adım” olacaktır.
TKP’nin “sol cephe” önerisi bu açıdan değerlendirilmeli.