Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Belma Nur Kartal

Taşeron Cumhuriyeti…

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:44 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:44

Belma Nur Kartal'ın “Taşeron Cumhutiyeti...” başlıklı köşe yazısı 3 Aralık 2012 Pazartesi tarihli soL Gazetesi'nde yayımlanmıştır.

İşçiler ince, işçiler uzun, işçiler bakır kırmızısı ve çelik esmeri... İşçiler ölüyor tersaneler, madenlerde… Örter gibi kabahati… Çabucacık gömülüyor.
Bir işçi daha gömüldü sessiz sedasız… Samsun Eti Bakır İşletmesi’nde 300 tonluk bir amonyak tankı kapağının altında can veren 5 arkadaşı gibi… Taşeron işçiydi, ölen 5 işçi gibi Ferdi Taşsümer de... Toprağa verildiği gün işçi arkadaşları sordu: “Bir işçinin güvenliği sadece baret ve emniyet kemeri takmaktan mı ibaret?”

Yaşananlar kaza değil cinayettir. AKP döneminde hızla büyüyenler, aynı hızla işçi öğütmeye devam ediyor. Taşeronlaştırma öldürüyor. Eti Bakır iş cinayetleriyle ilgili gözaltına alınan 10 şüpheliden sadece taşeron Veridaş’la Tekfur firmasından 2 kişi tutuklandı. Sözleşmesindeki “İnşaat işi alt taşeronlara yaptırılmaz” ibaresine rağmen taşeronla anlaşan asıl işverene “ Sen tali sorumlusun” dediler.

Nerede bir işçi ölümüne kaza süsü veriliyorsa, nerede bu cinayetlere birileri iş kazası diyorsa orada insanlık ölmüştür. Nerede işçiler açlığa ve ölüme terk edilirken bir avuç azınlık habire semiriyorsa orada adalet tatile çıkmıştır. İnsanlığın ve adaletin öldüğü olay mahalli bu ülkede, patronlar ve AKP hükümeti bu cinayetlerin gerçek sorumlusudur.

“Bursa’da havlucu Recebe/ Karabük fabrikasında tesviyeci Hasan’a düşman/ fakir köylü Hatçe kadına/ ırgat Süleyman’a düşman…” diyor ya Nazım, durum aynen budur. Havlucu Recep aslında havlucu değil, ırgat Süleyman ırgat değil, taşeron işçiler de işçi değil! Bunların hepsi düşman!

“İshak Bey yanılıyorsunuz. Öteki olan benim. Köşke geldikten sonra 2 sene boyunca başörtüsünden dolayı insan karşısına çıkamadım.” demiş Hayrünnisa Gül… Bu ülkenin gerçek “ötekileri”dir taşeron işçiler… Onların insanlık dışı düzeninin köleleridir taşeron işçiler.

“Ürünü ayırmışlar ağacından, tutturabildiğine satıyorlar pazarda emeğin dalları kırılmış, yerde. Işık kör edicidir, diyorlar. Özgürlük patlayıcı.

Lambamızı bozan da özgürlüğe kundak sokan da onlar! Uzandık mı patlasın istiyorlar, yaktık mı tutuşalım. Mayın tarlaları var, karanlıkta duruyor ekmekle su.”

Sadece geçen yıl taşeronlaşma, sendikasızlaşma, güvencesiz çalışma yüzünden işçi ölümlerinde Dünya üçüncüsü Türkiye’de 1563 iş cinayeti yaşandı. Yetmezmiş gibi, çıkardığı İş Sağlığı ve Güvenliği Yasasıyla AKP, ‘işçinin can güvenliğini sağlama’ görevini de başından atmıştır. İşçileri topyekun taşeron şirketlere teslim ederek sendikasız, ucuz ve güvencesiz bırakarak boyun eğdirmek isteyen işçi düşmanı patron dostu AKP’nin cumhuriyeti görülen o ki, daha çok işçinin canını alacak. Patronlar “yeni sendika yasası”yla ödüllendirilirken, işçilere ise iş cinayetinden ölmek kalacak. Kapitalizm öldürüyordu, öldürmeye devam edecek!

Bu bir savaş ilanıdır! İşçi ve emekçilerin 12 Eylül’üdür! Dün 24 Ocak kararları için işçi örgütlerini dağıtıp nasıl 12 Eylül faşist darbesini yaptılarsa, onların çocukları da bugün kendi üniformalarıyla bir ülkeyi ve halkı teslim almaya çalışmaktadır. Hayatın tüm alanlarına yönelik siyasi saldırılarının altında yatan biricik dertleri budur: Köhne kapitalist düzenlerinin yaşaması, işçilerin parçalanıp bölünmesine, örgütsüzlüğüne ve daha çok ölmesine bağlıdır. Son 10 yılda taşeron işçi sayısının 4 kat artarak 1,6 milyona ulaşması da bu yüzdendir.

“Bu düzen beyler düzeni, bu düzeni ben yapmadım! Ben diyorum ki size, bu düzen beyler düzeni!.. Ortalık gitgide karışıyor, ortalığı karıştıran ben değilim. Ben diyorum ki size, ortalık gitgide karışıyor.”

İşin şakası yok! Ortalık gerçekten de karışıyor. Bu kapsamlı saldırı karşısında işçi örgütleri ve sosyalistler de kapsamlı düşünmeli ve hareket etmelidir. Bu ‘Taşeron Cumhuriyeti’ni yenecek tek güç, sınıfın okulu sendikaların ve emek örgütlerinin sınıfın aklı sosyalistlerle birlikte el ele vereceği mücadeledir.

“Elleri var özgürlüğün, gözleri, ayakları silmek için kanlı teri, bakmak için yarınlara, eşitliğe doğru giden…”

Belma Nur Kartal 'ın Son Yazıları