Belma Nur Kartal
Yiyin Efendiler!.. BELMA NUR KARTAL (Samsun)
Yayın Tarihi: 07.05.2021 , 23:36 Güncelleme Tarihi: 07.05.2021 , 23:36
Bir daha Samsun'daki Fener Plajı'na gidersem işbirlikçi olayım. Geçen hafta yazdan kalma bir hafta sonunda arkadaşlarla Fener Plajı'na gittik. Cenevizliler zamanında da liman olarak kullanılan Ceneviz İskelesi ve Feneri, DLH Makine İkmal Başmühendisliği'nin kamp yeri iken hazine adına tescillenmiş, Büyükşehir Belediyesi'ne tahsisi yapılan plaj ve feneri aslına uygun olarak düzenlenmiş.
Bir yanımda deniz, bir yanımda fener... Eskiden Cenevizlilerin, şimdi belediyenin fenerine kumsalda uzanmış bakarken bir süre sonra içim geçmiş, uyumuşum. Rüyamda Fener Plajı'nda güneşlenirken ansızın gece oldu. Plajdaki fenerin ışığı dışında her yer zifiri karanlık kesilirken fenerin üst katında ellerinde fenerleriyle Tayyip, Dişli, AKP'li Samsun Milletvekilleri ve belediye başkanları belirdi. Tayyip ve tayfası "En büyük fener bizim fener" diye slogan atarken, AKP'ye oy veren Samsunlular da fenerin altında, "Ye bizi AKP, Soy bizi Fener" sloganları atınca dayanamadım. "Ula hot kafalılar!.. Yimpaş, Kombassan yetmedi, Fener'in de fitili kaldı elinizde hala akıllanmadınız mı?" deyiverdim. Anam nerden dediydim fenerin altındakiler "Verdiysek biz verdik, sana ne!", fenerin üstündekiler de "Soyduysak kendi tabanımızı soyduk, sana ne!" diye hep birden bağırmasınlar mı!... Alttakilere mi üsttekileri mi dalayım diye düşünürken, fenere doğru "Tayyip şaşırma, sabrımı taşırma" diye seslenince, öfkeden kendini kaybeden Tayyip, el fenerini bana doğrultup alttaki hot kafalılara höykürdü: "Tutmayın lan beni! Yakalayın şu müfteriyi!.." Tekbiiirr! Allahüekbeer!... nidalarıyla bana doğru koştururlarken kan ter içinde uyandım.
Kabus bitti diye rahat bir nefes aldım ama birkaç gün gibi kısa bir süre içinde kabusun bitmediğini müşahade ettim. Çünkü, yaptığı iyiliklerin(!) kokusu ta Almanyalardan gelen yüzyılın iyilik hareketi Deniz Feneri Derneği ışık saçmaya devam ediyordu. Samsun İHA da bu iyilikleri mütemadiyen manşetlerine taşıyordu. Deniz Feneri, Samsun Büyükşehir Belediyesi Tesisleri'nde iftar yemeği düzenliyor, Fener'in Genel Müdür Yardımcısı Recep Koçak, Karadeniz Bölge Müdürü Yusuf Baykal, yardım alanlar, verenler hepsi orada... Tabii İHA da orada... Hem yeriz, hem yediririz haberi yapılıyor. Ne yapsak da Fener'i aklasak paklasak diye düşünen İHA ise soluğu Samsun'un Vezirköprü'nün Kıranalan köyünde Deniz Feneri İlköğretim Okulu'nda alıp "Fener çocukları üzgün" haberi yapıyor. Öğrenciler "Deniz Feneri hakkındaki söylentiler bizi üzüyor. Allah onlardan razı olsun" deyince emekli bir eğitimci olarak ben de üzüldüm tabii.
Öte yandan, Samsun'a gelen Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin de, "Biz iktidar olarak her türlü yolsuzluğun, usulsüzlüğün üzerine bugüne kadar ciddiyetle gittik bundan sonra da gideriz. Babamızın oğlu olsa farketmez." demesin mi! Saf dedemi bile kandıramadı ki, dedem televizyona doğru bastonunu sallayarak "Yemin et Memet Aliii, yemin et!" diye haykırdı. Dedemi duymayan Mehmet Ali devam etti tabii: "Çünkü bizim partimizin ismi 'Ak Parti'. Beyaz renk en ufak bir lekeyi gösterir. O bakımdan biz herkesten daha çok titiziz" Kulakları az duyduğu için, "Ne bakımdan titizmiş yavrum, ne bakımdan?" diye soran anneanneme gülerek, "Beyazlar daha beyaz olacakmış büyükanne" diyen oğluma kızamadım bile...
Ah mine'l aşk!.. Yerine göre yol olur yürünür, yerine göre yol(suzluk) olur durulur... Nefislerin terbiye edildiği bu mübarek ayda Fener olup yakar, Deniz olup boğar, namaz olur çarpar! Sultan olur ülke yönetir at olup Üsküdar'ı geçirir, kuş olup karaparaları uçurur. Sır olur saklanır, dava olur açılır Alman mahkemelerinde, bir de Gül'ün orucu olur Hocaefendi'nin iftar sofralarında...
Ey aşk, sen nelere kadirsin!... İnsana ne abukluklar yaptırırsın. Tutkulu aşklar, imkansız aşklar, takıntılı aşklar, can çekişen, biten aşklar, bitemeyen, öldüren aşklar... Aşık olursunuz ve koşarsınız ardından... Hele de halk aşığı bir iktidarsanız ve iman dolu göğsünüz hizmet aşkıyla yanıp tutuşuyorsa kim tutar sizi! Bu hizmet aşkı tutkusunun yanında dağları delen Ferhat'ın aşkı nal toplar.
Ancak, sosyologlar aşkın en tehlikeli türü sayılan tutkulu aşklara karşı uyarıyorlar. Onlara göre tutkulu aşk, aşık olana da, olunana da felaket getiriyormuş. Takıntılı kişi, problemin farkında olmayıp, bu takıntının onu motive ettiğine inanırsa, tedavi güçleşiyormuş. Yaz boyunca izlediğimiz "Neden biz mütemadiyen kornetto yiyoruz aşkım?" diye soran reklamdaki cici kızımız gibi... Birileri size mütemadiyen cornetto yediriyor ama siz neden yediğinizi bilmiyorsunuz. İşte AKP hükümeti de tıpkı o reklamdaki gibi halkımıza yaz sıcaklarında mütemadiyen cornetto yedirdi. Öyle bir tutkuyla sevdiler ki halkımızı, bu hizmet aşkıyla neler yapmadılar ki benim güzel kentimde...
Yaz boyunca Samsun'da bir cümbüş, gırla gitti. Kavun, karpuz şenlikleri, yoğurt yeme yarışları, daha da bir şey bulamazlarsa sünnet sosyal belediyeciliktir deyip mahallelerden yüzlerce çocuğu toplayarak sünnet törenleri yaptılar. AKP'li vekiller, şenliklerde halay başı oldular. Çok yoruldular çok... Beraber yürüdüler, beraber yürüttüler bu yollarda...
AKP'li vekiller, halaylarla, horonlarla halkımıza coşku verirken Samsun'da sağlık ocağı bekleyen sahipsiz buldukları her köyde taş ocakları açtılar. Güzelim şeftali bahçelerini bir İngiliz firmasına, çimento fabrikası için bu yaz peşkeş çektiler.
Samsun Milletvekili Suat Kılıç, "Hükümetimiz küçük esnafımızı hiçbir zaman göz ardı etmemiştir, edemez. Bugüne kadar esnafımızın elini bırakmadık, bırakmayız da" dedi, elini veren küçük esnaf kolunu öyle bir kaptırdı ki, iflaslar, işyeri kapatmalar iki katına çıktı.
"Samsun'a uydudan bile görülebilecek kadar büyük ve derin izler bıraktık" diyen Kılıç'ın ve ekibinin yol verdiği 5 doğal gaz çevrim santrali, 9 hidroelektrik santrali, 4 çimento fabrikası, 2 yat imalat tesisi, 2 akaryakıt depolama tesisi, 6 tersane bu derin izlerin eseridir.
Samsun'a yıllardır hiçbir yatırım yapılmadı. Binlerce işsizi olan bu kentte geçen yıl 10 bin aileye yardım ettiklerini utanmadan söyleyenler, bu yıl 21 bin aileye yardım yapılacağını açıklayarak Samsun'da bir yıl içerisinde yoksul sayısını 10 kat arttırmakla gurur duydular. Şimdi ne mi yapıyorlar? Deniz Feneri'nin üstüne kurdukları iftar çadırlarında bu açları doyuruyorlar. Caiz midir? Haram mıdır? Mekruh mudur? Helal midir? Onu yiyenler ve yedirenler bilir.
Bu harmanın gelir sonu, kapıştırın giderayak! /Yarın bakarsınız söner bugün çıtırdayan ocak! Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin /Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!