Belma Nur Kartal
Kızılcık…
Yayın Tarihi: 07.05.2021 , 23:36 Güncelleme Tarihi: 07.05.2021 , 23:36
KENTİN SESİ - SAMSUN Yazıları
"Bizim kızılcık gelmiş" derler, ne zaman gitsem babamın köyüne. Karadeniz meyvesi olan kızılcık esasen siyasi içerikli bir meyvedir. Bu küçük ağacın dalları sert olduğundan kızılcığın sopası da Karadeniz'de meşhurdur. Bizim buralarda kiren de denen kızılcığın türküsü vardır: "Kızılcıklar oldu mu/selelere doldu mu..." Bu türkü, bir dönem TRT'de yasaklanmıştı. Nedeni de "Kızılcıklar oldu mu?" sorusuydu. Kızılcık, kızıl kızıl da komünist demek olup türküyle komünizm propagandası yapılıyordu. Ey korku, sen nelere kadirsin!
Karadeniz'in Akçakoca sahillerine 15 yıl önce Lenin'in ahşap bir heykeli vurmuştu ya, şimdi o heykel, 'turizme katkı sağlasın' diye sergilenmek isteniyormuş ama AKP Düzce Milletvekili Yaşar Yakış, Lenin'in bir yere dikilip açık havada sergilenmesine itiraz etmiş. Belki müzenin bir köşesine konulabilir demiş. Akçakoca Belediye Başkanı da ''Biz bu heykelin, kültürel anlamda, turizme katkısı olacağını düşünüyoruz'' demiş. Ulan Lenin bu! Kültür mültür derken, ya bir de sınıfsal katkı sunarsa!.. Gel de korkma!
Hemen Yaşar Yakış'ı aradım. "Sayın vekilim, kutluyorum öyle ortalık yerde Lenin sergilenir mi hiç?" dedim. "Olacak şey mi Belma, Bush'un heykelini bile dikmedik biz, komünist Lenin'i niye dikelim?" dedi. O an tutamadım kendimi ve dedim ki, "Ama vekilim, hani bu 1 Mayıs'ta bazı densizlerin Taksim'le buluşmanın heyecanıyla hızını alamayıp üstüne tırmanıp poz verdiği Cumhuriyet Anıtı var ya, o anıtı Atatürk yaptırmış" Eee, dedi merakla, "İşte o anıtta Atatürk'ün arkasındaki adamların kim olduğunu biliyor musunuz?" dedim. Kim dedi, "İki Sovyet Generali Voroşilov ile Frunzel!" Hadi ya, dedi şaşkınlıkla... "Evet sayın vekilim, bu komünist generaller Kurtuluş Savaşı'nda Ankara'ya gönderilmiş, bize taktik maktik vermişler. Atatürk de Sovyetlerin bu yardımına duyduğu minneti böyle ölümsüzleştirmiş işte" dedim. Yıkıldı tabii, "Vay be, ondan hiç beklemezdim bunu" dedi.
"Ne yaptı Lenin bize? IMF'ye, Dünya Bankası'na komünistler mi borçlandırdı bizi? Valla vekilim, senin o heykelini diktirmediğin Lenin, Çarlığı yıkmasaydı, sen bugün ne Yaşar ne de vekil olurdun. 'Kapitalizmin En Yüksek Aşaması Emperyalizm'in kitabını yazmış bu adam bize 'Silahsa silah, paraysa para, isteyin verelim' dediği, Anadolu'daki Çarlık Rusyası işgalini kaldırdığı, TBMM Hükümetine altın, para ve silah gönderdiği için mi sevmezsiniz Lenin'i?" diye konuşurken bir baktım, vekil çoktan kapsama alanı dışına çıkmış.
Bu millet gerçekleri bilmediği için korkar, korktuğu için de sevmez. Mesela, temsili yürüyüşleri, temsili demokrasiyi sever de, yürüyüşün de demokrasinin de gerçeğini sevmez. Neden? Çünkü, bilmez... Onun için deseniz ki, işsizlik, yoksulluk, yolsuzluk ve işgale karşı bir yürüyüş eyleyelim gelmez. Ey Samsunlular, bizim Çarşambalı Mahir de demişti, temsili demokrasi gizli faşizmdir bize gerçek demokrasi gerek deseniz, sandığa diker gözünü..Aha sandık, aha oy, aha da vekilim, temsil ediliyorum der. Sandık sandığınıza kanmayın diye sen anlat dur.
Temsili her şeyi severiz ya, Fatih Sultan Mehmet sanki Samsun'u da fethetmiş gibi burada da İstanbul'un fethi canlandırıldı. MHP'li İlkadım Belediyesi'nin töreninde, temsili Fatih at üstünde yürütüldü, 33 kişilik Kütahya Türk Ocağı Mehter Takımıyla birlikte... Yalnız bizim Fatih 21 yaşında değil 50 yaşındaydı, elinde de kılıç yerine cep telefonu vardı ve mütemadiyen konuşuyordu. Cep telefonlu Fatih'e ertesi gün saldıran saldırana... Meğer bizim gariban Fatih'in çocuğu hastaymış.
Bir de Köksal Toptan'ın da katıldığı temsili yürüyüş vardı geçenlerde Havza'da. Atatürk'ün Havza Mitingi, coşkulu bir kalabalıkla canlandırıldı. Toptan, kentin girişinden Cumhuriyet Meydanı'na kadar temsili yürüyüşe katıldı. Aynı Toptan, Samsun'da temsili bağımsızlık ateşi de yaktı. Çakmağı çakarken de dedi ki, 'Havza, bağımsızlık yürüyüşüne tanıklık etmiş kahraman bir ilçemizdir. Bizi ayakta tutan, büyük millet olmamızı sağlayan şey birlik, beraberlik ve bağımsızlık ruhumuzdur.' Orada bir tane Havzalı demedi ki, "Sayın Toptan emin misin? Ayakta mıyız, bir miyiz, beraber miyiz, bağımsız mıyız?"
Emperyalizme karşı ilk cüreti gösteren ama artık soru sorma cüreti bile bırakılmayan Havza'da, bir de temsili miting yapıldı. Her şey gibi, mitingde canlandırılan Atatürk de zaten temsiliydi. O günkü temsili hiçbir şeyde Atatürk'ün "Samsun'da lüzumundan fazla İngiliz askeri var. Havza'ya geçmeyi daha emniyetli buluyorum."deyip Havza'da kendisini bekleyen Sovyet delegasyonuyla görüştüğü anlatılmadı. Bolşevik devrim olmasaydı, Kemalistlerle komünistler anlaşmasaydı, Kemalist devrimin başarısız olacağı da söylenmedi.
Lenin, SSCB'nin kurucusuydu, ilk devlet başkanıydı. Atatürk de Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusuydu. Emperyalizme karşı savaşımızda Lenin yoldaşımız oldu ve o gün başardık. Hayat bizi emperyalizme ve işbirlikçilerine karşı yeniden savaşa çağırırken yine Lenin aklımda...1905 Moskova Ayaklanması'na katılmış ama sonrasında hiçbir şey yapmamış eski bir devrimciye der ki Lenin: "Evet yoldaş ama bu devrim için ne yapıyorsunuz?"