Belma Nur Kartal
Hamido’yu unutmayın…
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:19 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:19
“Saraylar saltanatlar çöker, kan susar, bir gün zulüm biter… Bugünlerden geriye bir yarına gidenler kalır, bir de yarınlar için direnenler…”
Bugün 25 Şubat… 78 günlük şanlı TEKEL direnişinin simgesi çadırlar söküleli, o güzel çadırların onurlu sahipleri 4-C’ye kurban edileli aylar oldu. Dünün güvenceli TEKEL işçileri bugün güvencesizlikleriyle baş başa çeşitli kurumlara dağıtılıp hayat denilen kavgada saflarını tutalı aylar oldu.
“Ölmek var, dönmek yok” şiarı, direnişin simgesiydi. Ölen öldü, kalan sağlardan 260’ı 50’şer 50’şer çeşitli kurumlara sürünmeye gönderildi bu kentte… Ölen öldü… Kalan sağlar sürüldü… Bugün 25 Şubat… “Ölmek var, dönmek yok” dedi sıra neferlerinden biri, geçen yıl bu vakitlerde… Bu şiar gibi ölümsüzleşti, bu şiar kadar direnişin simgesi oldu ölümüyle…
Bugün 25 Şubat… Samsun Ballıca Sigara Fabrikası’ndan TEKEL işçisi Hamdullah Uysal, 49 yaşında polisin işçilerin yürüyüşünü engellemek için barikat kurduğu Mithat Paşa Caddesi’nde bir cipin altında kaldı. “Katil AKP halka hesap verecek” haykırışları arasında,
Hamdullah’ı memleketi Amasya Gümüşhacıköy’de toprağa verdiğimiz gün tanıdım anacığını, "Dağlar taşlar can versin! Abimi nasıl kefene sardınız gardaş?.." diye ağıtlar yakan bacısını, eşini ve çocuklarını…
“Ölüm değil beni korkutan çocuklarımın geleceğidir” yazmıştı açlık grevinde giydiği kefenin üstüne… Çocuklarının geleceğini ve güzel günleri göremeden gitti Hamido… İçinden fırtınalar gelip geçse de, yalnızca gözündeki hüznü görürdük. Acı tebessümünü neredeyse tüm fotoğraflarında fark edebilirdiniz. Onu Samsun’dan direnişe uğurlarken “Ben Ankara’da kalırım, hiç dönmem artık” deyişini anımsıyorum. Bir de Ankara’ya direnişe gitmeden önce yaptığımız basın açıklamasında meydandaki en yüksek binaya bakıp “Bu binanın tepesinden atsam kendimi sesimizi duyarlar mı?” diye soruşunu… “Ölmek var, dönmek yok” sözünü onun kadar ciddiye alan olmadı.
Direnişin ilk açlık grevcilerindendi. “Gece tekin değil, uyumamak lazım” diyordu. “Uyanık olmak lazım” diyordu. Öldüğü sabahın gecesinde “Ses getirecek eylemler yapmalıyız. Eylemlerimizi dışarı taşımamız lazım. Hükümeti sarsmak lazım. Bu iş konfederasyonların işi değil. 4C’yi imzalamayacak 3000 işçi bulsak, biz bu işi çözeriz. Sallarız burayı… Başarı bedel ödemeyi göze alanlarla sağlanır” diyen de oydu. Sabahlara dek uyumayıp çadırlara saldıran olmasın diye işçi arkadaşlarını kollayıp nöbet tutan da oydu, “Ben burada öleceğim, beni buraya gömün” diyen de oydu.
Hamido’nun ölüsünden bile korkmuşlardı da, cenazesini kaçırmışlardı alandan… Cenazesini alan arkadaşlarına polis biber gazıyla saldırmış, cenazeyi vermemek için polis aracının önüne yatan arkadaşlarını ezmiş, 4 işçi yaralanmış, işçilerin acısını yaşamasına bile engel olmuşlardı. “Ölen arkadaşımızın çocuklarına kim bakacak? Bu binada oturanlar mı?” diyerek Ankara AKP il binasına giren arkadaşlarına biber gazı ve copla saldırılmıştı. Sadece uykusuz geceleri ile, alınteri ve emeğiyle değil, kanıyla canıyla mücadele eden kardeşlerimizi saygıyla anıyoruz
Olacaksan bir şey işçi sınıfı kahramanı ol! Olacaksan bir şey Hamdullah Uysal ol!
Dün Ankara’nın soğuğunda çadırlarda nöbet tutarak direnenlerin, yan gelip yatmayanların bugün görevi soyguncunun, sömürücünün, yalancının yakasını bırakmamaktır, dün ölen ve bugün hala ölmeye devam eden sınıf kardeşlerini unutmamaktır. Türkiye işçi sınıfı yiğit bir işçisini kaybetti. Hamido’nun direnişi, hepimize örnek olsun, hepimizin başı sağ olsun. Umudumuz, inancımız ve sabrımız daim olsun.
TEKEL işçisi tarihe yazılacak büyük bir kavga verdi. İşçi sınıfının büyük direnişinin yolunu açtı. Bu yolda geriye düşen artık kaybedecektir. Bu memlekette artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Ve artık hükümetle uzlaşarak ya da susarak kimse sendikacılık da yapamayacaktır.
Güçlüler yalan ve zulümlerine, haklılar ise mücadeleye ve direnişe devam ediyor. TEKEL direnişiyle simgeleşmiş olan ve 30 yıl sonrasında yeniden dirilen işçi sınıfı mücadelesinin yeşerttiği umutlar solmasın, işçiler ölmeye, sakat kalmaya, örgütsüzlüğe, işsizliğe, yoksulluğa kısacası daha fazla sömürülmeye devam etmesin diye dün olduğu gibi bugün de direnişe, işçi düşmanlarına karşı cepheleşmeye, güç biriktirmeye devam edeceğiz. Biliyoruz ki, zalimler kaybedecek. Biz haklıyız, biz kazanacağız!
“ Gönlün yoksa ezilmeye / Sen de katıl direnişe / İşçilerle el ele /Geldi vakit gün doğacak / Selam olsun tüm illere / Hele hele örgütlenen işçilere/ Çaldı saat söktü şafak / Selam olsun hepimize ”