Belma Nur Kartal
Toplanın tayfalar!..
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:19 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:19
Sevgililer Günü ile Kandil pişti oldu ya bu yıl “Ne Kandil ne Sevgililer Günü, tam bağımsız Türkiye!” pankartı asılı suratımla geçiyorum vitrinlerin önünden… İçimde Buenavista Social Club’ın o muhteşem ezgisi Dos Gardenias… Dos gardenias para ti… “Senin için iki gardenya… Onlara dikkat et, senin ve benim kalbim olacak onlar, hep yanında yaşayacaklar, seninle konuşacaklar, tıpkı yanında ben varmışım gibi...”
Kulağım ezgide, gözlerim vitrinlerde: ortalık kıpkırmızı… Kızıl güller, kalp şeklindeki bir sürü meta… Sevgilerin de alınıp satıldığı kapitalizmin tüketim olgusunun önderliğinde bir pazarlama harikası… Kredi kartına beş taksitle… Aziz Valentin’in ölüm günü değil, can çekişen kent esnafının günü bugün… Sevgiliye hediye almak caiz midir AKP iktidarının Sevgililer Günü’nde?..
Dos Gardenias’ı dinlerken, vitrinlerin kızıllığını izlerken… Mesaj geliyor cep telefonuma rehberimde kaydı olmayan bir numaradan… “Başına bir bela geldiği vakit, kerem sahibi kimselerin sabrı ile ona sabret. O seni daha çok kerem sahibi yapar. Onu insanlara şikayet ettiğin vakit, rahim olan Allah’ı hiç merhameti olmayanlara şikayet etmiş gibi olursun.
Kandiliniz mübarek olsun… İbn Kayyım el Cevziyye”
“Kimsiniz?” mesajıma yanıt vermeyen kandilci, İbn Kayyım el Cevziyye değilse kimdi bilmiyorum ama ben daha çok mesajın içeriğine takılıyorum. Başımıza çöken belayı insanlara şikayet etmemin ne kadar ürkütücü olduğunu anlatıp “hizaya geç” diyen İbn Kayyım’ın da onun şürekasının da kandilinin fitiline “la havle vela kuvvete” mealinde iyi dilek ve temennilerimi gönderiyorum.
Biz Kerem’i, “Kül olayım Kerem gibi yana yana / Ben yanmasam, sen yanmasan, biz yanmasak, nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa...” dizelerinden tanırız. Bu Kerem bizim Kerem değil deyip o an vazgeçtim kerem sahibi olmaktan… Dinimiz İslam sitesinde “Kerem sahibi olmak için ne yapmalı?” sorusuna “Allah’a kullarını şikâyet etmeyen, insanların kerimi olur.” cevabı veriliyor. Kerimi olanlar ne olur peki bu topraklarda? “Benim adım Kerim!...” deyip emekçilerin anasını ağlatan AKP iktidarı olur. Adı Kerim olanlar iktidarsa ne olur? Güçlü olurlar ama haklılardan da hep korkarlar, OdaTV emekçilerini basarlar, Soner’i ve editörlerini de “kerem sahibi” olamadıkları için alırlar Sevgililer Günü’nde… “ İnsanlar tanıdım yıldızlar gibi, hepsi parlıyordu. Ama ben seni güneşi seçtim, bir güneş için bin yurttaşımdan vazgeçtim. Sevgililer günümüz kutlu olsun!” deyip içeri çıkarak susturmaya çalıştıklarını sevgili conilerine armağan ederler.
Balyoz’un sapı Kerim’lerin eline geçmiş bir kere… Ama, öyle bir yasa çıkarma hazırlığındalar ki ben bile “yetmez ama evet” diyorum! AKP’nin kadın vekillerinin imza attığı yasa teklifi onaylanırsa- ki neyi istediler de olmadı- birden fazla tecavüz suçu işleyenler hadım edilecek. “Bir kereden bir şey olmaz“ deyip birden fazla tecavüze “Hoppp hemşerim!..” diyecekler. İran’da da hırsızlık yapanın eli kesildiği gibi meseleyi kökten halledecekler. Kökten dincilere de bu yakışır zaten…
Hadım etme, tecavüzü yalnızca bireyin eylemine hapseden, bunun ardındaki cinsiyetçi politikanın görünürlüğünü bulanıklaştıran, ikiyüzlü bir ceza biçimiyse biz kadınlar, ilk önce bizden taraf olmayan siyaset ve siyasetçilerin iktidarlarını hadım ederek işe başlayacağız. Hadım etmek için örgütleneceğiz! Kerimler haklı olanlara tecavüz etmesin diye… Zulümle abad olanların, sonları berbat olsun diye…Sıra bize gelmesin diye susmayacağız!.
“Girme şu alçakların hizmetine, konma sinek gibi pislik üstüne, iki günde bir somun ye, ne olur, yüreğinin kanını iç de boyun eğme” diyen Hayyam gibi boyun eğmeyeceğiz!
Dayanma sınırlarının ötesine geçen yoksulluk ve işsizliğe, intiharlara, tefeciliğe, cinayetlere, bu kenti delirten AKP’ye boyun eğmeyeceğiz! Binlerce emekçiyi taşeronlaştırıp köleleştiren, sendikalı oldukları için Cemalettin ve Ali’ye bu kara kışta direniş çadırında nöbet tutturanlara boyun eğmeyeceğiz! TEKEL işçilerini 4-C'ye mahkum edenlere boyun eğmeyeceğiz! Rüyasında bile Samsun’u görmeyen vekillerine boyun eğmeyeceğiz!
Boyun eğmeyenlerin Meclisi, bu hafta sonu kuruluşunu ilan etti bu kentte… Yoksulluk, güvencesizlik, gericilik, özelleştirme, HES’ler ve bunları başımıza bela edenlerin karanlığına karşı boyun eğmeyeceğimizi basına ve kamuoyuna ilan ettiğimizin ertesi günü, Karadenizli ataması yapılmayan öğretmenler “Yüzbinlerce işsiz öğretmenin umudu AYÖP yine alanlarda! Koşulsuz atanmak için sokağa çıkıyoruz!” diyerek yürüdü bu kentte… Parası olanın soruları satın aldığı, kopyacıların atandığı, dürüstlerinse sefalete mahkum edildiği bir düzeni sineye çekmektense simit satacaklarını ama boyun eğmeyeceklerini onlar da deklare ettiler.
Ben mi?.. 24 yıl önce Türkçe öğretmeye çalıştığım Kürt öğrencilerimin yanına gidiyorum hafta sonu… Maltepe NHKM’den yoldaşım Deniz Kıyafet’le… Diyarbakır’da buluşacağız Nazım Usta’nın yol arkadaşlarıyla… Oradan Cizre’ye, Cizre’den İdil’e ve İdil’in Akkoyunlu köyüne… “Nazım Çocuk Kitaplığı” tabelamızı asmaya gidiyoruz elimizde yüzlerce kitapla… “Güvenliğinizi biz alacağız” diyen öğrencilerim karşılayacak beni… 24 yıl önce, Türkçe öğretirken “Kürtçe konuşmak ve solcu olmak”tan ceza kesilen beni, İdil’in Akkoyunlu köyünden alıp kardelenlerin ülkesi Beytüşşebap’ta, ilk görev yerimde ağırlayacaklar. Öğrencilerimin velileri için “Bu çapulcularla görüşme” diyen kaymakam Vali oldu, bense öğretmenlikten emekli oldum. Herkes kendi hikayesini anlatacak yıllar sonra… Boyun eğmeyen emekçilerin Kürdüyle Türk’ü buluşacak. Anlatamam ne halde olduğumu, gidip görmem gerek dilimin çözülmesi için…
“Toplanın tayfalar! Bırakın didişmeyi/ Şu zifiri karanlık dağların ötesinde/ İşte üstünde güneş doğuran ülke/ Yokederek sefaleti, aşarak acı denizleri / Vurun tekmenizi, milyonlarca!..”