Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Belma Nur Kartal

İşçi Memur El Ele, Genel Greve!

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:01 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:01

KENTİN SESİ – SAMSUN Yazıları

Dün tüm ülkede binler alanlardaydı. Her yerde hayatı durduran bu uyarı eylemi ne Türkiye Kamu-Sen’in ne KESK’in tüm emekçilerin, emeklilerin, taşeronuyla kadrolusuyla işçilerin, işsizlerin, yani milyonların eylemiydi.

Hukuk devletiymişiz, memur ve işçiler haklarını kullanabilirmiş ama grev yasal değilmiş. Böyle tehdit etti Erdoğan grevcileri… Onun hukuk(!) devletinde açlık, yoksulluk, işsizlikten ölebilirsiniz, intihar da edebilirsiniz ama insanca yaşamak istiyorum diyemezsiniz, hele hele greve hiç gidemezsiniz. Ölme hakkınızı kullanırken ölüyorum diye haykırmanız suçtur!

Kürt, ermeni, alevi, roman açılımı içinde boğdular emekçileri. Açılım kayığına bindiremedikleri yoksul ve işsizleri ölüme mahkum edip, sesini çıkaranın ümüğünü sıktılar. “Greve gidersen oyarım, sendikaya üye olursan atarım!” AKP hükümeti önüne ne çıkarsa açarken işçinin, memurun ağzını kapattı: Sus, yasak! Korkuyorlar çünkü... Milyonlarca işsizin öfkesinden, kölelik koşullarında çalıştırılan, emeği sömürülen işçinin, memurun artık yeter deyip örgütlenerek birleşmesinden korkuyorlar. Onun için kadrolu-kadrosuz tüm emekçilere kıyasıya saldırıyorlar. Bugün uyarı grevi yapanın, yarın “İşçi-memur el ele, genel greve” demesinden korkuyorlar.

Onun için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Dinçer "Yeni bir anlayışa ihtiyacımız var. Yeni işçi sendikacılığı anlayışına ihtiyacımız var” diyor. Ve ekliyor: “Yüzde 10'lar seviyesindeki işsizlik stokunun eritilmesinde başarılı olamadık" İşsizler onlar için neymiş stokmuş.. Yani satma amacı ile edinilen her türlü mal! İşte işsizleri tıpkı stoktaki satılık bir mal gibi gördükleri için önce taşeronlaştırıyorlar. Sonra o taşeron işçiler, tersanelerde, fabrikalarda, en çok da hastanelerde, aklınıza gelebilecek her yerde üç kuruş paraya ölesiye çalıştırılıyorlar.

Ölesiye diyorum, çünkü ölüyorlar. Tuzla tersanelerindeki çoğu Samsunlu işçilerden biliyorum. Samsun’a daha geçen yıl tabutu gelen 21 yaşındaki taşeron işçi Emrah Varol’un mezarı başında konuştuğum babasından biliyorum. “Patronun derdi işçinin hayatı değil, sadece para. Vicdansız, başsağlığı bile dilemedi” diyen Emrah’ın babasından… Bana “Oğlumun filikada ne işi vardı?” diye soran Emrah’ın babasıyla OMÜ’de birkaç ay önce KKKA virüslü hastaya müdahale ederken ölen 18 yaşındaki kızı için “Benim çocuğumun hastane odasında ne işi vardı?” diye soran Kübra’nın babası arasında ne fark var? Temizlik işçisi Kübra hastadan kan alırken öldü, boya ustası Emrah filikada öldü. Onların suçu taşeron işçi olmaktı. İçimizde binlerce Kübra, binlerce Emrah var. Hayatları taşerona emanet…

108 bin işçiyle taşeronlaşmanın en çok yaşandığı hastanelerde bugün tam bir dram yaşanıyor. Aynı kurumdaki işçi veya memur özlük hakları, iş güvencesi ve çalışma koşulları bakımından kısmen bir rahatlığa sahipken, asgari ücretle taşerona çalışanlar bu hakların hiçbirine sahip değil. En acısı, acil önlemler gerektiren, bulaşıcılık riski çok yüksek hastalık ve salgınlarda ucuz taşeron işçilerin kullanılmasıdır. Akla gelen tüm hizmetlerde asgari ücretle çalıştırılıp, fazla mesai, bayram izni, ikramiye vb. hesaplamaya dahil edilmiyorlar. İşte bu yüzden taşeron işçilerin örgütlenmekten, sendikalı olmaktan başka çıkar yolu kalmamıştır.

İşte bu yüzden “İnsan ihaleyle çalıştırılamaz” pankartlarıyla Samsunlu taşeron işçiler, Dev Sağlık-İş üyesi binlerce işçi gibi 7 Kasım’da Ankara’da taşeron zulmüne karşı eylem yapmıştır. Ve “İşimize döneceğiz, taşeronu sileceğiz” demişti Okmeydanı işçileri… Onlar artık işlerine geri döndüler. Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde işten atılan taşeron işçilerin işe geri dönmek ve sendika için başlattığı direniş 45. gününde zaferle sonuçlandı. “Direne direne kazandık!” diyerek işbaşı yaptılar.

Bir direniş örneği de Adana’dan… Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Adana Bölge Müdürlüğü’nce, Adana Çukurova Üniversitesi Balcalı Tıp Fakültesi Hastanesi’nde taşeron şirketlerde çalışan işçilerin, işe girdikleri tarihten itibaren asıl işverenin yani, hastanenin işçisi olduklarına hükmedildi. Kesinleşen kararla taşeron işçiler işe girdikleri andan başlayarak artık hastanenin işçisidir ve kadrolu işçilerin tüm haklarından faydalanacaklardır. İşçiler şimdi sigorta tescillerinin Çukurova Üniversitesi Rektörlüğü üzerinden yapılması için mücadele ediyor.

Örgütlü mücadeleye bir kazanım da Samsun’dan geldi. 2004’te Samsun Gübre Fabrikası'nda işten atılan 161 taşeron işçi açtığı işe iade davasını kazandı. Kapatılan Petrol-İş Sendikası'nın hukuk mücadelesi sonrası 4-C kadrosunda işe başlama hakkı kazanan işçiler, taşeron işçi olarak atıldıkları işlerine artık kadrolu olarak dönüyorlar.

İşçiler artık baskılara, işten atılmalara direnip zincirlerini kırıyorlar. Örgütlü mücadele onlara çok şey öğretiyor onlara yaşatılan zulmün alınyazıları olmadığını görüyorlar. İşçilerin yaşadığı zulme “Bu sizin kaderiniz” diyenlere gitsin bu fıkra:
Bektaşi'nin biri her gün kasabada 'Her şey Allah'tan', 'Her şey Allah'tan' diye mırıldanarak dolaşır dururmuş. Bir gün kasabanın gençlerinden biri yine böyle mırıldanarak dolaşmakta olan Bektaşi'nin ensesine okkalı bir tokat atmış. Canı fena halde yanan Bektaşi'nin öfkeyle dönüp kendisine ters ters baktığını görünce
- Öyle ne bakıyorsun baba erenler demiş, hani her şey Allah'tandı?
- Tabii, demiş Bektaşi, her şey Allah'tan da ben hangi deyyusu aracı ettiğine bakıyorum.

[email protected]

Belma Nur Kartal 'ın Son Yazıları