Belma Nur Kartal
Vatan sağolsun!..
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:02 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:02
KENTİN SESİ - SAMSUN Yazıları
“Ey Allah’ın Resulü” dediler, “bayram günü kesilen şu kurban nedir?..” “Bu, babanız İbrahim aleyhisselâm’ın sünnetidir” buyurdular.
Kurban Bayramı niye denir ki? Bu işçi bayramı, çocuk bayramı gibi bir şey mi? Koyunların, ineklerin bilumum kurbanların eğlenip coştuğu bir gün mü? Bıçaklar, satırlar, kasaplar, difrize konulan etler, mezbahaya dönüşen evler, derisi yüzülmüş sırıtkan bir kelleyle göz göze gelebilme ihtimali… Toplu katliam bayramı… Hemen her gün memleketin bir yerlerinde zaten birbirini boğazlayan ‘insan’ların bu kez hayvanları boğazlaması... Kah kasabın kurbanı, kah kurbanın kasabı kovaladığı bu cinnetin bayramı da marazlı…
Kına yakarlar bir de kurbanlık koçlara... Ölümün, feda etmenin simgesi gibidir kına… O yüzden kınayı da sevmem hiç. Bizim buralarda sadece kurbanlık koçlara değil, gelinlere ve askerlere de kına yakılır. Geline, ailesine kurban olsun diye, askere de vatanına kurban olsun diye… Kurban olmayı severiz biz. Kurban edenlere o yüzden sesimiz çıkmaz. Vatan sağolsun!..
Samsun, kınalayıp gönderdiği askerinin 200’e yakınını toprağa vermiş bir kent… Kolay değil, o gençlerin anaları için geçmişi yok saymak, acılar hiç yaşanmamış gibi davranmak… Türk ya da Kürt hiçbir anaya anlatamazsınız çocuğunun soğuk mezar taşını… “Karpuz kestim kan gibi/Uzadı urgan gibi/Askere yar yolladım/Kınalı kurban gibi” diye maniler döken geline anlatamazsınız. Daha iki ay önce oğlu İbrahim’in de aralarında bulunduğu 4 askerin ölümünden sorumlu tutulan teğmene verilen 9 yıl 2 aylık cezaya isyan eden Samsunlu Adem Yaman’a anlatamazsınız.
Ama onlar anlattılar İbrahim’in neye kurban gittiğini… Hem de hiç zorlanmadan, hem de Kurban Bayramı’nda… AKP Samsun Milletvekili Fatih Öztürk, bayramda Adem Yaman'ı evinde ziyaret etti. Teğmene verilen ceza için Adem, " Hırsızlık yapana bile en az 5-6 yıl hapis cezası verilirken, dört canın cezası bu mu?" diye sordu vekile… Vekil ise verilen cezayı yadırgadığını söyleyebildi sadece… Bu kadar açabildi hislerini AKP’nin vekili…
Oysa açılmak lazımdı ve bolca anlatmak nerelere doğru, neden yelken açtıklarını… Halkımız ‘kurban olsun’du onlara… Tam sırasıydı ‘açılım’larını anlatmanın… Kurban Bayramı’nda halkımız ‘bayram’ ederken, onlar boş durmadı, bayram deyip yan gelip yatmadı. Kurban Bayramı’nı açılımlarını anlatarak kutladılar. Analar ağlamasın’la başladılar, babaların ciğeri yanmasın’la devam ettiler. Çok ağladılar, çok… Timsahlar bile utandı sahte gözyaşlarından…
“Samsun'daki şehit analarına gideceğiz dediler” Bayramlaşmaya gittikleri her yerde anaların gözyaşlarıyla karşılaştılar. Teskin ettiler tabii.. Türkiye Harp Malulü Gaziler, Şehit, Dul ve Yetimleri Derneği’ne de gittiler bayramlaşmaya… Dernek başkanının, "Ölümler bitsin ama birlik ve beraberliğimizi bozmaya çalışanlara da taviz verilmesin" sözlerine, Vekil Suat Kılıç, "Biz bu olaya siyaseten yaklaşmıyoruz. Şehit cenazeleri siyaset malzemesi yapılmamalı" dedi. DTP'nin açılım sürecini engellemeye çalıştığını belirtirken de, "DTP terörden besleniyor. Terör biterse biliyorlar ki kendileri de bitecek” deyiverdi. Açılım’ın sahipleri, ‘bu projeyle İstanbul ile Şırnak'ta, Hakkari'de yaşamak hiç fark etmeyecek, gelecek daha da güzel olacak’tırı anlattılar bayram boyunca…
Hızlarını alamayıp Kurban Bayramı’nın son günü bir de ‘asker uğurlama bayramı’ yaptılar. TSK'yı biti kadar sevmeyenler, neredeyse 8 yıllık iktidarlarında ilk kez asker adaylarına tören düzenleyip takiyenin allahını yaptılar. 1989/4 tertip asker adayları için yaptıkları uğurlamada salonu dolduramadılarsa da gelen asker adaylarıyla halaylar çekip, askerleri havalara atıp atıp tuttular ama asker anaları gözyaşlarını tutamadı.
AKP İl Başkanı orada bir konuşma yaptı. Açılıma itiraz edenler için “Yapılanı anlayacak beyin, kavrayacak idrak, yazacak kabiliyet gerek. Yetmez, bir de kıskanmamak, gerçek kahramanların haklarını teslim etmek lazım" dedi. Yaptıklarını beğenmeyenlere beyinsiz diyen il başkanı “vallahi de billahi de devleti yıktırmayız, bayrağını indirtmeyiz, camilerini kapattırmaz, ezanlarını susturmayız" diye yeminler ederken açılımdan muradını da açıkladı: “Yapılan bu kanlı ve kirli isyanı bitirmek, barışı sağlamaktır. Kısacası dünümüze dönmektir. Selçuklu'da ve Osmanlı'da nasıl yaşamışsak, öyle yaşamak arzusundan ve bu arzunun hayata geçirilmesinden ibarettir" dedi.
Osmanlıya dönüş muratlarını bu kadar açık ve ikirciksiz ifade eden açılımcıların Samsun’da açtıkları kutudan çıkan buydu işte… Memlekette işsiz sayısı bugün 8 milyonu bulmuş ne gam onların derdi düne dönmek, Osmanlı’da nasıl yaşadılarsa öyle yaşamak… Bu arzularına giden yolda ne işsizlik ve yoksulluktan kırılan halk ne de barış ve kardeşlik mevzubahistir. Samsun’da AKP’nin yaptığı asker uğurlama haberi yerel gazetelerin internet sitelerine düştüğünde bir okurun yorumu şöyle yayınlandı: “Gençlere asker eğlencesi yapmışlar, peki o gençler askerden gelince ne olacak? İş ayarlayacaklar mı? Millet işsiz. Millet aç. Bıraksınlar palavrayı!... İşleri güçleri laylay lom.. Asker eğlencesi dışında başka şeyler akıllarına gelmiyor mu? Her yere adam alınıyor, soruyorlar mı başkanlarına kimleri işe sokuyorlar? Hangi fakire yardımcı olmuşlar? Ancak kendi adamlarını işe sokan menfaatçiler! Hepsi yalan!...” Osmanlıda mı oyun çok, bunlarda mı? Biz barış içinde yaşamayı, Türkiye’yi kanlı bir iç savaşa sürükleyenlerin sözleri üzerinden tartışmayacağız!
Samsun’un Çarşamba Belediyesi'ne 26 itfaiyeci alımı için 600 kişi başvururken ve onlar açılımlarını anlatıp asker uğurlarken, uzatılan barış çubuklarının altındaki savaş baltaları zulada hazır beklemekte… Herkesi herkese kışkırtanların açılımından barış çubuğu değil, savaş baltası çıkar. Tüm kurbanların bayramı kutlu olsun.
“Bir gün bayram dediler, dualar ettiler, kan aktı, cinayeti gördüm/düzen çalışır, tıkır tıkır, beyinler üşenir, sessizlik sürer gider…”