Belma Nur Kartal
Yorganda Kene Var BELMA NUR KARTAL (Samsun)
Yayın Tarihi: 07.05.2021 , 23:36 Güncelleme Tarihi: 07.05.2021 , 23:36
Samsun'un kenelerle başı dertte... Kentin gündeminde kene var. Nasıl olmasın ki? 1944'te Kırım'da, 1956'da Kongo'da görülen KKKA vakası nedeniyle Amasya'dan, Çorum'dan, Tokat'tan ve Samsun'dan OMÜ Tıp Fakültesi Hastanesi'ne akın akın hastalar geliyor ve bunların çoğu can verip gidiyor. Keneler, Amerika'da 'lyme' hastalığına, Almanya, Avusturya ve Kuzey Avrupa ülkelerinde beyin iltihaplanmasına yol açarken bizde ise direkt götürüyor. AKP'li Dengir Mir, gelse de bizdeki 'kene travması'nı görse... İnsanların keneyi akıllarından atamaz hâle geldiklerini belirten Psikiyatri Uzmanı Dr. Alper Evrensel, toplumsal bir kaygının yaşandığını söylüyor.
Sağlık Bakanlığı, 25 Haziran 2008 tarihi itibarıyla vaka sayısının 492'ye ulaştığını, kaybedilen hasta sayısının da 30 olduğunu açıkladı ama bu rakamlara mütemadiyen yenileri ekleniyor. "Durmak yok, yola devam" sloganını keneler de çok tutmuş olmalı ki, Samsun ve çevre illerden her gün birilerini ısırıp ısırıp hastanelere ya da ölüme yollamaya devam ediyorlar.
İnsanlar, artık (y)etkililerden "Ey halkım, paniğe mahal yok. Damarlarınızdaki asil kanı artık bu şerefsizlere emdirmeyeceğiz!.." mealinde, yüreklere su serpecek bir açıklama beklerken, Tarım, Çevre ve Sağlık Bakanlığı'nın ortak yürüttüğü kene zirvesinden de çıka çıka 'bireysel korunma' kararı çıkıyor. Nasıl yani?.. Bu, gebelikten korunma gibi bir şey olsa, bireysel önleminizi alırsınız, ama bu kene!..
Başınızı türbana, paçanızı çoraba sokun!
Hastalıktan en iyi korunma yolunun keneye maruz kalmamak olduğunu söyleyen Sağlık Bakanı Akdağ, mutlaka korunma yöntemlerinin uygulanmasını istiyor. Kol ve paçaları uzun, açık renkli giysilerle tarım alanlarına gidin diyerek bu yazın 'kene yaz kreasyonu'nu açıklayan Akdağ, böcek kovucu spreylerin kullanılmasını öneriyor.
Hadi diyelim ki, Emniyet'in biber gazı stoklarını kamulaştırıp kenenin gözüne sıktık. Yok, o sizin için derseniz, bakanlık onaylı 'kene kovucu' spreylerimizi de aldık. Diyelim ki, başımızı türbana, paçamızı da çoraba soktuk kolumuzu, bacağımızı kapatıp mevlide gider gibi tarlaya gittik. Diyelim ki, bütün bireysel önlemlerimizi aldık. Bu meret, açığa kapalıya bakmıyor ki, en mahrem yerindeki keneden utandığı için Samsun'da hayatını kaybeden hastaya ne diyeceksiniz? Vatandaş bireysel önlemini alırken "Paçanızı çorabınıza sokun" demenin dışında, siz ne yapacaksınız? Akdağ, şunları söylüyor: "Aşı ve serumun bulunması konusunda bir süre veremiyorum. Bilim kurullarımız aşı ve serum çalışmalarını sürdürüyor. " Bu açıklamanın günümüz Türkçesi'ne çevirisi sadece şudur: "Allah yar ve yardımcınız olsun!"
Kenenin izahı mı, mizahı mı?
AKP, ne bu memleketin insanını ne de keneleri ciddiye alıyor. Kene meselesinin izahını yapamadıkça da işte böyle mizahını yapıyor. "Mizahın olmadığı yerde yaşamak zor, ama her şeyin mizah olduğu bir yerde de yaşamak olanaksızdır" der Bertold Brecht. Yaşamanın gerçekten olanaksız hale geldiği memleketimizde ne yazık ki, Brecht'in deyimiyle artık her şey mizah konusu olacak kadar gülünesi ve bir o kadar da acıklı... Bu memlekette yapılmasın da nerede yapılsın mizah?
"Keneyi ciddiye alın" diyen uzmanların uyarısını ciddiye alıp "Reco Kongo kenesi Türkiye'nin anasını ağlatıyor" karikatürünü çizenlerle uğraşan Başbakan, bakanlarıyla değil de bu memleketin karikatüristleriyle mahkemelik oluyor ve Yargıtay "Kene de bir varlıktır, benzetme eleştiri hakkıdır" deyip davayı reddediyor.
Bir televizyon kanalında keneleri umursamadan piknik yapan kadın, "Biz Arguvanlıyız, bizi kene ısırmaz" diyor.
Eflani'de bir imam, fuhşun ve diğer sapkınlıkların cezasını keneyle çektiğimizi anlatıyor.
Oyuncu Murat Han ve Tuba Ünsal aşkının bitmesine, Murat Han'ın kene ısırması şüphesiyle hastaneye kaldırılması neden olarak gösterilirken, Ünsal, ayrılmalarında 'kene'nin hiçbir etkisinin olmadığını söylüyor.
Sağlık Bakanı, ölümcül virüs yayan kenelerin Türkiye'ye karşı biyoterörizm ajanı olarak kullanıldığını iddia eden CHP Milletvekili Canan Arıtman'a , "Elinde bir delil varsa getir de inceleyelim" diyor.
Konya Meram Belediyesi, halkımız huzurlu piknik yapsın diye kurduğu 'Alo kene hattı' ile halka ve piknikçilere yardımcı oluyor.
Yozgat'ta Parazitoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Zati Vatansever, koluna tutturduğu kenelerle Vali Amir Çiçek'i ziyaret edip, keneleri koparmayın uyarısının tersine, "Keneyi derhal kopartın, uzmana gerek yok" diyor.
Anti kene spreyinin 100 mililitreliği 5 YTL, 500 mililitreliği ise 15 YTL'ye satılıyor. İlaç ve kimya sanayi alanında faaliyet sürdüren 'bir firma' tarafından üretilen Sağlık Bakanlığı onaylı 'anti kene sprey'inden son bir ayda 100 bin satış yapılıyor.
Kenelerle paralel, Hükümet'in teşvik ettiği ihale komisyoncuları, tefeciler, devlet olanaklarını talan eden vurguncular artıyor ve çoğalıyor.
Keneli yazımızı Nejat Alp'in yıllar önce söylediği "Yorganda Kene Var / Kopar Kopar Gene Var" şarkısı ile bitirelim:
"Unumu eledim, eleğimi asmadım /Saçlarıma bakmayın otuzuma basmadım
Gözümü bir açtım bugünlere gelmişim /Sevdiklerim uğruna genç ömrümü vermişim
Roman olur yazsam yazsam / Eller ne der bu yaşımdan sonra azsam Yolumu yürüdüm karıncayı ezmedim / Bir cahillik uğruna dostlarımı üzmedim
İyi günlerimde yanımda olan dostlar / Başım dara düşünce neden yanımda yoklar Yorganda kene var kopar kopar gene var / Levam var cebimde söyleyin sizde ne var"
Paçanızı çorabın içine sokmayı unutmayın!...