Belma Nur Kartal
Onlar vatana düşman BELMA NUR KARTAL (Samsun)
Yayın Tarihi: 07.05.2021 , 23:36 Güncelleme Tarihi: 07.05.2021 , 23:36
Türkiye'de 1. ve 2. AKP hükümetiyle tarım desteklerinin kaldırılmasıyla, kooperatifler ve devlete ait tarım kuruluşları tasfiye edilmeye başlandı. Çünkü, biriken stoklarını eritmek isteyen ve tarım tekellerinin karlarını artırmak isteyen bir AB ve onun ipine sımsıkı sarılmış bir AKP var memlekette...
Bir de Mernuşlarımız... Hani şu Bedri Rahmi'nin dillere destan "Üç dil" şiirindeki Mernuş... Bedri Rahmi'nin "ne şu ne busun /oğlum Mernuş / sen otobüsü kaçırmış/ bir milletin çocuğusun" dizelerindeki Mernuşumuzun "insanın insanı sömürmesi/ rezilliğin dik âlâsı demesini/ ne demesi be / Gümbür gümbür gümbürdemesini" becermesi için yüzyılların uykusundan uyanmasını bekliyoruz.
"kimi güneşle düşünür/Van Gogh olur/ kimi yağmurla düşünür/ Şopen olur/ kimi iki kere ikiyle/Aynştayn olur..."
Kimi de ABD ile düşünür emperyalist olur, AB ile düşünür teslimiyetçi olur. Sömürü, yağma sağlamak için işbirlikçi olur, AKP olur, Meclis'teki ceylan derisi koltuk olur. Ama, asla hain olmaz! İşbirlikçi, sizden olmayandır, size düşman olanla işbirliği edendir. Oysa hain, Yalçın Küçük'ün tanımıyla, ihanet edendir, sizden biridir. İşbirlikçi sizden olmadığı için de hain değildir.
"Ne banka bırakacağız, ne fabrika, ne de işletme. Liman da bırakmayacağız. Hepsini satacağız!" diyen Kemal Unakıtan'a hain diyemezsiniz. Şeker fabrikaları için "Kar edeni de zarar edeni de satacağız" diyen Unakıtan'a, "Babalar gibi satarız!" deyip TEKEL'i BAT'a satıp batıran, "Ben bu ülkeyi pazarlamakla mükellefim" diyen Tayyip'e hain diyemezsiniz. Çünkü, onlar zaten bizden biri değildir.
Çiftçisini azarlayan, Köy Hizmetleri'ni kapatan, IMF ve Dünya Bankası politikalarına köylüsünü kurban eden, AB uyum yasaları diye diye IMF ve Dünya Bankası'nın talimatlarıyla tarımı çökertenler, Devlet Üretme Çiftlikleri, Zirai Donatım Kurumu ve diğer ilgili kurumları birer birer tasfiye edenler bizden biri olabilir mi? Köylülere "Gözünüzü toprak doyursun" diyebilen köylü düşmanı bir Tarım ve Köy İşleri Bakanı mı, "Bu millet yatıp kalkıp size mi çalışacak?" diyen bir Başbakan mı?... Hangisi dostumuz?.. "Bursa'da havlucu Receb'e/ Karabük fabrikasında tesviyeci Hasan'a düşman / fakir köylü Hatçe kadına/ırgat Süleyman'a düşman /sana düşman, bana düşman/ düşünen insana düşman/ vatan ki bu insanların evidir/ sevgilim onlar vatana düşman."
İşte halim, sesimi duy zalim!..
2004 Kasımı'nda Tarım ve Köy İşleri Bakanı Sami Güçlü, AB ile müzakereler sırasında Türkiye'yi en çok zorlayacak konulardan birisi olarak görülen tarımda, yurt içi ve yurt dışı gelişmeler çerçevesinde çözümün ertelenemez hale geldiğini belirtip 'Tarım sorunlarının çözümü öncelikli ulusal görev haline geldi' demişti. Güçlü, AB müktesebatında en kapsamlı ve üzerinde en fazla çalışılması gereken konunun da tarım olduğunu vurgulamıştı. O günlerden bugüne ülkenin dört bir yanında gerçekten de çok çalıştılar(!) tarım konusunda... Tarım kenti olarak bilinen Samsun'a ise ayrı bir özen gösterdiler. Ve bir Samsun mitinginde Erdoğan, ''Bizden eser mi istiyorsunuz? İşte buyurun... Tarımda attığımız adımlar bunun ispatı'' dedi. Uyguladıkları yıkım politikalarıyla öyle adımlar attılar ki gerçekten, fil ordusu gibi girip de tarumar etmedikleri, ellerini atıp da kurutmadıkları yer kalmadı.
Samsun... Çok eski çağların ticaret ve kültür merkezi, liman kenti... Karadeniz'in incisi... Doğu Karadeniz kıyılarını esir alan dağların içe çekilerek armağan ettiği Çarşamba ve Bafra ovalarıyla ve bu ovalara yaşam veren Yeşilırmak ve Kızılırmak'la su ve toprağın muhteşem buluşmasının ve kudretinin kanıtıdır bu ovalar... Topraklarının % 46.87'si tarım alanı olan bu bereketli topraklarda yetişen tütün, buğday, pirinç, şekerpancarı, mısır, fındık, ayçiçeği, meyve ve sebzeyle Samsun, bir tarım kentidir.
Suyun ve toprağın buluştuğu iki verimli ovaya sahip olan Samsun'da tarım, AKP hükümetleri döneminde uygulanan yanlış tarım politikaları yüzünden artık bitme noktasına getirilmiştir. Tütün, fındık, çeltik üreticisi yüksek rekolte, ucuz fiyat politikası altında inlerken borç batağına sürüklenen tarım emekçisi göçe zorlanmış yapılmış olan mobil santraller ve yapılması planlanan termik santraller, verimli arazileri yok etme noktasına getirmiştir. Tekkeköy ilçesinde, bölgede bulunan mobil santraller, Azot ve Gübre fabrikalarının baca gazları nedeniyle ürünleri yanan, telef olan köylüler tarlalardan verimli ürün almayı beklerken hüsrana uğramıştır. Bu bölgede, suya, toprağa ve havaya karışan zehirli atıklardan dolayı kanser oranı çok yüksek olduğundan Tekkeköy'de yetiştirilen ürünlerin de artık alıcısı yoktur.
Bu tabloyu gören Çarşamba ilçesi de bugünlerde endişeli günler yaşıyor. Çünkü, ilçeye bağlı Durusu köyüne doğalgaz kombine çevrim santrali kurulacak. EPDK, Borosco Elektrik Üretim AŞ'nin Samsun´da kurmayı planladığı doğalgaz çevrim santraline onay verdiğini duyan Çarşambalı köylüler, "Enerji Bakanı çok istiyorsa bu santrali gitsin, kendi memleketine yapsın" diyerek isyan ederken, neden meyve suyu fabrikası değil de santral yaparak ovalarının yok edilmek istendiğini soruyor.
Türküm, doğruyum, çiftçiyim, açım
Samsun artık, sanayi atıklarının deposu haline gelmekte, tarım kenti olma değerini kaybetmekte, birinci sınıf tarım arazileri sanayi bölgesine dönüşmekte... Samsun'da emperyalist tarım tekellerine pazar açmak için sadece köylülük değil, bizzat tarımsal üretimin kendisi de yıkıma uğratılmıştır. Tarım sektörünü sömürüp yağmalamak isteyen uluslararası sermayeyle işbirliğine giren AKP'nin niyetini, İMF'ye verdiği niyet mektubunda okumak mümkündür. Köylü düşmanı AKP, tütündeki yıkım fiyatlarından sonra hububat üretiminde de alım fiyatlarını düşürerek İMF'ye verdiği sözleri yerine getirmiştir. Daha önce, ürün sonuna köylüye kredi verilirken, şimdi köylünün ne mazot ne de gübre alacak gücü kalmıştır. İşte köylüye AB uyum programı...
Birçok ürün, 3 yıldır aynı fiyatla üreticiden alınırken, mazota ve gübreye sürekli zam yapılıyor. Çarşamba Ovası'nda üreticiler yetiştirilmesi kolay ve maliyeti az olan fındığa yöneliyor. Drenaj ve sulama alanları yapılmadığından sadece fındık yetiştiriciliği yapılabilir hale gelinirken, Çarşamba, Terme, Ayvacık, Salıpazarı ilçelerinde tarım arazilerine saldıran Amerikan beyaz kelebeği zararlısı ova tarımını perişan ediyor. Köylü, hem Amerikan beyaz kelebeği zararlısına hem de Amerikan IMF zararlısına teslim ediliyor.
Et ve Balık Kurumu satılırken, 2006 yılında 500 bin YTL, 2007 yılında ise 300 bin YTL kar yapan DMO Samsun Bölge Müdürlüğü kapatılıyor.
Özelleştirilen yerlerdeki işçiler ise sosyal devletin çöküşünün göstergesi ve kapitalizmin acımasızlığından bile daha gaddar 4-C uygulamasıyla başbaşa bırakılıyor.
13.524 dekar arazisiyle Gelemen Samsun Tigem işletmesi, 35 yıllığına AKSA Grubu'na bağlı bir yan kuruluş olduğu söylenen KONİ İnşaat Şirketi'ne kiralanarak özelleştiriliyor. Oysa, yöre halkının düzenlediği eylemlerle karşı çıktığı mobil santralin iki ünitesinden birinin de sahibi olan AKSA grubuna bağlı KONİ İnşaat'ın kiraladığı Gelemen Tarım İşletmesi'nde özelleştirme öncesinde uzun yıllar damızlık sığır, civciv, tohumluk temini konusunda çalışmalar yürütülmüştü.
Efendi öldü, başın sağolsun millet!..
Samsun, ilçeleriyle sürekli göç veriyor. Yapılan istatistiklere göre sadece Bafra ilçe nüfusu, yedi yılda 17 bin kişi dışarıya göç vermiş durumda. Buna göre, son yedi yılda Bafra'dan göç edenler nüfusun %11'ini oluşturuyor. Bafra'ya uzaklıkları 40 ve 70 km. olan köyleri gezen kaymakamı sadece köy muhtarı, köy imamı ve 3-4 kişi karşılıyor, çünkü köyler bomboş... AKP, önce köylüyü bitirdi, köylü bitince, kentli de bitti. Daha doğrusu Samsun bitti.
70'li, 80'li yıllarda Bafra göç alan bir ilçeydi, çünkü TEKEL fabrikası vardı ve TEKEL'de 5 bine yakın işçi çalışırdı. Aileleriyle 25 bin kişi TEKEL'le geçinirdi. Devletin destekleme alımlarıyla köylüyü desteklemesine son vermesi ve tütün ekimine kısıtlama getirmesi, tekel durumunda olduğumuz birçok üründe "alternatif ürün" denilerek köylünün yanlış yönlendirilmesi, hepsi tarımımızı baltalamak için oynanan oyunların parçasıdır. Bu akıl almaz operasyonun çok geç de olsa farkına varan Samsun köylüsünün pişmanlığı olmuştur artık, AKP'ye verdiği her oy... Soyadına uygun olarak Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı'na getirilen Mehdi Eker'e de küsen köylüler artık diyorlar ki, "Ne ekersen onu biçersin!.."
Türkiye'nin iki önemli ovası Samsun'dayken, Samsun'da tarıma dayalı sanayi sektörü desteklenmiyor. Kentte ekonomik kalkınmanın sağlanması, büyük ölçüde tarım ve tarıma dayalı sanayi sektörlerinin geliştirilmesine bağlıyken Samsun ve çevresinde başta meyve ve sebze ürünlerini işleyecek sanayi tesisleri kurulmuyor, pazar imkanı bulamayan ürünler çürütülerek imha edilirken ve köylü can çekişirken Samsun'da, "Cemaat, (k)ö(y)lüyü nasıl bilirdiniz?" toplantılarında çiftçinin hali AKP'ye soruluyor:
- Hiç ölmeyecek sanırdık.
Efendi öldü, başın sağolsun millet!..