Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Belma Nur Kartal

Siyah...

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:49 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:49

“Ne var ki şu Samsun’da?.. Nesini seviyorsun?” Çokça sorulur bu bana… En çok da gitmek isteyenler sorar. Bu kentte yaşadıklarından yorgun, tebessüm eden yüzlerin ardında çığlık atan acıları, dertleriyle ve kederiyle çekip gitmek, can çekişen ruhların kurtuluş umududur. Gidersin kendini değiştiremiyorsan kentini değiştirirsin, yeni bir kentte yeniden başlarsın hayata…

Bir kenti neden sever insan neden yaşar? Gitmek için bin türlü sebebi varken neden kalır? Samsun’u değil sebeplerimi sevdim belki… Emek verdiğini seversin ya, belki en çok bu yüzden… Bu kentin benden aldıklarını, bana verdiklerini sevdim. Çok dostum oldu, dost yüzlü dost gülücüklü puştlarım da!.. Sevdim delisini, velisini… Her gün benden cıgara isteyen dilsizimi, isimsiz kahramanlarımı, kitapsız ozanlarımı, kaçıklarımı… Bir tek kaçaklarını sevemedim.

Eğer ezberim iyi olsaydı, kent kaçkınlarına Kavafis’in şu dizeleriyle seslenmek isterdim: “Yeni bir ülke bulamazsın, başka bir deniz bulamazsın. Bu şehir arkandan gelecektir. Sen gene aynı sokaklarda dolaşacaksın, aynı mahallede kocayacaksın aynı evlerde kır düşecek saçlarına. Dönüp dolaşıp bu şehre geleceksin sonunda. Başka bir şey umma- Ömrünü nasıl tükettiysen burada, bu köşecikte, öyle tükettin demektir bütün yeryüzünde de” Geçmişim, geleceğim, müebbetim olmuş bu kentte geçen ömrümün özetidir bu dizeler…

“Samsun’u ne hale getirdiler?” Bu soruyu yanıtladık gazetemizde… “Madem bu kent sana, sen bu kente bu denli yapışmış anlat Samsun’un derdini” dedi genel yayın yönetmenimiz… Yazı dizisinin son bölümü dün yayınlandı. Dört güne sığdırabildik. Sığdırabildik diyorum çünkü okurlara acımayıp bana bıraksalardı meydanı, ondört gün sürerdi! Buradan ‘içi dışı Samsun olanlara’ duyurulur.

Çok olumlu tepkiler aldım, hem kentten hem kent dışından… Hatta Danimarka’dan yazar dostumuz Faiz Cebiroğlu da duyurusunu yapınca, “Samsun'u bu hale getirenlerden hesap soracağız!" deyip Danimarka’da Samsun’la dayanışma eylemleri düzenlenmesine ramak kalmıştı ki yazı dizisi bitti! Şaka bir yana, soL haber portalının bir köşesinde yıllardır her hafta kent yazıları yazmaya benzemiyormuş bu kentin başına gelenleri bir yazı dizisinde özetlemek… Eksiğiyle gediğiyle dilimizin döndüğünce anlatıldı ve içiniz dışınız Samsun oldu.

İçimiz dışımız Samsun, içimiz dışımız memleket yıllardır… Anlata anlata dilde tüy, yürekte sabır tükendi! Anlatılan bu kentin değil memleketin halidir aslında... 2008’de soL haber portalında yazmam ilk önerildiğinde “Kent yazıları mı yazacağım!” şaşkınlığıma verilen yanıtlardan biriydi o günlerde: “Evet, kent yazıları… Çünkü, evrensele yerelden varılır!”

Bugün kapitalizm ve emperyalizmin kuşatması altındaki dünyada ne yaşanıyorsa bu kentte de yaşanan odur. Tam da bu yüzden, kentlerimizi anlatmamız, dünyanın bir yerlerinde bu vahşi dünya düzeninin fotoğrafını çekebilmektir. Hele de o yer memleketinse, vatanınsa, doğduğun ve öleceğin kentinse görüp de susmak, duyup da konuşmamak olur mu? Kaçabilir misin felaketinden ve bu yangın yerinden? Nereye, hangi kente, hangi ülkeye?..

“Yeni bir ülke bulamazsın, başka bir deniz bulamazsın. Bu şehir arkandan gelecek”se kalıp mücadele edeceksin. Haramilere, işbirlikçilere, bezirganlara ne kentini ne yurdunu ne de bu dünyayı teslim etmeyeceksin! Yaşamak için, ama insanca ve onurunla yaşamak için “He heyyy, beylerbeyi! Benim buraların sahibi... Üreten ben, emek veren benim! Bu kent de bu memleket de yaşam hakkımızı çalanların piyasa malı değildir!” diyeceksin! Diyemiyorsan, senin olana sahip çıkmıyorsan zaten öleceksin. Ölmemek ve öldürmemek için insan olduğunu hatırlaman yeterli… İnsanlığını unutanlar, insanlıktan çıkanlar işte orada…

İşte daha dün akşam geçti haber ajanslarından… 2000 yılından 2012’ye dek bu ülkede 12 bin 686 iş cinayeti işlenmiş. Cinayetleri gördük diyecek misiniz? Onların gözleri var görmez, kulakları var işitmez, yürekleri var vicdansız! İşçiler iş cinayetlerinden, işsizler açlıktan ölürken onların Suriye yolcusu tırları var kendileri gibi SİYAH!.. Görecek misiniz?

“SİYAH, Suriye için sağlık malzemelerinden oluşan 3. Tır'ı yola çıkartıyor. SİYAH ekibinde 8 bayanın da çorap, bere eldiven gibi kışlık kıyafet yardımı toplamak için çalıştığını belirten SİYAH Başkanı Akdin, Suriye'ye yardım çağrısı yaptı

Samsun İnsani Yardım Hareketi (SİYAH) daha önce iki tır dolusu un ve çeşitli gıda maddesini Suriye içlerindeki mağdur insanlara ulaştırmıştı. Başlattığı yeni çalışma ile özellikle soğuktan kaynaklanan hastalıkların ve çeşitli yaralanmaların tedavisinde kullanılmak amacıyla toplam fiyatı 60 bin lirayı bulan sağlık malzemesi ve ilaç göndermek için harekete geçti.

Başbakanlık ve sivil toplum örgütlerinin ortaklaşa yürüttükleri ‘bir ekmek bir battaniye’ kampanyasına da destek verdiklerini belirten SİYAH Başkanı İdris Akdin, bölgede sürmekte olan çatışmaların milyonlarca insanı etkilediğini, yurtlarından ettiğini ve özellikle kış mevsimi olması dolayısı ile durumun trajik boyutlara ulaştığını söyledi.

SİYAH’ın Bayanları Suriye’de
Sekiz kişiden oluşacak SİYAH bayan grubunun çorap, eldiven, içlik, bere gibi çocuklar için acil giyim maddelerini temin etmek için çalışmakta olup bu çalışmaya iştirak etmek isteyen Samsunluların merkez ofisimizle irtibat kurmaları gerektiğini ifade eden SİYAH Başkanı İdris Akdin, 362 420 10 00 numaralı hatla irtibat kurulabileceğini söyledi.”

[email protected]

Belma Nur Kartal 'ın Son Yazıları