Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Belma Nur Kartal

Yaz geldi sevdiğim…

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:22 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:22

“Sevdiğim, yaz geldi yine… Karıncalar ve sineklerle çıktık yeryüzüne… Barbunla lüferle marulla zeytinle… Uzaklarda kaldı nisanları basan sis, bun, yağmur… Karadeniz'de bir mavi, çocuklar sevinsin diye…”

Sevdiğim yaz geldi, yazlardan haziran… Havada tüy, havada kuş, havada kuş soluğu kokusu… Ne anlar acılardan güzel haziran?.. “Sizin hiç babanız öldü mü? Benim bir kere öldü, kör oldum. Yıkadılar, aldılar, götürdüler. Babamdan ummazdım bunu, kör oldum.” Bir haziran sabahı babanızla birlikte bindiğiniz otobüs, Demirel’in konvoyu yüzünden kaza yaptı mı sizin hiç? En sevdiğinizle vedalaşma hakkınız alındı mı elinizden sizin hiç? “Gece leylâk ve tomurcuk kokuyor, yaralı bir şahin olmuş yüreğim… Uy anam anam, haziranda ölmek zor!”

Haziranı bir babamdan, bir Nazım ustadan bilirim. Bir de Clara Zetkin’den.. Clara… Emekçi Kadınlar Gününün anası… “Uyanın, harekete geçin, savaşın! Bugünkü büyük tarihi durum sizleri cesaretsiz bulmasın. Dünün bilinmeyen milyonlarca köle kadınları, bugünün savaşçıları meydana çıkın ve ileri yürüyün!” diye kızkardeşlerine seslenen Clara’yı yitirdiğimiz 20 Haziran’dır bu dünyaya merhaba deyişim...

“Evliyim, iki çocukluyum. Düzeltirim çocuklarımdır bütün çocukları dünyanın… Evet, kaygılıyım çocuklarım için, korkmasınlar isterim çalınışından kapının… İnsanın insandan korkmasına karşıyım işte bunun içindir bütün yazıp altına imza attıklarım…”

Türkiye Komünist Partili, TÖS, TÖBDER’li bir babanın, lise yıllarında İGD ile tanışan kızı… “Çürüyen buğdayların yanında, kürklerin ve pırlantaların yanında, aç gitmek okula, öğlen belki bir simit bir portakalla… Sıska olmak, çirkin olmak, utanmak ayağından…”

“Hayat denilen kavgaya girdik” o yıllarda… Ruhi Su, Aşık İhsani, Sümeyra sevgilimiz… Mahalleler, sokaklar bizim… Behice Boran, Zehra Kosova da bizden… Kavga sesleri geliyor.

12 Eylül faşizmi, yakılan kitaplarımız, tutuklamalar, işkencede çözülen arkadaşlar ve ser verip sır vermeyenler… Darbe koşullarında geçen zorlu üniversite yılları, sürülen ve tutuklanan hocalar, arkadaşlar… İlk öğrenci örgütlülüğünün yemek boykotuna atılan imzanın sorulan hesabı, biten okul-yapılmayan atama… Sonra Hakkari- Beytüşşebap Lisesi’ne gidiş… “Sokaklarla solur evler, sokaklarla atar nabzı kentlerin… Güzel yaşatmak, abeceden geçirmek kıracın çekirgesini… Ekmeksiz yuvasız hekimsiz bırakmamak... “

Mamoste öğretmen demekmiş, biji de yaşasın!... “Biji bratiya gelan!..” Öğrencilerimi seviyorum ne demekti? “Kürtçe konuşmak, solcu ve dinsiz olmaktan kesilen ilk ceza… Olağanüstü hal’in olağan yüzbaşı ve subayları…
- Bu çapulcularla görüşmeye devam edersen öldürürüz seni!.. Elimizde çok öğretmen öldü.
- O çapulcu dediklerinize hizmet için buradayım. Öğrencilerime çapulcu diyemezsiniz!..

Karakolda dövülen askerlerin çığlığına ağlayan Kürt anaları, aşiret ağaları, aybaşlarında maaş kuyruğuna giren korucubaşları, dışkı yedirilen Kürtler, dağa giden öğrenciler, ille de yoksulluk ve ölüm… “Şeker bulamama, top bulamama, bebek bulamama… Defter, kalem, kitap… Günler süren ağlamalarla…” Sonra bir daha hiç ayrılmamacasına Samsun’a dönüş…

Öğretmenlere sendika gerek… Eğitim-İş kurucuları arasındayken birkaç ay sonra Eğit-Sen kurulunca “Neden birleşmiyoruz?” kongresinin reddedilmesiyle yaşanan istifa süreci, aynı yıl içinde birlik süreciyle Eğitim-Sen’in kuruluşu… Birkaç dönem sendika yöneticiliği ve aktivistliği… Emekli oluncaya kadar da “Biz bu sendikayı masabaşında değil, sokakta fiili meşru mücadeleyle kurduk!.. ” çırpınışları…

İGD’yle başlayan politik yaşamıma ÖDP ile yeniden merhaba demek, sonra meclisin Ufuk’u “kalenin bedenleri koyverin gidenleri” türküsünü çığırınca ölüm oruçları sürecinde yolunu ayıranlarla SDP’ye gitmek, orada da çok gruplu “sosyalist demokrasi”nin hikmetine bir türlü ermeyen aklım!.. Ve aslıma rücu edip TKP saflarında yer alışım…

İlk göz ağrım, son durağım TKP’m benim... Seni düşünüyorum. Sen dünümüz, bugünümüz, yarınımızsın, en büyük ustalığımız, en ince hünerimizsin. Sen aklımız, yüreğimiz ve yumruğumuzsun… Ömrümde yalnız seninle ve senin safında olmakla övündüm. Bu acılar, bu ağrılar, bu yürekle tam 47 haziran geçirdim. Yarım asırlık yaşamım bundan ibarettir.

“İki tane gözün varsa senin, binlerce gözü var partinin... Her yoldaşın bildiği kendi kenti, beş kıtanın beşini de biliyor parti... Her yoldaşın bir vakti saati var, partinin ise tarih saati… Her yoldaşı yok edebilirler her an, parti ise yedi değil, binlerce can…” Bana, o binlerden biriyim iyi ki dedirten çok anım var. Bu anılara biri daha eklendi dün… Ömrümün en kitlesel doğum gününü kutladım yoldaşlarımla… Devrimden, sosyalizmden, partisinden, yurdundan ve bu yaşlı kadından umudunu kesmeyen yüzlerce yoldaşımla birlikte kutladık giden 47 haziranı…

“Daha onsekizindeyken yaşlananlara inat çürümeye, boyun eğmeye direnen Karadeniz'in hırçın kadını doğum günün kutlu olsun” dediler, “partimizin kızıl saçlı bacısı, işçi sınıfının ve komünistlerin ablası, anası, bacısı, yoldaşı iyi ki doğdun” dediler. “Ne mutlu ki bize, Türkiye Komünist Parti saflarındasın” dediler. “Bir Behice Boran’a bakıyorum, bir sana yüzümüz gülüyor” dediler. “Bu günün kahramanı, yarının münadisi yoldaşımız” dediler. Beni ağlatan, utandıran, onurlandıran, umuduma umut, gücüme güç katan partimizin bütün sıra neferlerine, savaşerlerine selam olsun. Ettiğimiz ve yazıya düştüğümüz her sözümüzün arkasında duracağım. Devrime sözümüz var, çocuklarıma ve hiç yüzünü görmediğim çocuklara, genç yoldaşlarıma, devrim uğruna ölenlerimize sözümü tutacağım.

“Yaz geldi sevdiğim naftalinli giysilere, küflenmiş turşulara, bozulmuş reçellere… Otura otura kokmuş bilinç uzmanlarına… -Ey kendini kimya sanan o geçersiz kimya- Aptalıyla, âşığıyla, dertlisiyle… Kalem kaşlısıyla başı bitlisiyle, naylon çoraplısı, uyuz atlısıyla… Yaz geldi Anadolu'ya…”

[email protected]

Belma Nur Kartal 'ın Son Yazıları