Belma Nur Kartal
Nasılsın, İyi misin?
Yayın Tarihi: 07.05.2021 , 23:58 Güncelleme Tarihi: 07.05.2021 , 23:58
KENTİN SESİ - SAMSUN Yazıları
Çok saçma!.. Soru saçma, cevaben verilen "iyiyim" klişesi saçma… 'Nasılsın' esasen bir soru bile değil ki… "Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane parkında/ Ne sen bunun farkındasın ne de psikologlar farkında" desen, arkandan "Vaayyy! Kırmış kafayı" deyip, Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi'ni ararlar. Onun için, bu abuk soruya her normal(!) insan gibi iyiyim demekte fayda var.
Oysa devrim için henüz değilse de delirmek için şartlar olgunlaşmış durumda… Un var, yağ var, şeker var, bütün mesele helva kıvamına gelebilmekte... İşini gücünü ve de aklını yitirenler, bir de Shakespeare'in 'to be or not to be' tiradına kafayı taktıysa işlem tamamdır! Haydi Abbas, vakit tamam deyip en yakın elektrik direğinin tepesine çıkıp okumaya başlar:
"var olmak mı, yok olmak mı, bütün sorun bu/ölmek, uyumak sadece /düşünün ki uyumakla yalnız/bitebilir bütün acıları yüreğin/çektiği bütün kahırlar insanoğlunun…/ kim dayanabilir zamanın kırbacına / zorbanın kahrına/ gururunun çiğnenmesine/sevgisinin kepaze edilmesine/kanunların bu kadar yavaş/yüzsüzlüğün bu kadar çabuk yürümesine/kötülere kul olmasına iyi insanın/bir bıçak saplayıp göğsüne kurtulmak varken/kim ister bütün bunlara katlanmak/ağır bir hayatın altında inleyip terlemek"
İşsiz hemşehrimiz, efendi efendi tiradını okurken, olay mahalline illa ki polis çağrılır. Aşağıdan seslenir emniyetimizin güzide evladı: "İn lan aşağı!" Direkteki işsiz, bu nidayla iyice provoke olur ve efendiliği bırakıp haykırır: "İnmiyom lan! Belediye başkanı gelmezse tiradın peşinden atlarım." Belediye başkanları elektrik direklerindeki işsiz vakalarına yetişemeyince de polis çareyi belediye başkanı rolü oynamakta bulur. Mesela, Samsun'da en son elektrik direğine tırmanan ve belediye başkanı gelmezse atlayacağını söyleyen bir işsizimiz, "Ben başkanım" diyen polis tarafından intihardan vazgeçirildi. Allah'tan belediye başkanları, halkla pek yüz göz olmadığından intihar etmeye kalkıp da başkan isteyenleri kandırabiliyorlar.
Samsun'da işsizlik ve kriz artık milleti elektrik direklerine tırmandırmaya başlattı. Hemen her hafta bir işsizi ya AKM'nin ya bir elektrik direğinin tepesinde bulabilirsiniz. İtfaiyenin siren sesini duyarsanız artık bu kentte, bilin ki o ekip yangına değil, direkten işsiz indirmeye gidiyordur.
34 yaşındaki Cüneyt de bu ekiplerce direkten indirilenlerden biri. "İş bulamadığım için kimse bana kız vermiyo. Vali gelip iş sözü vermeden direkten inmicem!" diye haykıran Cüneyt, bir saat sonra ikna edilip cankurtaranla Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi'ne kaldırıldı ve devletin direğine tırmanıp işsiz olduğunu ifşa etmekten gözaltına alındı.
Geçen ay yine Samsun'da, yazılı sınavı kazanmasına rağmen yaşlı olduğu gerekçesiyle mülakata alınmayan 48 yaşındaki Ali ise direkler dolu olduğu için Valiliğin kapısında kendisini yakmaya kalktı. Elinde tiner şişesi, çakmak ve ustura olan Ali, Samsun'dan sonra en son Trabzon'da intihar etmeye çalışırken görüldü.
Samsun'da Mayıs ayında 5, son 6 ay içinde ise 17 intihar ve 10'larca intihar girişiminin gerçekleşmesi üzerine Tabip Odası Bilim Kurulu, İntihar Araştırma Komisyonu kurulması için acil çağrıda bulundu. İntiharın önlenebilir bir sağlık sorunu olduğuna dikkat çeken TTB, Türkiye'de her 3.5 saatte bir intihar gerçekleştiğini, Samsun'daki intihar vakalarındaki artışın ise ürkütücü boyutta olduğunu belirterek ekonomik krizle birlikte işsizliğin giderek arttığını, geçim zorluğu ve ticari başarısızlıkların intihar sebebi olduğunu vurgulayan TTB, TBMM Şiddet Araştırma Komisyonu'nun Samsun'u birçok parametrede şiddette birinci il ilan ettiğini de hatırlattı.
İşsizler bir yana, esnaf da topu atmış halde... Esnaf Sanatkar Odaları Birliği Başkanı, hükümete "Cansuyu kredileri verecektiniz, aylardır yok. Nerde cansuyu kredileri?" derken, teşvik paketine de değindi ve, "Allah aşkına teşvik paketinde esnaf ve sanatkar cümlesi geçiyor mu? Bu teşvik kime verilecek?" diye sordu. Samsun'da 7 ay içinde açılan 2 bin 840 işyerinden, bin 382'si kapandı. Kayıt yaptıran 338 bakkaldan 173'ü, 124 kahvehanenin 53'ü, 58 lokantanın 24'ü, 60 tuhafiye dükkanının 38'i kapandı. Kriz ve iflaslar tsunami gibi her yeri vuruyor ama esnaf hala 'cansuyu' bekliyor.
"haykır acını ey halk, baş eğme haykır/bir yol kavşağındasın ve ancak/yaraların, haykırışlarla onarılır/bir yol kavşağındasın ve senin/değişmek için çırpınıyor kaderin/kuşan alnında biriken o kara teri/sırtında şakırdayan kırbacı kopar/soluk al, ışıldat o mazlum yüreğini/bak korlaştı acıların, kozalandı/ey halk, parçala şu nankör suskunluğunu/başkaldır artık..."
Halkımız, sevgili Nihat Behram yoldaşımın 'Ya Osmanlıya Dönüş Ya Sosyalist Cumhuriyet' Mitingimizde okuduğu bu muhteşem şiirindeki gibi acısını haykırıyor artık, ama acı ve öfkesini bu acıyı yaşatanlara değil, kendisine yöneltiyor. "Ey halk, parçala şu nankör suskunluğunu, biraz da gövdeni yüreğinle kırbaçla " dizelerini de yanlış anlayıp habire kendini kırbaçlıyor. Onun acılarını baharat olarak kullananların, ekmeğiyle ve duygularıyla pleysteyşınla oynar gibi oynayanların sırtında o kırbacı şaklatmayı hala akıl edemiyor.
İntihar edecek kadar cesur muyuz, mücadeleden kaçacak kadar yüreksiz mi? Bu dünyadan rücu etmenin de bir raconu olmalı... Minareden at beni, in aşağı tut beni demenin alemi yok! Öyle bir müezzin ya da itfaiye eri de memlekette kalmadı zaten...Gitmek isteyen gidebilmeli yoksa tabii... Sizi esefle kınıyorum deyip gitmeye karar verene, dur yapma, daha karpuz kesecektik demeyelim, tamam ama, ya kalanlar?
Hepimiz potansiyel 'maktul'ler mi olacağız? Giderek yozlaşan ve yavşayan dünyada, çaresizlik ve umutsuzluklarına sarılıp gitmek isteyebiliyor insan, benim de çok istediğim anlarım olmuştur. Oysa tam da bunun için yaşamak gerek. Tam da bunun için, korkmadan bu dünyanın kötü adamlarından, direnmek gerek soysuzlara… Tam da bunun için kutlamamız gerekiyor birbirimizi…Yaşama sevincini yitirme, yoksa zorbalar hedefine ulaşır demek gerekiyor
Bizim için olmak ya da olmamak, ya susmak ya da başkaldırmaktır artık... Öleceğiz ya da olacağız! Aziz Nesin'in deyimiyle "Ya herro, ya merro!.."