Belma Nur Kartal
Hayat 3 buçukla 4 arasındadır BELMA NUR KARTAL (Samsun)
Yayın Tarihi: 07.05.2021 , 23:36 Güncelleme Tarihi: 07.05.2021 , 23:36
Aziz okurlarım,
Öncelikle geçmiş bayramınızı töresel, yöresel, tüm hislerimle kutlarım. Umarım, 'şeker' tadında bir bayram geçirmişsinizdir. Şekerim yükseldi bu bayram. "Bayramda küsmek olmaz" diyen ama haneye tecavüz eden ziyaretçilerin, hiç tanımadığım akraba ve kabile üyelerinin işgali altında, bol şekerli, kahveli, yemekli yataklı, her şey dahil sistemli bir turistik tesis gibi işleyen evimi afet bölgesi ilan etsem yeriydi. Amerikan filmlerindeki gibi haklarımı biliyordum ve konuşmama hakkına sahiptim. Sustum!.. Çektiğim zulmün acısıyla döktüğüm gözyaşları bile yanlış anlaşıldı ve "Kurban Bayramı'nda da geliriz, üzülme" denilerek teselli edildim.
Düşünsenize, Ortadoğu ve Balkanların en mütevazı köşe yazarı, bayram tatili boyunca mutfakta soğan soydu! Her soğanda, Almanların Orhan Pamuk'u Gunter Grass gibi kendimle uzun uzun hesaplaştım. Bir daha böyle bir bayram geçirmektense Irak'ın Selahaddin Bölgesi'nde olmak, hiç de fena bir fikir değildi. "Bayram gelmiş neyime /anam anaam garibem /kan damlar yüreğimee /anam anaam garibem" Kahretsin, yine çok içli ve hisli okudum bu türküyü ve yine kaçınılmaz son soğanların ve sesimin acısına dayanamayıp ağladım. Bu dokunaklı ses ve her an akmaya hazır gözyaşlarımla dilensem, en azından çocuklara verdiğim bayram harçlıklarını çıkarırdım. Hazır ev de afet bölgesine dönmüşken, soluğu Büyük Camii önünde aldım: "Kalbiniz nur, eviniz huzur dolsun. Bu fakire bi sadakaa..."
Kimse ilgilenmeyince başladım dua etmeye: "Ya Rabbi, tadına bütün milletin varacağı bayramlara eriştiir. Halkının yarasını devletin saracağı bayramlara eriştiir. Fukaranın rezil olduğu, hastanede rehin kaldığı, memurların zekat aldığı değiil, vereceği bayramlara eriştiir"
derken, camiden çıkan cemaat gözyaşları içinde "Amiinn" diyerek para yağmuruna tutmasın mı beni!... Ben dua ediyorum, cemaat alkışlıyor. Cemaat alkışladıkça ben coşuyorum. "Yarabbii, senden umudumuzu kestik, bize bu Amerikancılardan, işbirlikçilerden, piyasacılardan kurtaracak sosyalist bir iktidar görmek nasip olsun yarabbiii.." derken, ben sadakayı madakayı unuttum. Tam cemaate "İşbirlikçi AKP" diye slogan attırmaya başlamıştım ki, Büyükşehir Belediyesi'nin işgüzar zabıtaları beni yaka paça belediyenin aracına bindirip merkeze götürdüler.
Zabıta Daire Başkanı'na zabıtalardan biri dedi ki:"Amirim, bu dilenci sosyal içerikli dileniyordu. Büyük Cami'nin önünde cemaate slogan attırırken yakaladık..." Başkan, "Yaa! Demek hem dileniyorsun, hem de cemaati hükümetimize karşı kışkırtıyorsun hee! Senin 11. Dalga'dan da, dilencileri fişlediğimizden de haberin yok sanırım." deyince dizlerimin bağı çözüldü ama tırstığımı belli etmedim. "Valla amirim, 11. Dalga ile Ergenekon'u kastediyorsan, darbeci diye içeri almadıkları bir Pamuk Prenses'le Yedi Cüceler kaldı, bu kaçıncı dalga? Dalga geçmeyin bu halkla" diye diklendim. İşte o an gözü dönen başkan, "Bırak sosyal mesaj vermeyi lan!" diyerek kükredi ve elemanlarına "Alın bunun fişini çekin!" dedi.
Anam, beni bir odaya götürüp başladılar ahret soruları sormaya, sonra fotoğraflarımı çektiler. Ne kadar param varsa zorla alıp karga tulumba Büyükşehir Belediyesi'nin kapısına bırakırlarken, baktım kapıda gazeteciler şakır şakır fotoğraf çekiyor, başladım bağırmaya: "Ben ne yaptım da fişliyorsunuz ula fener kafalılar? Beni kendinize rakip mi gördünüz? Deniz Feneri'yle ben mi yürüttüm milletin milyarlarını? Benim el fenerim bile yok imansızlar! Geçen sene 80 kişi rüşvet almaktan, ihaleye fesat karıştırmaktan, Samsunspor'a zorla bağış toplamaktan yargılandığınızı unuttuk mu? Büyükşehir Belediye Başkan Vekili, Genel Sekreteri, Genel Sekreter Yardımcısı ve işadamları niye tutuklanıp da cezaevine konuldu? Petrol istasyonlarından maddi kazanç elde etmediniz mi? İmar planına aykırı benzinliklere ruhsat vermediniz mi? Siz zorla bağış toplarken iyi, bu millet açlıktan dilenirken fişle!
Gazeteciler bu kez beni bırakıp, Büyükşehir Belediyesi Zabıta Müdürü'nü soru yağmuruna tuttular. "Neden fişliyorsunuz, böyle bir örnek var mı başka kentlerde de?" diye... Açıklama şu:" Türkiye´de bir ilke imza attık. Dilencilik, duygu sömürüsü yaparak insanlardan para toplamak, Kabahatler Kanunu´na göre suçtur. Fişlemiyoruz, topladığımız dilencilerin verilerini oluşturuyoruz. Böylece nereden geldikleri, niye dilendikleri, ilimizde kaç tane dilenci olduğunu tespit ediyoruz." "Eee başkanım, kaç dilenci var?" "Çok dilenci var."
Evet, Samsun'da çok dilenci var. Sokaklar adım başı dilenci dolu... Çalışma Bakanlığı'nın resmi rakamlarına göre Samsun'da, AKP iktidarıyla birlikte resmi kayıtlı işsiz sayısı 5 yıllık süre içinde neredeyse yüzde 400 artmış durumda. İŞ-KUR Samsun İl Müdürlüğü verilerine göre ise 2008 yılı ilk 7 aylık zaman diliminde işsiz sayısı 31 bin 251. Bunun 28 bin 072'i Samsun merkezde, 3 bin 179'u ilçelerde. İşsizlik oranının Türkiye ortalamasının çok üzerinde olduğu Samsun'da, AKP'li Büyükşehir Belediyesi, çözümü dilencileri fişlemekte buluyor.
Ekim ayının ilk pazartesisi, Dünya Çocuklar Günü... Samsun Çalışan Çocukları Koruma Derneği Başkanı Gisela Başoğlu, derneklerine kayıtlı 191 çocuk olmasına rağmen çalışan sokak çocuğu sayısının çok daha fazla olduğunu söylüyor. Samsun'un sokaklarında tacizin, uyuşturucunun ve ölümün koynundaki çocuklarımızın gözlerine insanlığından utanmadan bakabilenler, "Yakalanan başarının altındaki sır, milletin geleceğini kazanma yolundaki azim ve kararlılığıdır" diyerek hala bizimle mavra geçerken, Samsun'un ve bu ülkenin geleceği yüzlerce çocuk, sokaklarda yaşam savaşı veriyor. Ama onların gözleri var görmüyor, kulakları var duymuyor.
Samsun nüfusunun üçte birini 0-9 yaş grubu çocukların oluşturduğunu belirten Samsun Tabip Odası Başkanı Uzm. Dr. Cem Şahan, Oda olarak hazırladıkları Samsun Çocuk Raporu'nda, Samsun'un ilçelerindeki bebek ölümlerinin Türkiye ve Avrupa ortalamasının çok üzerinde olduğunu açıklıyor. Ana Çocuk Sağlığı Merkezleri'nin 1 Mart 2007 sonrası tamamen işlevsiz kılınmasıyla koruyucu ana çocuk sağlığı hizmetleri yetersiz bırakıldı diyor, Samsun sağlık erkinin kentsel bir planlamaya girmediğini anlatıyor. Samsun, artık annesiz bebekler kenti olma yoluna girmiştir diyor. Ama onların gözleri var görmüyor, kulakları var duymuyor.
Emniyet Genel Müdürlüğü'ne bağlı Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı'nın verilerine göre Samsun, tefecilik olaylarının görüldüğü ilk 10 il arasında. Samsunlu esnaf, artık 'kara paranın lordları' tefecilerin kapısını çalarken, 5 tefecilik olayında 7 kişi yakalanırken, onların gözleri var görmüyor, kulakları var duymuyor.
Ödeme gücü bulunmayanlara tedavi giderlerinin karşılanması için verilen Yeşil Kartlar usulsüz kullanılıyor gerekçesiyle Samsun merkez ve ilçelerinde toplam 190 bin 359 kişinin kartı geri alınıyor. "Türk siyasi tarihinde altın bir sayfa ve çığır açan AKP iktidarımız, 'reformlar, yenilikler, ilkler ve rekorlar' dönemidir diyenlere, hiçbir sağlık güvencesi olmayıp Yeşil Kart'ı toplananlar, Kırmızı Kart gösterip "Herkese parasız sağlık ve yaşam hakkı" deme iradesi gösterdiği gün, görmeyen gözler görecek, duymayan kulaklar duyacaktır.
Cesaret, cesaret, daha fazla cesaret / kurtuluş mutlaka ellerimizde/ kır zincirleri son ver sömürüye/ özgürlük mutlaka ellerimizde
Ey benim işçim, emeklim, dul ve yetimim! Samsun- Kolaylı hemşehrim Neyzen Tevfik'in torunları! Daha ne diyeyim ben size? Neyzen Tevfik'in dediği gibi, "Hayat üç buçukla dört arasındadır. Ya üç buçuk atarsınız ya da dört dörtlük yaşarsınız"