Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Belma Nur Kartal

Gün, Günlük Günüdür BELMA NUR KARTAL (Samsun)

Yayın Tarihi: 07.05.2021 , 23:36 Güncelleme Tarihi: 07.05.2021 , 23:36

15 Temmuz - Sevgili günlük, şükür kavuşturana... Aylardır beklediğim açıklama nihayet dün yapıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı, günlüklerin Ergenekon iddianamesinin dışında tutulacağını, sivillerin şimdilik tırsmadan günlük tutabileceğini açıkladı. Ben de savcı fikrini değiştirmeden bütün dış gezilerimi iptal edip, Samsun'da neler olup bittiğini günü gününe takip edip günlük tutmaya başladım. Ne demiş atalarımız evrensele yerelden varılır.

16 Temmuz- Enternasyonal'in Pierre Degeyter tarafından marş olarak bestelenişinin yıldönümü. Samsun'daki bütün sendikaları arayıp Enternasyonal marşının ilk kıtasını okudum İkinci kıtasını da okuyacaktım ama telefonu yüzüme kapattılar. Sonra televizyonu açtım ki kimi göreyim milletimin vekili Suat Kılıç, Bafra'nın Dededağ köyünde tütün diziyor. Mevsimlik işçi olarak mı çalışıyor acaba diye düşünürken, Kılıç ansızın okul yaptıracağını müjdeledi. Tütün dizerken, uhrevi bir sesle "Bu köyden bir öğretmen, bir doktor, bir de mühendis çıkmalı mutlaka" dedi. "Milletvekili de çıksa olmaz mı vekilim?" diye soran köylülere çok sinirlendi ve "Sizi milletin efendisi yapacağız dedik, tepemize çıktınız. Oturun oturduğunuz yere, size okul mokul yok!" deyip elindeki tütün iğnesini köylülere fırlattı.

17 Temmuz- Resim sanatında Kübizm akımının doğduğu bir güne gözlerimi açtım. Bu tarihi günü en sevdiğim ressam Kenan Evren'le paylaşmak istedim. Evren'i aradım, "Paşam, Avignonlu Kızlar tablosu size neyi hatırlatıyor?" diye sordum. Ben Picasso yanıtını beklerken, "Sahilde Marmarisli Kızlar tablosunu yapıyorum netekim, Avignonlu kızlar gelince haberim olsun" dedi. İçimden Savcı Öz'ü arayıp darbeci arıyorsanız Kenan Evren'i alsanıza demek geçti ama "Utanmıyor musun 90 yaşındaki adamla uğraşmaya?" der diye vazgeçip gazetelere göz attım. Gazetede, Samsun İlkadım Belediye Başkanı'nın, Emekli Astsubaylar Derneği üyeleriyle kahvaltı yaparken, "TSK'dan emekli astsubaylarımızla daha değişik toplantılarda bir araya gelmek istiyoruz" sözleri dikkatimi çekti. Ne gibi toplantılarda mesela? Başkan ne demek istiyordu? En son toplananlar, Ergenekon'a bağlanınca insanın kafası karışıyor tabii...

18 Temmuz- Aha!.. Bir kişi daha keneden öldü. Samsun'da kenenin ısırdığı 80 kişiden 31'inde KKKA hastalığı pozitif çıktı. OMÜ'de tedavi gören 3 Çorumlu, 2 Amasyalı, 2 de Samsunlu bu şerefsizin yüzünden öldü. Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığından Türk milletinin bir an önce kurtulması için gece gündüz dua ediyorum. "Allahım, memleketin başına musallat olan bu kan emicileri, bu keneleri topraklarımızdan uzak tut..." Annem endişeli gözlerle etrafına bakınıp beni uyardı. "Sus kızım, yerin telekulağı vardır, bir duyan, yanlış anlayan olur."

19 Temmuz- Günlük işi canımı sıkmaya başladı artık. Evdekilere Urfa yöresinden bir bozlak okuyup dışarı attım kendimi. İlk işim, yeni açılan ekolojik pazara gitmek oldu. Ne göreyim Sayın Valim de pazara gelmiş, millete ekolojik tarımın çevreye saygılı bir tarım yöntemi olduğunu anlatıyor. Valimize Tekkeköylülerin, mobil santrallerden tarladaki ürünlerinin yandığını, köylülerde de kanser vakasının arttığını anlattım. Valimiz ise " Ne yaparsın kader!. Dünya fani, ölüm ani" diyerek beni teskin etti ve pazardaki stantta sergilenen bir topacı eline alıp ipe sardı ve yere atarak dönmesini izledi. Topacı uzun süre döndürünce pazardakiler valiyi alkışladı. Hey gidi Muammer Güler, hey!... Topaç mopaç çevirmezdi ama bir önceki valimiz de iyi, efendi, kendi halinde bir adamdı aslında. Nolduysa İstanbul'a gittikten sonra oldu. Sinirlerini bozdular adamın tabii... Yok 1 Mayıs'ta Taksim'e çıkacaklarmış, yok efendim Tuzla'da işçiler ölüyor diye nümayişlere kalkışmak... Ah bu solcular yok mu!... Güler'i gülmez ettiler... Solcular dedim de aklıma geldi. soL Genel Yayın Yönetmeni haber göndermiş, "Günlük münlük yazmasın. Gelsin fikir teatisinde bulunalım. Oturup konuşalım" demiş.

20 Temmuz- Genel Yayın Yönetmeni'ne bir haber de ben gönderdim. "Eşkıyayla masaya oturmam" dedim. Küresel ısınmaya dikkat çekmek için Samsun Büyükşehir Belediyesi'nin düzenlediği 'Çevremiz ve Sağlığımız İçin Pedal Çevirelim' şenliğine katılmak istedim ama anne tarafından Rum olduğum için pedal çeviremedim. Çünkü, bisiklet turuna katılan 30 kişilik ekip Amerikalı ve Türk bisikletçilerden oluşuyordu. Elin Amerikalısı, çevreci ayağına benim memleketimde pedal çevirsin, sen de dönen pedalları izle... Amerikan emperyalizmine bağımlılığımızda memleketin geldiği nokta beni dehşete düşürdü. Artık Amerikalılar olmadan memlekette pedal bile çeviremiyoruz. Kahrolsun Amerikan emperyalizmi ve yerli işbirlikçileri!..

21 Temmuz- soL Genel Yayın Yönetmeni'nden yeni bir haber geldi. "Eşkıya onun babasıdır!" demiş. Yıkıldım tabii... Bir günlük yüzünden kalp kırmaya değer mi? Hislerimle baş başa düşünürken, AKP Samsun Milletvekili Suat Kılıç aradı. "Tekkeköy- Gelemen'e tersane yapıyoruz. Muhalefet partileriyle sivil toplum örgütlerini de aradım az önce. Lütfen heyecanıma ortak olun Belma... Uzunluğu bin 800 metre olacak olan mendirek inşaatında 350'nci metreye ulaştık bugün. Tekkeköy- Samsun arası 10 kilometrelik bir mesafe. Altında arabası olan herkesi Gelemen'deki mendireğin boyunu görmeye davet ediyorum" deyince ben de heyecanlandım. Arabaya atlayıp gidecektim ama ruhsuz annem izin vermedi. "Bir gidersin bacaklarını kırarım! Sana ne elalemin mendireğinden? Burayı Tuzla'ya çevirecekleri için mi heyecanlanıyorsun?" deyiverince bütün şevkim kırıldı. Kör şeytan, bu kadını Ergenekoncu diye ihbar et diyor.

22 Temmuz- TMO'nun önündeki ucuz pirinç kuyruğuna girdim. Çok heyecanlandım. 12 Eylül öncesi tüp gaz ve yağ kuyruklarına benzeyen bu uzun kuyruk beni yıllar öncesine götürdü. Ne günlerdi be!... Beklerken canım sıkıldı, kuyruktaki emekli dul ve yetimlere "Bu işbirlikçilere ucuz pirinç kuyruklarında telef olmak için mi oy verdiniz?" diye seslenerek sosyal mesaj vermeye çalıştım ama beni anlamayıp kuyruktan attılar. Daha da feci bir şey oldu. Günlük işim bitti, Genel Yayın Yönetmeni beni soL'dan attı. Tek şartla affederim onu. Ya Fuzuli'nin Su Kasidesi'nin 32 beytini ezberleyecek ya da Küba'ya bir haftalık tatile gönderecek beni. İşte o kadar!... Saçma ey göz eşkden gönlümdeki odlare su, kim bu denlü dutuşan odlare kılmaz çare su?...
[email protected]

Belma Nur Kartal 'ın Son Yazıları