Belma Nur Kartal
Şiir Bitti…
Yayın Tarihi: 07.05.2021 , 23:36 Güncelleme Tarihi: 07.05.2021 , 23:36
KENTİN SESİ - SAMSUN yazıları
İspanya'da Üçüncü Lig'deki Galactico Pegasolu futbolcular üç aydır maaşlarını alamayınca Real Madrid C takımına karşı oynadıkları maçın öncesinde şeref tribününe karşı dizilip şortlarını indirerek, ekonomik krizi protesto etmişler. Galactico Pegasolu futbolcular üç aydır maaş alamadığı için şort indiriyorsa, yılların borç batağında iki yakası bir araya gelmeyen Samsunsporlu futbolcular ne yapsın? Şeref tribününe dönüp, "Takımınıza sahip çıkın dedik, çıkmadınız" deyip bütün maçlarda şort mu indirsin? Hadi onlar şortlarını indirdi, aylardır maaşlarını alamayan belediye temizlik işçileri ne yapsın? Kentsel dönüşümle evleri başına yıkılıp sokağa atılanlar ne yapsın? Samsun'daki 50-60 bin işsiz, hangi 'şeref' tribününe dönsün de şort indirsin? Bu eylemin bizde de tuttuğunu bir düşünsenize... Bir gün bu ülkede milyonlarca işsizin ve artık işçi tulumuyla dolaşamayanların, şalter indiremeyenlerin şeref tribününe dönüp şort indirdiğini düşünsenize...
Burası Türkiye, olmaz mı diyorsunuz? Asma kabaklarını serenler, işçi sınıfının sermayeyle maçını tribünlerde izleyenler, bir gün sahaya inmez mi sanıyorsunuz? Gerçi buna bel bağlayıp da artık tarihin sonu geldi, ideoloji falan kalmadı deyip de birkaç okuyla birçok kuş vurmaya kalkanlar yok mu memlekette?... Var! Onlar çarşafın karasına açılım diye sarılanlar, onlar Kuran'ın kursunu açıp da tereciye tere satanlar, onlar Yargıtay Onursal Başsavcısı Sabih Kanadoğlu'nu da çileden çıkartıp "Bugün belirli misyonuna karşı çıkarak, bu misyonun yarattığı görevi yerine getirmekten çekinerek, oy kazanma çabasında bu misyondan sıyrılmaya çalışanları tarih affetmeyecektir" dedirtenlerdir. Onlar, Münir Nurettin'in "Biraz kül, biraz duman, o benim işte / şimdi bana bakma, ben ben değilim" şarkısındaki gibi, biraz MHP, biraz AKP, o CHP işte... Hem MHP'den daha milliyetçi, AKP'den daha gerici olacaksın, hem de solcu olacaksın. Duruşuna kurban olduklarım!
Bunların Genel Başkanları da "Kuran eğitimi önemli ve temel bir konudur. Türkiye'nin böyle bir derdi var, bunu çözecek projemiz var" demiş. Projesine kurban olduklarım! Biz de sanıyorduk ki bu memleketin en büyük derdi işsizlik, yoksulluk, yolsuzluk!.. Davos fatihi bile bu kadar takiyeye dayanamayıp "Van minut, van minut! Yeterince Kuran kursu var hemşerim, hani dini siyasete alet etmeyecektiniz? Tereciye tere satmanın ne anlamı var? Sahicisi varken taklidine ne lüzum var?" derken, bütün millet bunlara gözüyle güldü.
Hadi CHP'nin kıblesi belli değil. Bir de millete ölümü gösterip sıtmaya razı etmeye çalışan kandırıkçılar var ki, onlar daha bir gülünesi... İsmail Dümbüllü'den rol çalan bu ortaoyunculara seçim günleri geldi mi bir haller oluyor. Seçimden önce normal şartlarda devrimciliğin kitabını hem yazan hem oynayan bu beyni çoban salatası kadar karışıklar, seçim günleri geldi mi, CHP'nin danışmanı, akıldanesi kesildiler. Seçim ve geçim derdiyle, konjonktüre ve bilumum dengelere göre davranıp, davranışlarını devrimci ahlaka göre değil sürecin gereklerine göre belirlediler ki, ben bunlardan bir adetine yönelttiğim "Senin yaptığına bizim literatürde ne denir?" soruma yanıt alamadım. İki gün sonra aradı beni, o da bana bir soru sordu: "Sen bana oportünist mi diyorsun?"
Ben sana gülüm demem, gülün ömrü az olur. Ben sana oportünist de demem, oportünistin de ömrü az olur, dediysem de anlamayıp güldü geçti. Oportünizmin, uzlaşmacılığa, kaypaklığa denk düştüğünü bilen o, bana öfkelenip kendine gelsin istedim ama olmadı. "Seni çok seviyorum ama sektersin" dedi sadece... Düzen partilerinin sekreteri olmamak sekterlikse, başımız gözümüz üstüne!.. Dengeler, insanların dengesini bozabiliyor seçim süreçlerinde. Belediyesini, devrimci, sosyalist, aydınlanmacı, ilerici CHP'lilere teslim etmek için yaptığı hizmetleri unutmayacağımı söyleyerek iyi yolculuklar diledim bu oportünist yolcuya... Hoşçakal bile demedim. Hoş kalamayacaktı çünkü durduğu yerde... Gittiği yerde şiir bitti!..
"Şiir bitti! Bulandı yüreğin özgür sesi /Teslimiyet başıboş / Yiğitlik evcil
Onur sessizce köreldi gözevlerinde /Dişlerin arasında bilendi küfür: paslı, keskin
Oyuncu arsız, seyirci bezgin /Ne dövüş soylu ne seviş /Çığlığı duyulmuyor sevincin...
Şiir bitti! Tozlandı hançeresi sezginin /Susan da ikiyüzlü konuşan da
İhanetin sinmediği giz unutuldu / Yalan doruklarda çığırtkan
Şiir bitti! Bozuldu ışıktan büyüsü duyguların /Korkunun da ucuzları türedi coşkunun da
Erdem sığlaşıp özüne yabancılaştı /Dal kuru, dalga uysal/ Herkes her şeyin sahtesine alışkın
İsyan edin isyan edin isyan edin!..."