Belma Nur Kartal
Sağlık Bakanına açık mektup
Yayın Tarihi: 07.05.2021 , 23:36 Güncelleme Tarihi: 07.05.2021 , 23:36
KENTİN SESİ - SAMSUN Yazıları
"Ah yandım ben allahım/ buna can dayanmaz/ al onu getir geri/ bir daha vermeyelim/ yarınlar yok gibi/güneş hiç doğmayacak/o gitti ah gitti/ bir daha hiç dönmeyecek"
Sayın Bakan, bu şarkı, Acil Tıp Teknisyenleri(ATT) Derneği'nin sitesinde Kübra Yazım'ın anısına hazırlanan video klibin fon müziği... Kübra Yazım'ı bildiniz mi? Hani KKKA hastalığı tanısıyla tedavi gören hastaya serum takarken eline batan iğneden virüs kapıp ölen OMÜ Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Ambulans ve Acil Bakım Teknikerliği Bölümü 1. sınıf öğrencisi, acil tıp teknisyeni... Allah'tan rahmet, kederli ailesine ve yakınlarına başsağlığı dilediğiniz Kübra... Daha 18 yaşındaydı, 18 yaşında olmak nasıl bir şey, hatırlamak için o klibi siz de izleyin Sayın Bakan. Klipteki fotoğrafları izlemek bile yetiyor, hayatının baharında yaşam dolu, gül yüzlü Kübra'yı tanımanız için...
O bizden biri, Bafralı çiftçi bir ailenin bin umutla okuttuğu, binbir çileyle büyüttüğü biricik kızları... Kolay mı köylük yerden çıkıp onca yokluğa, yoksulluğa direnip ayaklarının üzerinde durmak? Kübra var olma mücadelesinde nelere göğüs gerdi tahmin edebiliyor musunuz? Ama, artık o yok!
Duyduk ki, müfettiş göndermiş Bakanlığınız Kübra'nın ölümüyle ilgili. Kübra değil ki ölen... Ölen insanlıktır, vicdandır, merhamettir. İnsanlığın ve vicdanın öldürüldüğü yerde bütün otopsiler hükümsüzdür.
Kübra kaç defa öldü biliyor musunuz? Ya annesi, babası, kardeşi, akrabaları, arkadaşları? Onlar kaç defa öldüler? Bırakın müfettişi bir kenara da, siz gelip gözlerine bakın onların... Ben bakamadım biliyor musunuz Kübra'nın babasının gözlerine.. Öyle bir acı ben hiç görmedim. Sizin hiç çocuğunuz öldü mü daha onsekizinde?
Faili meçhul cinayetler ülkesinde, bu cinayetin çok şahidi var bu kez... Öyle unutulacak, örtbas edilecek gibi değil ki mesele. İlk şahit Vezirköprü ilçesinden 6 Haziran'da OMÜ Tıp Fakültesi Acil Servisi'ne gelen KKKA hastası kadın... O gördü mesela, Kübra'nın kendisinden kan aldığını... Yok, o kadın öldü, şahitlik edemez derseniz yaşayanlar var.
Mesela, korkudan isimlerini söylemek istemeyen, aynı serviste çalışan öğrenciler var. Bakın biri ne diyor: "Kübra, KKKA hastasından kan almak için intiraket taktığını, elleri tüplerle dolu olduğu için ket içindeki iğneyi hasta yakınından çekmesini istediğini, hasta yakını iğneyi çıkarırken yanlışlıkla eline batırdığını anlattı. Kübra, korktuğu için hastaya bir daha bakmamış. O akşam, 'neden hastaya bakmadın' diye bağırmışlar, o da 'almıyorum' demiş. Hakkında tutanak tutmakla tehdit edilmiş."
Yine bir başka arkadaşı, hastaneye yatırılana kadar Kübra'ya önleyici tedavi yapılmadığını söylüyor: "Vücut direncinin artırılması için dinlendirilmeliydi. Tedaviye alınması için ateşinin 39.5'a çıkması beklendi. Olaydan sonra iğne batmayan eldiven peşine düşüldü. KKKA odası değiştirildi. Daha önce görmediğimiz hocalar bizimle görüşmek istedi. Sorularımız geçiştirildi." diyor.
Başka arkadaşı, "Normalde 50 bin, 60 binde trombosit verilmesi gerekirdi ama verilmedi. Değer 26 bine düştükten sonra verildi. 7 gün sonra arkadaşımızı kaybettik. Acil müdahale dışındaki işlemler bizim işimiz değil. Ama kan aldırılıyor, serum taktırılıyor. KKKA odasına hasta yakını giriyor. Güvenlik yok. Hasta yakını odaya giremeseydi arkadaşımız o iğneyi güvenli bir şekilde çıkarırdı. Ya da iğnenin battığı gün izolasyona alınsaydı, yaşayacaktı. Arkadaşımın durumu, önemsenmedi, gözardı edildi." diyor.
Bir Acil Tıp Teknisyeni ise "Gerekenlerin yapılmadığını biliyorum. Her seferinde dile getirdim ama bir sonuç alamadım. Sonunda arkadaşımızı kaybettik. Böyle bir hastadan kan almak onun görevi olmayıp zorla yaptırıldığını da biliyorum. Tutanak veya sözle tehdidi biz de yaşıyoruz. Bu Kübra'ya da yapıldı. Belki şirket elemanı olduğumuz için."
Sayın Bakan, bu ölümün en önemli tanıklarından biri de Kübra'nın babası Seyit Yazım... "Hastanın öldüğünü öğrenen kızım, 'Anne bu iş bitti. Ben artık ölüyorum. Ölüm bana çok yaklaştı, hakkınızı helal edin' demiş. Kızım göz göre göre öldü. Nasıl kan aldırırlar anlamıyorum. Kızımla hastalığında da ilgilenmediler. Canım yanıyor. Çocuğumun haklarını arayacağım. Başka Kübra'ların ölmesini istemiyorum Hastane yönetimi hakkında suç duyurusunda bulunacağım Çocukların hepsi risk altında. Bu kadar rezillik, kepazelik olmaz " diyor.
Ama, OMÜ hastane yönetimi, herhangi bir ihmalimiz yok demeye devam ediyor. Bilim ve vicdanın ex olduğu bu noktada hasta sağlığını da, sağlık emekçilerinin güvenliğini de hiçe sayıp ihaleyi hastaya çıkaranları, ettikleri Hipokrat yemini çarpar mı Sayın Bakan? Peki Bakanlığınız çarpar mı? Bozacının şıracıya şahitlikten vazgeçmesi kadar uzak bir ihtimal yazık ki...
Çünkü OMÜ'de yaşananlar ve ucuz iş gücü için gencecik Kübramızı öldüren, Sağlıkta Çöküş Programına dönüşen Sağlıkta Dönüşüm Programınızdır. AK Partinizin Sağlıkta Dönüşüm Programı kamu sağlık sistemlerinin tahribatıdır. İnsanlığın fişinin çekildiği andır. Programınız bizi öldürüyor, Sayın Bakanım!