Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Belma Nur Kartal

Hamido’nun vasiyeti!...

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:05 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:05

“hoşçakalın dostlarım benim hoşçakalın, sizi canımda canımın içinde, kavgamı kafamda götürüyorum… a dostlar, kavga dostu, iş kardeşi, a yoldaşlar a, tek hecesiz elveda… görüşürüz yine görüşürüz dostlarım, beraber güneşe güler, beraber dövüşürüz…”

Cumhuriyet meydanındaki en yüksek binanın tepesinde gözü: “Şu binadan atsam kendimi, sesimizi duyarlar mı acaba?.." Sonra başlıyor koşar adımlarla yürümeye… Gözü üzerimizde, yüzünde tebessümü… “Gidiyorum ben!..” Arkasından koşturuyoruz biz de gülerek... “Hamido duymazlar oğlum, boşuna atma kendini!..” diye sesleniyoruz. Bu Hamido’yla ilk ve son şakalaşmamız oldu. Tekelden Beş Koldan yürüyüşünün duyurusunu yaptığımız basın açıklamasında gördüm onu ilk... Açıklamadan önce meydanda bekleşirken, kentin duyarsızlığından dert yanarken… Şubat’ın 17’sinde… “Bir şubat gecesi tutuldu dilin, silâha bıçağa varmadı elin, ne ana ne baba ne kız ne gelin, yiğidim aslanım burda yatıyor”

Hamido’yla son görüşmemiz köyünde oldu. Onu sonsuzluğa uğurlarken… Ajanslar haber geçerken… Konuktepe kendi evladını son yolculuğuna uğurlarken geldi asker kardeşi Hasan yanıma… Yağmurdan balçık olmuş toprak yolda babaevine yürürken “Abim Ankara’da direniş süresince oradan hiç ayrılmadı, arkadaşlarını ve mücadelesini terk etmedi. Onu son yolculuğuna işçi arkadaşları uğurlamak istedi, ki abim de direniş çadırlarından uğurlanmak isterdi. Bu direnişi abim terk etmedi, umarım işçi arkadaşları da terketmez” dedi. Kulaklarım uğulduyor, umarım işçi arkadaşları direnişi terk etmez diyen bu sesle…

Babaevinde ağıtlar yükseliyor herkes o evde, bir o yok… Hamdullah’ın eşi Fatma, iki kızkardeşi Seyran ve Cennet, annesi Cemile… Hasan’la eve giriyoruz, başım dönüyor: “Dağlar taşlar can versin! Abimi nasıl kefene sardınız gardaş?..” diye ağıtlar yakarak yerde yatan Hamido’nun bacısı Cennet yumruklarını sıkıyor. “Herkes direniyor, geliyor evine derdim yok, ben duracağım orada, arkadaşlarımı yalnız bırakamam, biz kazanacağız, derdi. Evlere temizliğe gidiyordum. İki oğlumuz var, biri engelli... Gelsinler de görsünler halimizi” diye fısıldıyor kulağıma… O sırada Hamido’nun 13 yaşındaki sağır ve dilsiz oğlu İrfan geliyor yanımıza… Elleriyle alnını ve burnunu gösteriyor, babasını anlatıyor, anası konuşuyor onunla… Ölümün de yaşamak kadar doğal olduğunu anlatmaya çalışıyor, “Alnında yarası mı vardı oğlum?” diye soruyor.

Bugün efkârlıyım açmasın güller, yiğidimden kötü haber verirler. Anası Cemile, evin kapısında… “Benim ocağımı yaktılar, onların ocağı da yansın. İki tane göbeli var, birisi engelli… Ocağına ateş düşsün, elinden ekmeğini aldılar. En büyük çocuğumdu. Çocuklarıma babaydı, bana bile babaydı o.. O geldi mi dünyalar benim olurdu. Dünyamı aldılar elimden…”

“Bu ayrılık sana da mı kar etti, ağla gönül ağlanacak zamandır, zalım ölüm gülüşümü zor etti, ağla gönül ağlanacak zamandır, kıymaz idi bir kuru yaprağa, hiç aklıma getirmezdim ölümü, meğer ecel yaman büktü belimi, ağla gönül ağlanacak zamandır…” Bir ananın evladını, dünyasını aldılar. Daha kaç canımız gidecek?..

Geceleri gülmek yasaksa bize, yasaksa gülmek bize şehirlerce... Geceleri de değiştiririz, şehirleri de...* Ertesi gece, işçilerle dayanışma gecemizde Hamdullah’ın arkadaşı Kemal haykırdı: “Bu direnişte biz işçiler, yapabileceğimiz her şeyi yaptık. Bir canımız kalmıştı vermediğimiz onu da verdik. Daha dün toprağa koyduk arkadaşımızı…”

“Ölmek var, dönmek yok” birileri için bir slogandı alt tarafı… Ama, Hamidolar için bir sözdü, namus sözü… Şalteri indiremeyenlere karşı da… Hükümetin tehdit ve şantajlarına karşı da... Bir namus sözüydü. Hamdullah Uysal, işte bu sözü, uğruna ölecek kadar ciddiye aldı. “Ben Ankara’da kalırım, hiç gitmem artık” diyen de oydu. Açlık grevinde giydiği kefenin üzerine “Ölüm değil beni korkutan, çocuklarımın geleceğidir” yazan da oydu. Çocuklarının geleceğini, güzel günleri göremeden giden de o oldu. Konfederasyonların 27 Mayıs’a ötelediği genel eylem kararına yuh çeken de oydu. TEKEL direnişinin en kritik günlerinde 26 Mayıs’ta görüşürüz diyenlere de, 4-C’ye imza atanlara da kırgın gitti Hamido… “Genel grev kararı bekliyorduk. Hepsi hepsi bir gün!... Sadece bir günlük genel grev kararı!..”
Dün, Danıştay’ın 4-C uzatma kararına "Hamdullah Uysal'ın gözü arkada kalmamıştır" diyen Türkel’e de, "Hamdullah Uysal ölümsüzdür" sloganı atıp resmini havaya kaldıran arkadaşlarına da sesleniyorum: Hamido’nun gözü hepinizin üzerindedir!..

Hani o, 70 gün boyunca direniş alanını terk etmeyen, “Güvenlik için dolaşıyorum, sarhoş ayaklarına polis gönderiyorlar buraya” diyerek çadırların güvenliği için uyumayan, ölümüne kadar da bu görevi gönüllü sürdüren, direnişin ilk açlık grevcilerinden, gidişatı beğenmeyen, direnişi büyütecek, işçilerin moralini yükseltecek eylemlerin devreye sokulmasını isteyen, “sanki direnişi sönümlendirmek için toplanıyorlar” diyerek sendikalara kızan, “4-C’ ye imza atmayacak, kararlı 3000 işçiyle yapamayacağımız eylem yoktur. Başarı, bedel ödemeyi göze alanlarla sağlanır” diyen Hamido’nun…

Gördüklerinizi hiç unutmayın göreceklerinize ayna tutacaklar onlar… Yıkılmanızı bekleyecekler hepsi de bayramlarda şeker yerine hile dağıtılacak o gün yıkılmayın ve sarılın birbirinize... Umudu kesip de incinmeyin sakın. Ruhunuzu sızlatan yoklukları gömün karanlığın dipsiz çukuruna tutunun ki zincirin en zayıf halkasına –ki ben ona umut adını verdim- çığlığını taşısın ırmaklaşan yüreğin...

Direnişin o yiğit karanfilini unutmayın. Bugün başkanlar toplanırken siz de toplanın… Direnişinizin simgesi çadırlarınıza da, onurunuza da, Hamido’ya da sahip çıkın. Kararlı 3000 işçi, Hamido’nun vasiyetidir. “Genel grev kararı bekliyorduk, sadece bir günlük genel grev kararı!..” sitemi, Hamido’nun vasiyetidir. “Başarı, bedel ödemeyi göze alanlarla sağlanır” sözü, Hamido’nun vasiyetidir. Sadece uykusuz geceleri, alınteri ve emeğiyle değil, kanıyla canıyla mücadele eden karanfilinizi unutmayın! Ve unutmayın: Biz haklıyız, biz kazanacağız! Dün coşkuyla haykırdığınız gibi… “Kavga bitmedi, daha yeni başlıyor!” Kalan 5 bin arkadaşınıza Türkel’in yaptığı 4/C'ye geçmeme çağrısına güç verin. Verin ki, Hamido kavganızda yaşasın.

“Ölenlerin adını unutmayın, türkülerin, meydanların… Bırakmasın onlar sizi… Bak işçi tulumu giymiş umut!..” Olacaksanız bir şey, işçi sınıfı kahramanı olun! Olacaksanız bir şey, Hamdullah Uysal olun!

[email protected]

* Kıvılcım Vafi, UZUN ÖMÜRLER ŞEHRİ, Nitelik Yayınları, 1984

Belma Nur Kartal 'ın Son Yazıları