Belma Nur Kartal
TOKİ, Toplu Kazık İdaresi
Yayın Tarihi: 07.05.2021 , 23:36 Güncelleme Tarihi: 07.05.2021 , 23:36
KENTİN SESİ - SAMSUN yazıları
"Samsun Büyükşehir Belediyesi'nin Çay Mahallesi'nde uygulamaya koyduğu Kentsel Dönüşüm Projesi kapsamında iki evin icra kanalıyla tahliyesi sırasında gergin anlar yaşandı. Polis, zabıta ve icra ekiplerini karşılarında gören anne ile kızı gözyaşlarına boğuldu"
Vurulmuş vurgunların yücelttiği evlerde / kalbi kara insanlar oturdu / Gündelik korkuların çökerttiği evlerde / O fıkara insanlar oturdu /evlerin içi oda oda üzüntü /Evlerin dışı pencere, duvar...
Gözyaşlarına boğuldu anne ile kızı... Ağladı masumiyet, kimsesizlik, yoksulluk. Evler yıkılırken, biz de yıkıldık. Yıkılan duvarların altında ezildi insanlığımız. Hadi gidiyoruz dedik. O anne ile kıza... O iki acılı kadına, biz iki kadın öfkemize ve bilincimize sarılıp gittik. Dur durak bilmeyen yağmur altında girdik Çay Mahallesi'ne Nuray'la.
Biz iki kadın, soL ve Halkın Sesi'nin habercileri, bombalanmış bir kentin savaş muhabirleri gibi "Şimdi Gazze'den bildiriyoruz" yanılsaması yaşatan yıkılmış evler arasında ilerledik. Burası Gazze değil, Samsun merkeze sadece iki kilometre uzaklıktaki Çay Mahallesi. Bu mahalleyi yerle bir eden de İsrail değil, belediye yıkım ekipleri... Büyükşehir belediyesinin aracı yıkılmış bir evin kapısında duruyor. Yağan yağmurun altında bir aile eşyalarını topluyor. Anne ile kızın evini sorduğumuz aile, bize evi gösteriyor. İki katlı bu evin kapısını bize Ayşe Özdemir açıyor. Kendimizi tanıtıyoruz ve bizi tereddütsüz içeri davet ediyor. Hasta bir genç yatıyor içeride, evin kızı Ayşe'nin ise ayağı kırık, alçıda... Ve üç küçük çocuğun hüzünlü bakışları... Yoksulluğun her köşesine sindiği bu evde altı nüfus yaşıyor.
Ayşe'nin babası Rıza amca anlatmaya başlıyor: "Ev bakmaya gitmiştim. 7-8 çevik kuvvetle gelmişler. Belediye, Adliye yıkacağız diye direttiler. Bu iki kadın ağlamışlar, sızlamışlar, fayda etmemiş. 2 gün mühlet verdiler evi boşaltmak için. 60 sene oldu biz buraya geleli. Hiçbir hükümet bize bunu yapmadı. Burası devletin yeriymiş! Biz bu devletin insanı değil miyiz? Bu devlete iki asker verdim ben, madem bu devletin adamı değiliz, sürsünler bizi. Devlet başımıza bomba indirdi, Filistin'den beter haldeyiz."
Ayşe: "Yargısız infaz yapıldık. Avukat da onların, hakim de onların. Bizi dinlemediler bile. Bize ev için 15 bin lira verdiler. Onlara oy verdik, başımıza dert ettik. Şimdi bize bunu ödetiyorlar. Evet, evimiz kötüydü mötüydü ama bizim evimizdi, damı başımıza akmıyordu, barınıyorduk. O gün çocukların korkup bağrışması kötü oldu. Ağlamak çözüm değil ama insanın morali bozuluyor. Geldiklerinde aynı gün çıkın dediler bize. Bu kırık ayakla nereye gideyim?""
Rıza amca: "Ben emekliyim. Eniştemizin vasıtasıyla 20 bin lira kredi çektik. 600 lira aylık alıyorum. Bunun 350 lirası krediye gidecek, 250 lirayla da biz 6 nüfus geçineceğiz. Aha bu sarı kafalı çocukların ana babası ayrı, 2 de yetim bakıyoruz."
O sırada krediyi çeken enişte bir kamyonetle eve geldi ve eşyalar taşınmaya başlandı. Yardım teklifimize teşekkür eden aileyle vedalaşarak bize evi gösteren ailenin evine gittik. Bombalanmış izlenimi veren 4 katlı bir ev... Eşya boşaltan aileye yaklaşıyoruz. Kadının ağzını bıçak açmıyor. Adam ise öfkeden delirmiş halde Büyükşehir Belediyesi'nin tahsis ettiği kamyona eşyalarını atarken bize anlatıyor. Anlatmıyor haykırıyor, ağlıyor, küfrediyor.
"Yağmur çamur bakmıyorlar, yıkıyorlar, umurlarında değil. Sabah sekizde kamyonu indirdiler. Kafamızı, gözümüzü kırıyorlar. Eşyam nereye götürülüyor, bilmiyorum. Bir daireyi 250 milyar yap, dört katlı evime 78 bin lira ver. Yaz gazeteci bacım, yaz Türkiye Cumhuriyeti duysun! 7 sene Arabistan'da çalıştım da yaptım ben bu evi, ne çektiğimi ben biliyorum. Vergisini verirken, her şeyini öderken beni niye bunaltıyor? Belediye, babasının evinden mi kovuyor beni, kendisi mi kazanmış? Bu yağmurda nereye gideyim? 52 yaşındayım. Ben bu kadar devlet gördüm böyle hükümet görmedim, böyle belediye başkanı görmedim. Canımızı aldılar. Allah da bu belediye başkanının canını alsın.
Mahkemeye verdim, avukat da sattı bizi. Belediye gelir çık, çevik kuvvet gelir çık derken, bir hafta önce gözüm çıktı. Geçen hafta kontrole gidecektim, gidemedim. Hala sıkıştırıyorlar, gecem yok, gündüzüm yok. Filistin diyorlar, Filistin'den daha beter halimiz. Ben bir gözümü feda ettim bayan hanım! Niye belediyenin sıkıştırmasından... Yıkım sırasında odun çarptı gözüme, gözümü aldılar! Canımı feda ettim bayan hanım! Yaşadıklarımı anlatın herkese!" Tek gözünden akan yaşlara daha fazla dayanamadık ve Nuray'la mahalleden ayrıldık.
Gazi Belediye Başkanı Süleyman Kaldırım:Çay Mahallesi'nde başlatılan Kentsel Dönüşüm Projesi çarpık ve düzensiz yapıyı yok edecek. TOKİ bu arazide 672 konut yapacak. 2. derece deprem kuşağında yer alan Samsun'da can ve mal güvenliğini sağlamak yerel yönetimin görevidir. Bu yüzden, kentsel dönüşüm zorunludur.
Çay Mahallesi Muhtarı Ramazan Çetin: Mahallemizde karnı aç olan belki çoktur, ama gözü aç olanların yeri yoktur. Bizler başımızı sokacak bir ev peşine düşmüşken, belediye ve TOKİ bütün arsa ve dairelerin peşine düştü. TOKİ, Toplu Kazık İdaresi'ne dönüştü. Mahkemeye gidenleri 'Mahkemeye verirseniz, daire hakkınızdan olursunuz' diye tehdit ediyorlar. Vatandaş hakkını aramayacak mı? Bizi doğduğumuz yerden mi kovacaksınız?
Şu dünyada oturacak o kadar yer yapıldı /Kulübeler, evler, hanlar, apartmanlar /Bölüşüldü oda oda, bölüşüldü kapı kapı /Ama size hiçbir hisse ayrılmadı /Duvar dipleri, yangın yerleri halkı / Külhanlarda, sarnıçlarda yatanlar!