Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Belma Nur Kartal

Her Şey Allah’tan!.. BELMA NUR KARTAL (Samsun)

Yayın Tarihi: 07.05.2021 , 23:36 Güncelleme Tarihi: 07.05.2021 , 23:36

O solgun, o güzel, o çocuk yüz beynime kazındı, çıkmaz bir daha... Tuzla Gisan Tersanesi'ndeki Can Filikası'nda henüz 21 yaşında can veren Emrah'ı, Alaçam'ın Karşıyaka Mahallesi'ndeki evinde karşıladık. Anacığı, sandığındaki en güzel örtülerle sarıp sarmaladığı biricik oğlunu sonsuzluğa uğurlarken "Benim güzel oğlum, güle güle bebeğim..." diyerek vedalaştı Emrah'la. Pakize ananın acısı aktı yüreğime, sarıldım omuzlarına, neredeyse oğlumla yaşıt Emrah'ın başında. Halil, bitip tükenmiş bedenini ayakta tutan öfkesi ve hıncıyla baktı, umutlarını gömdüğü tabuttaki işçi oğluna. Sürüne sürüne bahçeye gelen Pelin'in ise yüreği elverip bakamadı abisinin solgun yüzüne... Varol ailesi, yok olan oğullarını öptü gidiyor işte Emrah eller üstünde... İşte o an, öfke bir çığlık olup vurdu yoksul evlerin kapılarına... Pakize, "O filikaya kendi çocuklarınızı koyar mıydınız? Nasıl kıydınız bana? Siz ana olmadınız mı?" diye ağlarken Pelin geldi, sarıldı ellerime. "Gazeteci abla, benim abim kum torbası mıydı? Bu katillerden hesap soracağız değil mi abla?.." Fotoğraf makinemi tutan ellerim düştü yanıma, Pelin kızdı bu kez, "Çek abla, çek ve yaz! Bu cinayetin hesabını soracağız, yaz."

Bu cinayetin hesabı sorulacak mıydı? Cami avlusunda soruyor gazeteciler, NTV kameramanı uzatmış mikrofonu... "Ben oğlumu kestirdim" diyor Halil, güçlükle çıkan soluğuyla patrona dava açmak için yaptırdığı otopsiyi anlatmak istiyor. Başka da bir şey diyemiyor. Uzaklaşırken bana takılıyor gözleri, "Sağol, acımıza ortaklığın için... Emrah'ı uğurladıktan sonra her şeyi anlatacağım sana" diyor acılı yüzünde beliren tebessümle.

Halil, oğlunun mezarı başında öylece duruyor. Gelenler çekiliyor birer birer, sabır dilekleriyle. "Emrah'ın kaderi, alınyazısı böyle yazılmış. İsyan etme, tevekkül et" diyen bir adama boş gözlerle bakıyor Halil... Bana dönüyor bir umutla ve anlatmaya başlıyor Emrah'ın başucunda... " Bu cinayete kader diyorlar. Oğlumu kobay olarak kullandılar, benim oğlum Gisan'da boya ustasıydı, o filikada ne işi vardı? Ben oğlumu kestirdim de getirdim buraya. Samsun'a gelmeden önce dava açtım patron hakkında" diyor.

Kendisi de tersane işçisi olan Halil, patronların derdinin işçinin hayatı değil, sadece para olduğunu söyleyerek, "O kadar acımasızlar ki, bırakın ilgilenmeyi, bir başsağlığı bile dilemediler. Patrona ulaşmaya çalıştım, aradım, telefona eşi çıktı. Patron başsağlığı dilemeyi bırak, benimle görüşmedi bile. Çünkü, bizden, bizim acımızdan korkuyorlar" diyor. Daha fazla yormamak için Halil'i, Samsun'dan cenaze törenine gelen TKP heyetiyle birlikte ayrılıyoruz mezarlıktan. TKP heyeti, Tuzla'da ve Samsun'da işçi düşmanı AKP ve tersane patronlarının takipçisi olacakları sözüyle vedalaşıyor Halil'le.

Bu arada yanıma yaklaşan biri, 10 yıl Tuzla'da çalıştığını ve Halil'i Tuzla tersanelerinde çalışması için İstanbul'a kendisinin götürdüğünü belirterek konuşma talebinde bulunuyor. Adını vermek istemeyen işçi, "Sadece ben değil, orada çalışan birçok işçi korkuyor patronlardan" diyor. İşçilerin yüzde 80'inin Bafra'dan, Alaçam'dan giden işsizler olduğunu vurgulayarak "Tersanelerde çalışan işçiler, işveren tarafından sürekli işten atılmayla tehdit edildikleri için korkuyorlar aç kalıp işten atılmaktansa ölüme atlamaya zorlanıyorlar. Burada insanlar vahşice öldürülüyor, kobay olarak kullanılıyor. Ölümleri önlemek mümkünken önlem alınmıyor" sözleriyle devam ediyor.

İşçilere tersaneye başlangıçlarında bir aylık göstermelik sigorta yapıldığını, sonraki aylarının ödenmediğini, kendisinin de taşeron çalıştığını belirten tersane işçisi, "Çok ağır, zor koşullarda çalıştırılıyoruz. Toplama kampı gibi. Polis tersaneyi ve işçileri kamerayla gözetliyor, işçiler örgütlenip başkaldırır diye... İşçinin hiçbir önemi ve can güvenliği yok. Kadrolu işçi sayısı o kadar az ki, hemen hepsi taşeron çalıştırılıyor. Taşeron işçiye ayakkabı, tulum, eldiven bile vermiyorlar. Banyo, soyunma kabinleri yok Araçlar çok eski, havuzlar çürük." diyen işçi, Tuzla'da kumlama işi yaptığını söylüyor, "Gemilerde kullandığımız boya da kanser yapıyor. Orada kullanılan boya 3 km'ye kadar yayılıyor. Avrupa bıraktığı pis işleri Türkiye'ye yaptırıyor, AKP de gemi sanayimiz gelişti diyerek halkı kandırıyor. Organize işler bunlar" dedikten sonra hızla ayrılıyor yanımdan.

Evet, organize işlerdi bunlar. Bu işlerin içinde Tuzla patronları, yerli-yabancı denizcilik şirketlerinin patronları ve işçi düşmanı politikalarıyla AKP vardı ve AKP Samsun Milletvekilleri, "Bugüne kadar yapılanlar, şimdi durup nefes almayı değil, hiç durmadan daha hızlı adımlarla koşmayı gerektiriyor" diyordu. Durmak yok, yola devam diye diye, işçi ölülerinin üzerine basa basa yürüyenler için şimdi koşma zamanıydı. Koşa koşa, coşa coşa geldiler, Samsun'da kuracakları Tuzlaların müjdesini verdiler. "Samsunlular! Müjdeler olsun ki, artık ölmek için taa Tuzla'ya gitmenize gerek kalmayacak, size kendi topraklarınızda memleket hasreti çekmeden ölme şansı vereceğiz" dediler. Zaten Gisan Tersanesi'ndeki ölümlerden hemen sonra, Başbakan da Tuzla Tersaneler Bölgesi'nin kapatılması ve başka bir yere taşınması konusunda ilgili bakanlara talimat verdi. Ölüm tarlası Tuzla'dan sonra siparişleri düşen tersane patronlarına gereken yeni tarla Samsun'da açılacaktı. Sadece Samsun'da mı? Trabzon'da 10, Ordu'da 5, Samsun'da 5, Sinop'ta 2, Kastamonu'da 4, Bartın'da 2, Zonguldak'ta 13 ve Sakarya'da 1 olmak üzere 42 tersane yapılacaktı.

AKP'li vekiller şimdi avaz avaz bağırıyor: "Samsun tersane üssü olacak! Marmara'nın tersaneleri Samsun'a doğru yol alacak. Korkma Samsun, geleceğine sahip çık!" diyor demesine de korkmamak mümkün mü? Tersaneler Samsun'da işsizliğin belini mi işçilerin belini mi kıracak, yaşayıp göreceğiz. Kılıç diyor ki, "AK Parti'nin geçici bir rüzgar olmadığının ispatı geride kalan 3 seçimdir." Doğru, geçici bir rüzgar olmadılar, fırtına olup bu memleketi biçtiler. İşsizliğin en çok yaşandığı kentlerden Samsun'da işsizler göç yollarında... Geçenlerde il ve ilçe başkanları atamasında çızık yiyen AKP eski Samsun İl Başkanı Ali Akyüz de "Türkiye'nin gündeminde artık krizler değil, fırsatlar var" demişti. Oysa, Türkiye'nin gündeminde artık krizler değil kerizler, fırsatlar değil fırsatçılar var.

2002'den bu yana Tuzla tersanelerinde 165 işçi öldü. Ya işsizlik ya ölümdü hayatları ölüme yenildiler ve birileri, tıpkı Emrah'ın cenaze töreninde Halil'e "İsyan etme!" diyen adam gibi bu ölümleri işçilerin alınyazı olarak gördüler. Her şey Allah'tandı diyenlere gitsin bu fıkra...

Bektaşi'nin biri her gün kasabada 'Her şey Allah'tan', 'Her şey Allah'tan' diye mırıldanarak dolaşır dururmuş. Bir gün kasabanın bıçkın delikanlılarından biri yine böyle mırıldanarak dolaşmakta olan Bektaşi'nin ensesine okkalı bir tokat atmış. Canı fena halde yanan Bektaşi'nin pür hiddet dönüp kendisine ters ters baktığını görünce
- Öyle ne bakıyorsun baba erenler demiş, hani her şey Allah'tandı?
- Tabii, demiş Bektaşi, her şey Allah'tan da ben hangi deyyusu aracı ettiğine bakıyorum.
[email protected]

Belma Nur Kartal 'ın Son Yazıları