Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Belma Nur Kartal

Pardon…

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:01 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:01

KENTİN SESİ - SAMSUN Yazıları

Avni Dilligil, Zeynep Aliye, Neyzen Tevfik, Vahi Öz, Vüs'at O. Bener, Aliye Rona, Nebahat Çehre, Hüseyin Avni Lifij, Semih Poroy, Orçun Sonat, Süreyya Duru, Vedat Türkali, Ferhan Şensoy, Levent Kırca, İsmet Nedim, Orhan Gencebay, Yıldıray Çınar, Bedri Koraman, Behiç Ak … Kimler çıkmadı ki bu kentin bağrından?

İnsan yaşadığı yere benzermiş o yerin suyuna, toprağına, suyunda yüzen balığa, toprağını iten çiçeğe... Orhan abi mesela Artvin’e benzer. Ondaki muhalif damarda Çoruh nehrinin hırçınlığı ve coşkusu yok mudur? Sevgili Orhan Aydın’ın vakur bakışlarında Kafkasör dağının asaletini siz görmez misiniz? İnanmayan gitsin bir Orhan abiye, bir de Artvin’e baksın gelsin. İşte, Dümbüllü’yle Brecht’i kolkola gezdiren Çarşambalı Ferhan Şensoy’un Karadenizli muhalif öfkesini besleyen mizahın suyu da Yeşilırmak’tan gelir. Bu adamlara bakarsınız ve “Evet, bunlar bizim topraktan” dersiniz.

11-12 yaşlarında mahallede tiyatro kurup, 25 kuruşa bilet satan Ferhan Şensoy’la aşinalığımız babamın oradaki öğretmenlik yıllarına rastlar. İlkokul yıllarımın Çarşamba’sında belediye reisi olan Ferhan’ın babası Cemil amcanın “Ben çocukken de hep belediyenin bahçesine kaçarmışım” sözlerine, babamın “Demek çocukken göz koydun belediye reisliğine” yanıtıyla gülüşürdük aile sohbetlerinde… Samsun’da sinemaları vardı bir de: Ferhan Sineması… Bizim de sıkça gittiğimiz o sinemanın bulunduğu Şensoy apartmanında oturdular sonraları... Çocukken belediyenin bahçesine kaçan Cemil amcanın, çocukken sinemaya kaçan oğludur sevgili Ferhan…

Tiyatrocu Ferhan kadar iyidir, sinemacı Ferhan da… Pardon filmi ise en iyilerindendir. “PKK’li misin?”, “Hayır Ankaralıyım” diyaloğuyla başlayan film, 3 kişinin altışar yıl dörder ay ‘bok yoluna’ hapis yattığı bir adalet trajedisidir. "Demek sizin adalet dediğiniz şey, pek öyle adil bir şey değilmiş" diyen İbrahim’e, cezaevi müdürünün sırıtarak verdiği “Pardon” yanıtıyla kazınmıştı belleklerimize…

Ferhan Şensoy’un “Çok Tuhaf Soruşturma” adlı oyunundan sinemaya uyarlanan ve büyük bölümü Sinop Cezaevi’nde çekilen Pardon, askere gitmek için İstanbul’a gelip geceyi arkadaşı Muzaffer'de geçiren İbrahim’in Muzaffer’le birlikte yakalanıp gözaltına alınması, sorgulamayla başlayan kördüğümde Taksim'de dönercilik yapan arkadaşları Aydın'ın da gözaltına alınarak birlikte siyasi tutuklu olarak yatmalarını ve yıllar sonra suçsuz olduklarını anlayan devletin ise sadece 'Pardon' demekle yetinmesini anlatır.

İşte bu filme esin kaynağı olan Bay Pardon artık yok! Samsunlu Hasan Ersoylu, nam-ı diğer Bay Pardon, geçen hafta 8 Ekim’de 63 yaşında İstanbul’da akciğer kanserine yenik düştü ve memleketi Samsun’un Salıpazarı ilçesi Esatçiftliği köyünde toprağa verildi.

Ordu'nun Gülyalı ilçesinde 1994’te fındık bahçesinde kimliksiz bir ceset bulunur. Cumhuriyet Savcısı, kayıp başvurularını inceler ve 53 yaşındaki Dursun Aldemir'den haber alamadığını söyleyen eşi ve oğlunun ifadelerini alır. Kadın ve oğlu Dursun Aldemir’i teşhis ederek savcıya cinayeti Hasan Ersoylu'nun işlediğini iddia eder ve savcının talimatıyla Hasan, İstanbul'daki işyerinden jandarmalarla alınıp Ordu’ya getirilir. 1994’te tutuklanan Hasan’a cinayet suçundan 20 yıl 10 ay ağır hapis cezası verilir. Ancak, 1992’de Düzce'de bulunan kimliği belirsiz başka bir cesetle ilgili soruşturma da devam eder. Cesedin parmağındaki D.A. yazılı yüzük ve gömlek cebindeki hesap numarasından Düzce'deki cesedin Dursun Aldemir'e ait olduğu ortaya çıkar. Böylece işlemediği suçtan dolayı 4 yıldır cezaevinde tutulan Hasan yeniden yargı önüne çıkarılır, devlet Hasan’a yapılan yanlıştan dolayı “Biz bi hata yaptık birader” der. Eee?.. “Pardon!..”

“Pardon” der ve 1998’de serbest bırakırlar Hasan’ı… Boku bokuna 4 yıl hapis yatan, bu arada sol gözü kör olan, sol bacağı sakat kalan, evine gittiğinde anne, baba ve dayısının öldüğünü öğrenen, eşi tarafından da terk edilen Hasan, geçen yıl bir de akciğer kanserine yakalanır.

Cezaevine girince mobilya atölyesini de kaybeden Hasan, çıktığında Kayışdağı Huzurevi'ne yerleştirilir. Film için aldığı parayı pasaport ve Türkiye aleyhine AİHM'e tazminat davası için harcayan Hasan bir darbe de avukatından yer. Avukatı tarafından, AİHM’in davayı reddettiği bilgisi verilmeyen Hasan zaman aşımından yerel mahkemelere de itiraz edemez ve sıfırı tüketir.

Hasan’ın çilesi yetmezmiş gibi bir de Ogün Samast yüzünden 10 ay hapis cezasına çarptırılır. Bizim Hasan, Hrant Dink cinayeti zanlısı Ogün Samast’a Bayrampaşa Cezaevi’nde “özel muamele yapıldığını” anlatınca, görevliler hakkında soruşturma açılmasına neden olmaktan 10 ay hapis cezasına çarptırılır ancak “suçtan pişmanlık duyduğu” gerekçesiyle cezası ertelenir. İstanbul 13. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada, “Ogün Samast’ın cezaevine gelirken çok saygın bir şekilde karşılandığını bir gazeteciyle paylaştığım için pişmanım” der.

Hasan’ı doğduğuna, yaşadığına, insan olduğuna pişman edenler, anasından emdiği sütü burnundan getirenlerin adaleti kimin adaletidir? Adalet tanrıçası Themis’in mi, yoksa bu çürümüş düzenin mi? Ey Themis, ey gözü bağlı bacım! Aç gözlerini, terazini geçir kafalarına, elindeki kılıcı vur ırzına geçenlere!.. Hiçbir şey hissetmeden “Pardon” diyenlere ya da bir özrü bile çok görenlere… Coplara, ciplere, darağaçlarına…Yaşamadan ölenler için, özgürlük, eşitlik ve adalete hasret, mapuslarda çürüyenler için aç gözlerini!...

Pardon istemeden oldu/Pardon 3 kişi yok olsun/ Pardon aşkım ele yar olsun/Pardon sık çakala dört kurşun…

[email protected]

Belma Nur Kartal 'ın Son Yazıları