Çağdaş Gökbel
Cüneyt Akalın: Hırsızlığın ve yağmanın ortasında namuslu bir yaşam
Yayın Tarihi: 05.08.2025 , 20:56 Güncelleme Tarihi: 06.08.2025 , 00:00
Sosyal medyada Li Tay adında bir kız çocuğu 18 yaşına girer girmez OnlyFans hesabı açacağını duyurdu. Belli ki cümle aleme insanlığın nasıl bir pisliğe battığını tüm benliği ve varlığıyla göstermek istiyordu. Fenomenimiz bu duyuruyu yapar yapmaz, dahi sermayedarlar başına üşüşmüş ve bu çocuğa 30-40 milyon dolarlık sözleşme teklifleri sunmuşlardı. Bahsi geçen paranın miktarı, insan aklının aşağılanması ya da bir diğer ifadeyle kafkaesk bir sürecin tamamlanıyor oluşuna işaret ediyor. Bir zamanların masum kız çocuğu, artık insan suretinde bir canlı değildir. Bu çocuk istismar mağduru ve geleceğin istismarcı zorbasıdır! O, artık kendisine benzeyen binlerce böcekten biridir. Haşereler dünyasında yaşıyoruz! Kafka’nın alegorisine yeni bir ek yapmanın zamanı geldi. İnsanlık bir böcekleşme salgınıyla mücadele etmektedir. Haşereler temas ettiği insanı, kendi türüne dönüştürmektedir. Peki, kim bu Li Tay?
Gerçek adı, Claire Hope’tur. Çocuk denecek yaşta lüks tüketim araçlarıyla verdiği pozlar ve çektiği videolarla fenomenlik basamaklarını hızla yükselmişir. Yapay zekanın aklına göre: Meşhur olma hikayesi, ‘genç yaşta’ diye ifade edilen bir süreçte gerçekleşmiş bir hikayedir. Genç diye ifade edilen yaş aralığı, dokuz yaştır. Vahşi kapitalizmin çocuk bedenlerine saldırdığı ve istismar ettiği bir çağda çocuklar hızla gençleştirilmekte, sözde kadınlığa (fahişeleştirilme sürecine) terfi ettirilmektedir. Neticede gerçekte Lil Tay olarak meşhur olan ve kitle toplumunun kolezyum sahnesine parçalanmak üzere atılan bu vahşi hayvan, OnlyFans hesabı açmış ve açılış gerçekleşir gerçekleşmez iddiaya göre, üç saatte 1 milyon doları cebe indirmiştir. 1
Türkiye’de gerçekleşen sahte diploma operasyonunda yeni skandallar ortaya çıkmaya devam ediyor. Padişah torunları, milletvekilleri kısacası akla gelebilecek herkes ‘muhafazakâr karşı devrim’ operasyonunun sonucunda foseptik çukuruna düşmüş durumda. 2
İnsanlık büyük bir krizle karşı karşıya. İnsanlaşma sürecindeki en önemli uğraklarımızdan biri olan ‘emek’ hiç olmadığı kadar aşağılanıyor. Siyah camlı ekranların tutsağı haline gelen genç jenerasyonlar kitabı, saman kağıdını ve bilgiye ulaşmak için ihtiyaç duyulan emek zamanını aşağılıyor. Artık büyük düşünürlerimiz Marx ve Engels’in işaret ettiği gibi, katı olan hiçbir şey kalmadı. Sağa bakıyorsun yok, sola bakıyorsun ayakta kalan hiçbir şey yok! Zanaatlar saygınlığını yitirdi, büyük Fransız devriminin kucağımıza bıraktığı ehliyetler, diplomalar ve ruhsatlar para tanrısının gönderdiği şimşek fırtınalarıyla yandı bitti kül oldu. Şimdi, tam da böyle bir dünyanın ortasında bireylerle kavga etmek, genç jenerasyonlara lanetler yağdırmak sadece çaresizliğimizin itirafı olur. Ailelerin, koca bir toplumsal ekonomik sistemin hepimizi sürüklediği o felakette yargılayacak böceği bulup getirmek o kadar da zor değil. Emeğin böylesine değersizleştiği bir toplumsal iklimde hiçbir şey yapmadan, gençleri emeğe saygı duymaya davet etmek kolaycılıktan başka bir şey değil. Eylemlerimizle, erdemlerimizle ve duruşumuzla gösteremediğimiz şeyleri gençlere anlatamayız. Eylemin desteklemediği sözler, laf salatasından ibaret kof erdem çağrılarıdır…
İşte böylesi bir dünyanın ortasında, bir anda öğrendim Cüneyt Akalın hocamızın aramızdan ayrıldığını. O, düşüncelerini eylemleriyle birleştirmeyi başaran ve pek çok akademisyenin aksine örgütlü mücadelenin dışında durmayan direngen bir insandı. Hafızam beni yanıltmıyorsa karşılaştığımız ilk andan itibaren aramızda güçlü bir bağ oluşmuştu. Bu bağın özünde bir usta-çırak bağı olduğunu düşünüyorum. Üniversiteye kendimce çoğu meseleyi halletmiş ve hayalim olan gazeteciliği okumaya gelmiştim. Gençliğin verdiği enerji insana sonsuz bir özgüven veriyor. Gariptir insan o çağlarda hayatın tüm sırrını çözdüğünü sanıyor. Neyse ki bu ergen kibrimi ilk anda üstümden atabilmiştim. Cüneyt Akalın’ın anlattıkları ve şahsına özel tavrı, aslında hiçbir şey bilmediğimi anlatıyordu. O andan itibaren usta-çırak ilişkimiz bir dostluğa dönüşmüştü. Zaten usta-çırak ilişkisi denen şey, özünde bir sömürü ilişkisi değil, benzer kabiliyetlere sahip insanların birbirlerine bilgi aktarma ve birlikte öğrenme sürecidir. Cüneyt hoca, bu dünyada akademisyen olmasa hiçbir şey olamayacakmış gibi davranan egosantrik ucubelerden biri değildi. Tersine 12 Eylül faşist rejiminin üniversiteyi yıkmaya dönük hamlelerine karşı sert bir tutuma sahipti. Siyasi çizgi olarak anlaşamıyor oluşumuz ise hiçbir zaman aramızda saygıyla örülen dostluk ilişkisine zarar vermedi. Onun sınıfında öğrenci-öğretmen kastı yıkılır ve her öğrenci eşit söz hakkı elde ederdi. Cüneyt Akalın, her öğrencisini can kulağıyla dinler ve dünyanın en mantıksız tezlerini dinlese dahi ciddiyetle cevap verirdi. Üniversitede ilk defa konuşmacı olduğum bir konferansta gözlerim salonda onu arıyordu. Anadolu’dan gelmiş bir genç olarak, ana babanızın gelmesinin mümkün olmadığı bir ortamda, insan kendisine yakın birini, yine kendisi için önemli olan böylesi bir anda görmek istiyor. Büyük salonun sol üst cephesine baktığımda Cüneyt hocayı gördüm. O esnada konuşuyordum, içimdeki heyecanı ve mutluluğu nasıl becerdiğimi bilmiyorum ama konuşmama yansıtmamayı başarmıştım. Cüneyt Akalın, oturduğu koltuktan doğrulmuş, can kulağıyla beni dinliyordu. O, birini dinlediği zaman mutlaka tüm dikkatini toplardı. Erdem sahibi hocalarımızdan sadece mesleki ve etik bilgileri edinmekle kalmadık, tüm bu değerleri de öğrendik. Bir insan önemli bir konu hakkında konuşuyorsa ona tüm dikkatimizi vermemiz gerektiğini…
Şimdi, aradan geçen onca yılın ardından, İrlanda’da bu satırları kaleme alırken şunu düşünüyorum: Aslında hocalarımız gerçek anlamda da birer tıp doktoru gibiymiş ve işleri tahmin ettiğimden de zormuş. Kendilerine gelen bu genç hastalar, hastalığın son evresinde geliyorlardı ve ağaçlar yaşken eğilme evresini artık geçiyordu. Böyle bir ortamda hocalarımız şekil verebilecekleri ağaçları elbette seçtiler ve tüm konsantrasyonlarını onlara verdiler. Eğitim denen ideolojik yıkım aletiyle sakatlanan beyinleri toptan kurtarabilmenin başka bir yolu yoktu. Ya toptan sistem değişecekti veya sistem değiştirilemiyorsa kurtarılabilenler kurtarılacaktı.
Cüneyt Akalın, etik dendiği zaman kahkahalarla gülünen bir çağda bizlere mesleki etiğin önemini gösterdi. Yukarıda anlattığım tüm bu çürümenin aslında hangi politik müdahaleler sonucunda ortaya çıktığını öğretti. Deregülasyon denen illeti, neo-liberalizmin nasıl büyük bir kuralsızlıkla insanlığa saldırdığını anlattı. Bu hocalarımızın hepsi aslında bir ekolün temsilcileriydiler ve acı olan hepsinin bir tarafa savrulmuş olmasıydı. Bu savrulma olmasaydı, toplumcu iletişim bilimi çerçevesinde yeni jenerasyonlar boşalan saflardaki yerleri doldurabilirdi. Oysa anlaşılıyor ki Eylülist rejimin bir devamı olan karşı devrimci AKP iktidarı, ülkenin köküne kibrit suyu dökmeye ant içmiş. Fikirlerimizin ayrıştığı, kesiştiği ve çarpıştığı noktalar ne olursa olsun emeksiz bir yerlere gelmenin marifet, akıllılık ve mucizevi bir girişimcilik dehası olarak anlatıldığı bir toplumda emeğimizle, alın terimizle bir yerlere gelmek zorunda olduğumuzu bizlere öğreten Cüneyt Akalın’ın öğrettiklerini yeni gelen jenerasyonlara inatla anlatmaya ve onları böcekleştirmeye çalışanlarla kavga etmeye devam edeceğiz…
Okurlardan bu vesileyle küçük bir ricada bulunacağım. Aşağıda sözlerini paylaştığım Mavi Sakal grubunun ‘balta’ şarkısını dinlemelerini rica ediyorum. Bu şarkıyı Cüneyt hocanın anısına saygı olarak paylaşıyorum.
“Bu günlerde birşeyler kafamı kurcalıyor
Meclisler biz kara koyunları düşünür mü?
Bu günlerde birşeyler kafamı kurcalıyor
Meclisler biz kara koyunları düşünür mü?...
Bu günlerde bir şeyler kafamı kurcalıyor
Vatan kurtaranlar, arkamızdan ne söylerler?
Bu günlerde bir şeyler kafamı kurcalıyor
Vatan kurtaranlar, arkamızdan ne söylerler?” 3
- 1
‘18 yaşına girer girmez OnlyFans hesabı açan Lil Tay, 3 saatte 1 milyon dolardan fazla para kazandığını duyurdu’. https://x.com/bosunatiklama/status/1952273547482603596 Erişim Tarihi: 04/08/2025
- 2
‘Sahte diploma skandalı: 'Aralarında milletvekilleri var' https://haber.sol.org.tr/haber/sahte-diploma-skandali-aralarinda-milletvekilleri-var-368968 Erişim Tarihi: 04/08/2025
- 3
‘Balta (2025 Remastered Edition)’ https://www.youtube.com/watch?v=vFf4IziTNu0 Erişim Tarihi: 04/08/2025